27 Şubat 2017 Pazartesi

CEBİNİZDE HARİTA 🌍, ROTANIZDA ASİLAH 💙 (FAS) OLMALI

Tırtılım ASİLAH' ta KELEBEK oldu =)

ASİLAH, Tanca' ya 45 dakika, en fazla 1 saat mesafe uzaklıkta mis gibi bir yer. Her sokağında sanat var. Tablolar, kumaşlar, bileklikler, küpeler, şapkalar, duvar boyamaları, dekoratif saksılar, tarih...
 Var da var. Mavi&Beyaz bir güzellik.💙
EVİN DUVARINA BAHAR GELMİŞ.
Konaklamak için ev kiralanabildiği gibi oteller de var. Eğer ki kalabalık bir aileyseniz tabii ki ev kiralamak çok daha ekonomik. Pazarlık yapmak ise şart. Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Arapça bu dillerden birini konuşabiliyorsanız büyük avantaj. Yabancı dil bilmiyorsanız kağıt üstüne rakam yazarak fiyatta  pazarlık işlemini halledebilirsiniz. 

27 Şubat Ressamlar Günü Kutlu Olsun 💙💚💛💜
Bu arada bilmeyenler için OKUNUŞUYLA Fas' ta kullanabileceğiniz en basit fakat en çok kullanılan kelimeleri yazayım:
Hayır "LA",
Evet "NAAM veya EE", 
Teşekkür ederim "ŞÜKRAN", 

Tur şirketi ile geziye katıldıysanız dil sıkıntısı zaten olmaz da tek başınıza yollara düştüyseniz ve dil bilmiyorsanız size tavsiyem yanınızda Fransızca, İngilizce, Arapça bir sözlük bulundurmanız. İşin içinden çıkamaz ve yardıma ihtiyaç duyarsanız  blog yazımın altına yorum yaparak bana ulaşabilirsiniz. Yardımcı olmaya çalışırım elimden geldiğince, imkanlar elverdiğince.😉

SAKSILARIN GÜZELLİĞİNE BAKAR MISINIZ?
FES BAŞIMA FES BAŞIMA.

Asilah büyük bir yerleşim yeri olmadığı için saatlerinizi almaz. Sakinliği, enerjisi sizi hayran bırakır ve tüm gününüzü burada geçirmek istersiniz. Yol boyunca deniz ürünleri yiyebileceğiniz çok güzel salaş restaurantlar, oturup dinlenebileceğiniz cafeler mevcuttur. Her sokağı sanat kokan bu güzel yerleşim yerine aşık olabilirsiniz. ❤😍

ASİLAH' TA BİR CADDE

Gayet temiz, geniş caddeleri var. Ara sokaklar da aynı şekilde çok temiz. Asilah' a her gidişimizde çok sayıda turist ile karşılaşıyoruz. Özellikle yazın. Şehrin girişinde, sahil kıyısında fayton durağı var. Asilah' ı sahil boyunca gezdiriyor. Fiyatları bilmiyorum fakat yine pazarlık yapılmalı diye uyarayım.

Büyük beyaz taksiye binecek olursanız altı kişi alıyor ve kişi başı ücret ödeniyor. İsterseniz taksi şoförünün gün içinde size hizmet etmesini de sağlayabilirsiniz.  Taksi şoförleri dönüşümlü çalışıp, belli bir saatte taksiyi diğer şoföre teslim ettiği için belli bir süre zarfında size hizmet verebilirler. Mesela Tanca' da saat 15:00 olduğunda taksi şoförünün vardiya değişim zamanı olduğu için yolcu almaz.

 Yolcu sayısını üçle sınırlayan diğer taksiye binerseniz de taksimetreyi açtığına ve sıfırlamış olduğuna dikkat edin. Eğer ki sizden önce bir yolcu aldıysa taksimetreyi sıfırlayamaz. Sizin burada dikkat etmeniz gereken taksiye bindiğiniz an itibariyle taksimetrede yazan tutarı not etmeniz. Bir önceki yolcunun gittiği yolların ücretini de ödemeyin 😄 Amacım burada insanları kötülemek veya kaba tabiriyle şoför turisti öpüyormuş izlenimi vermek değil, yanlış anlaşılmasın fakat tedbirli olmak iyidir. Fas' a ilk geldiğim senelerde taksiye tek başına binip, eve dönmüştüm. Şehir merkezinden eve geliş ücreti en fazla 17 Dirhem tutuyordu fakat taksi şoförü verdiğim 100 Dirhem in üstüne yatınca olanlar oldu. Ne mi yaptım? Taksinin kapısını açtım," HARAMİ!" yani hırsız diye avaz avaz bağırdım. İngilizce "PARAMI VER!" diye de ekstradan kafasını şişirdim.😠😒 Taksinin yolcu alması gerekiyordu. İnsanlar da benden yana olunca adam paşa paşa paramın üstünü geri çevirdi. Ben bunu yaşadım diye siz de aynısını yaşayacaksınız demiyorum fakat yaşama ihtimalinizi sıfırlamak istiyor olabilirim 😂 Kısaca tecrübem yaz dediği için yazdım.


Duvarların güzelliğine dayanamayan ben, konu mankenlerini devreye soktum. 
Fas, Arap ülkesi olabilir fakat insanlar birbirine karışmıyor. Kapalı kişiler de açık kişiler de denizde kendi tarzı giyimiyle  yüzüyor. Denizde gönül rahatlığı ile yüzmek mümkün yine de güvenlik ve rahatlık açısından halk plajlarını değil de özel plajları tavsiye ederim. Gün batımını deniz kenarında oturup izlemek te en büyük keyif.🌅

Keyif insanının hali böyle oluyor

Ola ki yolunuz Fas' a düşerse cebinizde Fas haritası, 🌍 rotanızda muhakkak ASİLAH olsun. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ELARABY


25 Şubat 2017 Cumartesi

TANCA - LA GIRALDA CAFE

GARGAMEL VE AZMAN FAS' TA. =)

Uzun zamandır evin civarından uzaklaşmadık. Havalar soğuktu, kızımız diş çıkarıyordu derken zaman geçti. Cuma günü eşimin izinli olması ile "HADİ KALK, GİDELİM" dedim ve sevdiğim bir mekana gittik.

GAYET GENİŞ BİR CAFE. 

LA GIRALDA CAFE. İspanyolca bir isim. Bu mekanı bilmeyen biri için bulunması pek te kolay değil. İki giriş kapısı var fakat ikisi de "BEN BURADAYIM" der gibi değil. Burayı keşfetmiş bir Türk ailesi (Mehmet Bey ve Gülşen abla) sayesinde öğrendik biz de. 

Uygun fiyat,  kaliteli servis , güler yüzlü garsonlar ve temiz bir ortam. İçeride sigara içmek serbest fakat camlar hep açık. Yine de sigara içmeyen birini rahatsız edebilir. Manzara, dekorasyon ve ortamın enerjisi beni çekiyor. Ayrıca zamanı iyi seçerseniz  (cuma namazı saati, hafta içi veya hafta sonu sabah saatleri ) sigara içen kişiye denk gelmeniz neredeyse imkansız.

LA GIRALDA CAFE

Kapalı mekanlarda çekim yapmak biraz sıkıntılı olabiliyor. İnsanlar doğal olarak çektiğiniz fotoğraf ve video kayıtlarında görünmek istemiyorlar. Bu nedenle salonun tamamını çekemedim fakat bu mekanda daha önce çekmiş olduğumuz resimler buldum. 

NANE ÇAYI 



Fas' a gelirseniz nane çayını denemenizi tavsiye ederim."Az şekerli olsun" demeyi ihmal etmeyin. Ben nane çayını  içmeyi denedim fakat sevemedim. Belki siz seversiniz. Evde denemek isterseniz nane çayı nasıl yapılır arkadaşıma kısa tarif verirmiş gibi yazayım:

Çaydanlığa 2 tatlı kaşığı yeşil çay koy, üstüne bir bardak kaynar su dök, üç dakika bekle.
Kaptaki çayı bardağa dök. Kabın içine tekrar bir bardak kaynar su dök, çay kabını çalkala, içindeki çayı başka bir bardağa boşalt ve lavaboya dök. (O içilmeyecek. )
İlk bardaktaki çayı kaba tekrar boşalt ve üstüne taze kesilmiş, yıkanmış naneler(iki avuç içi dolacak kadar), iki.tatlı kaşığı şeker, üstünü geçecek kadar kaynar su ilave et. Ocağa al.  Çay keyfe gelip oynamaya başladığında ocaktan al.

Bir püf noktası daha var. Çayı içmeden önce bir bardak çay döküp onu çay demlediğin kabın içine tekrar al.  Daha sonra bardaklara döküp içebilirsin. Bu kadar basit. Umarım anlaşılır olmuştur.

Türk kahvesinde köpük olmazsa olmaz gibi bir kural  nane çayı için de geçerli. Fas' ta bu nedenle çayı biraz yüksekten  bardaklara  döküp, köpüklü servis ediyorlar.

Videoda sümüklü böcek demiştim ama aslında salyangoz Fas' ta halzun (halezon) bu ülkede yol boyunca satılıyor. Bana göre kokusu çok kötü olan bu yiyecek eşimin ve burada tanıdığım bazı kişilerin düşüncesine göre Fransız kültüründen Fas' a yerleşmiş. Fas halkının çoğu da severek tüketiyor. Ben yemedim, yemeyi de düşünmüyorum. Tanca' ya olur ya gelirseniz ve denemek isterseniz şehrin göbeğinde, deniz manzaralı bir yer var. Yolumuzun üstünde denk gelince onu da çekmiş bulundum.


Yol boyunca araç içinde ve yürürken çekimler yapmaya çalıştım. Aracın camını silmeyi unutmuşum. En azından yan camlardan çekim yaparken camı açsaydım iyi olurdu fakat olası bir hırsızlık yaşama riskini alamadım. Fas sokaklarında veya camı hafif aralık  aracın içinde elinizde telefon veya kamera varsa dikkatli olmanız gerekiyor. Aracın içinden yaptığım çekimlerde zaman zaman toz bulutu ile karşılaşırsanız bu da benim kusurum olsun artık.

KAHVENİZİ ALIN, TANCA' YI GEZDİRİYORUM.
Vakti zamanında Fas' ın Tanca şehrine iş amaçlı gelmiş, buraları özlemiş Türkler varsa selam olsun.  LA GIRALDA CAFE videosunu İZLEMEK için buraya tıklayın:https://www.youtube.com/watch?v=SSBwHJinPuc

İyi seyirler,

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY


22 Şubat 2017 Çarşamba

TANCA - CASABARATA VE CAP SPARTEL' İ GEZDİRİYORUM

CASABARATA' YA GİDEN YOL DA PEK EĞLENCELİ

Tanca' da yaşamanın fırsatlarından biri de İspanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya gibi ülkelerden  gelen gıda, tekstil ve çeşitli ürünlere ulaşım kolaylığı.  Casabarata denen yerde ne
ararsanız bulabilirsiniz. Geniş bir alana kurulmuş salaş, süper bir pazar. Dağınık gibi duruyor fakat değil. İlk zamanlar pazarda yolumu, yönümü kaybedip aynı tezgahın önünden iki defa geçtiğim bile oldu. Şimdi alıştım.

Resimde gördüğünüz iki tulumu Casabarata' dan aldım mesela. Orijinal değil mi? Özellikle iskelet olan :)


30 MAD, 10 MAD fiyata bebek ve yetişkin kıyafetleri var. Belki ikinci el fakat Fas' ta satılan klasik kıyafetlerden farklı ve tarz. Açıkçası herkesin üstünde olan standart kıyafetlerden giymektense bu tarz bir alışverişi tercih ediyorum. CASABARATA ismi İspanyolca dan gelmekte. Casa, 'ev', barata ise 'baraka'  demek.


Pazarın içinde video çekimi yapmak, görüntü almak biraz sorun olabiliyor. Esnaf bu konuda biraz hassas o yüzden elimden geldiği kadarıyla çekim yapabilmiştim.Fas' ta aşure gününde çocuklara bebek, darbuka vs. hediye ediliyor. Bu video çekimi de aşure zamanına denk gelmişti. Büyük şans. Renkli bir ortamdı.

Çocukluğumun vazgeçilmezi darbukaya zaafım var. Ben de iki tane satın aldım. Seneye de diğer müzik aletlerinden alacağım. Hepsi el yapımı ve rengarenk. Tek kelime ile MUHTEŞEM. Kızımın da darbuka çalmaya yeteneği olduğunu ayrıca belirteyim. İzlemek için CASABARATA video linki :


renkli bir Casabarata videosu oldu. 

Cap Spartel keyfi :)

Tanca' da en sevdiğim mekanlardan biri de CAP SPARTEL. Şehir merkezine uzak, yeşilliğin içinde muhteşem manzara karşısında kahvemi yudumlamaktan keyif aldığım bir mekan. Aracı olmayanların gelemediği veya büyük beyaz taksiye 200 MAD ödeyip, taksi şoförünün verdiği kısa zaman dilimini değerlendirip kafa dinlediği harika bir  mekan. Kısacası elini sallayan gelemiyor. Bu nedenle nezih ve görülesi bir yer benim için.

İki katlı Cafe&restaurantın olması da bu güzel manzarayı doya doya izleme fırsatı sunuyor. Fiyatlar gayet normal ve temiz bir mekan. Garsonlar kibar, servis kaliteli. Deniz Fenerine giriş ise  maalesef yok. Turist otobüslerinin muhakkak uğradığı bir mekanda deniz fenerinin hizmete açılmaması ne büyük kayıp. İzlemek için  CAP SPARTEL video linkini tıklayın:

                                      
İyi seyirler.
Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ELARABY

15 Şubat 2017 Çarşamba

RUHU GÜZEL İNSANLARIN SİHİRLİ ELLERİ VARDIR. ❤👑


GÖRSEL MONICA CARRETERO' NUN ESERİDİR. 
Yeni günün ilk dakikalarında başladım yazmaya. Gecenin enerjisine kayıtsız kalamadım ve geceye yazıldım. Masamda eşimin aldığı muhteşem çiçek aranjmanı, kahvem, hediye gelen bir mum, Marakeş' ten aldığım diğer mum ve el işi güzel kap. Kahvem, kulağımda kulaklık ve Adele 'Hello' diyerek ruhumda dolaşıyor. Bir insan işini yaparken işin içine tüm hücrelerini kattığında nasıl da fark yaratıyor. İşte Adele buna örnek bir sanatçı. 




Zaman zaman youtube kanalında gezinir, video izlerim. Bir gün Sergül' ün alışveriş videosunu izledim ki normalde o tarz videolar izlemekten keyif almam. Sergül diyorum da kız ile tanışmışlığım bile yok. Ayrıca belki tanımıyor olabilirsiniz. Sergül Kato Japonya' da yaşayan, çok sevimli bir Japon  beyefendi ile evli animasyon karakteri gibi güzel bir Türk kızı. Ola ki tanıdıklarından okuyan olursa veya kendisi yazıma denk gelip, okursa Fas' tan selamlar. Çok tatlı bir ses tonu var. İnce ruhunu da ayrıca seviyorum. 

Sergül' e bir t-shirt hediye gelmiş, üstünde 'nihi' yazıyordu. Nihal Harmanlı. Bazen bir kişinin ürettiği sizin ruhunuza işler. Sihirli bir etkisi vardır hani.  Instagram hesabımı yeni açmıştım. Nihi' yi takibe aldım ve tüm ürünlerini inceledim. Aslında uzun zamandır varmış fakat ben yeni denk gelmişim. "İçinizdeki çocuk ruhunuzu koruyun" derler. Sevgili Nihal Harmanlı bunu başarmış güzel insanlardan biri. Üreten ve her hücresiyle işin içine dahil olmuş. Sırf mutlu olmak için bile sayfasını takip edebilirsiniz. Negatif tek bir şeye denk gelemezsiniz. 
Buyurun inceleyin nihi' nin ınstagram hesabını : https://www.instagram.com/harmanli/?hl=tr

İKİMİZ DE ÇİKOLATA SEVİYORUZ. 
 
Çikolata hayatımın merkezinde yaşar. O denli çok severim. Nihi "She, the chocolate lover" çizimini paylaşır paylaşmaz ablama ulaştım. Benim için sipariş vermesini rica ettim. Bir kupa satın aldım ama bir kupadan çok daha fazlası benim için. Haziran belki Temmuz ayında Türkiye' ye gideceğiz. O zamana kadar ablamın evinde misafir olacak çikolata seven nihi kızı

Baktım ülkeme gitmek için çok zaman var nihi' nin  çikolata seven kızını yazıcıdan çıktı aldım ve mutfağıma astım. Mutfağa girmek için bir sebebim daha oldu. Abartıyor muyum? Hayır. (Bu arada kadınlar günü, anneler günü ve doğum günüm şerefine bir de Gazete Şapkalı Çocuk t-shirt ü satın aldım)

Gazete Şapkalı Çocuk  ❤👍

Evlat gibi sevilesi 😍
FAS' TA DA YOK YOK YANİ. ALMAN ÇİKOLATASI BULDUM ŞİMDİ DE.
Nihal Harmanlı' yı şahsen tanımıyorum fakat çok başarılı buluyorum. Reklama ve bu blog yazısına hiç ihtiyacı yok. Ayrıca kendisi ile şahsen tanışmışlığım da yok. Sadece yazmak geldi içimden. Belki tanımayanlar vardır. Tanıştırmak istedim.Tanıyın istedim.

nihi kızı Bursa' da beni bekliyor. 
 Anneler günü, doğum günü, babalar günü tüm özel günler için her bütçeye uygun güzel ürünleri var. Defterlere bayıldım mesela. Kupalar da harika. SOYADIM (ELARABY) çok zengin fakat orta bütçeli biriyim. Gönlümün zenginlikte sınırı yok o ayrı konu tabii ki.  Bir gün Evren soyadımın hakkını verir ve beni şu zengin Araplardan yaparsa (Bu arada Türk' üm. Eşim Fas' lı :)  nihi' nin tasarladığı her ürünü alacağım. İnsanın ömrüne ömür katar. Ellerine ve emeğine sağlık nihi. Senin ince ruhunu ve içinde sürekli üreten o güzel çocuğu seviyorum. 

Monica Carretero' dan bir güzel görsel daha

Yine tasarımlarına ayıla bayıla baktığım fakat kredi kartı kullanmadığım için alışveriş yapamadığım bir İspanyol Tasarımcı var. Mónica CarreteroO, bir efsane. Nihi' den çok önce tanıyorum kendisini. Şahsen değil tabii, sadece facebook sayfasından yaptığı paylaşımlardan. Çizimleri o kadar detaylı ve hayat dolu ki... Dünya' da ne kadar güzel insanlar var diye düşündürüyor. Ülkelerin başlarına böyle güzel insanlar geçse insanlık mutlu, huzurlu yaşar. Buna yüzde yüz eminim. Instagram hesabından paylaşımları fazla değil fakat facebook sayfasını takip edebilir veya inceleyebilirsiniz. Tavsiye ediyorum, muhakkak bakın.


Kendisi ile bir gün tanışacağımı biliyorum. Hissettiğim çoğu şey (%90) gerçek olur. O zaman ondan da hatıra ürünler alacağım evime. İspanya ki feribotla 35 dakika uzağımda... Hamilelik, doğum, harcamalar ve tatil seçeneği şansım olduğunda hep Türkiye' den yana kullanmam ile hiç İspanya' ya geçemedik. İnanıyorum ki o da bir gün gerçekleşecek. Vakti zamanı gelince. 2014 Yılının Ramazan ayında İspanyolca kursuna gitmiştim fakat pek öğrenemedim. Hızlandırılmış turda eğitim verilmişti maalesef. Biraz İspanyolca çalışsam fena olmaz hani. M. Carretero ile  karşılaştığımda Türkçe konuşacak halim yok ya. Çat pat ta olsa İspanyolca konuşmak isterim doğrusu.


BUNU DA BEN YAPTIM. Arkadaşıma hatıra...
Biraz da kendime geleyim. Aileden miras el sanatı yeteneklerine sahip biriyim. Fas' tan aldığım kumaşları bir projede değerlendirip, valizime atıp instagram hesabımdan ( sayılı miktarda )satışa sunmayı düşünüyorum. Bir de üretilmiş bir ürünü ARGAN YAĞI ve ARGAN ŞAMPUANI bunları da Fas' tan Türkiye' ye sayılı miktarda getirip, instagram hesabımdan normal bir fiyata satışa sunmayı düşünüyorum. Tabii ki bunlar tamamen iyi bir niyet. 
Umarım kısmet olur. Bununla ilgili ınstagram hesabımdan paylaşım yapacağım.Takip için :  https://www.instagram.com/birsevda_fasli/?hl=tr

Nihal Harmanlı' nın ürün satış sitesinin linkini de paylaşmak istiyorum. Ola ki incelemek isterseniz işte burada: http://nihi.sopsy.com/

YOL & JOY

Ruhunu, iyi niyetini, masumiyetini yaptığı işe katarak üreten herkese selam olsun. İyi ki varsınız. Dünyanın iyilikten, güzellikten yana denge taşısınız. 

Kıymetli, güzel zamanından ayırıp bu yazıyı okuyan herkese çok teşekkür ediyorum.Sizler de iyi ki varsınız. Uyumayı değil yazmayı seçtim. Ben de iyi ki varım. Yazım ve imla hatalarım olduysa affola. Kupa kılıfının da verdiği mesaj gibi "Her yol ENJOY". Hayattan keyif almanız dileğiyle, sağlıkla kalın. 


Okuduğunuz için (tekrar) teşekkür ederim
Sevda ELARABY



12 Şubat 2017 Pazar

EROS OKÇULUĞU BIRAKTI



Kişi bir bütündür fakat büyük bir puzzle' ı oluşturan parçalardan da biridir aynı zamanda. Ruh eşi denilen şey puzzle görselini tamamlamak için (varsa sağ sol aşağı ve yukarı gelecek ) parçalardan birisi ile denk gelmektir.

Çoğu zaman bu kolay olmaz. Kişi ruh arkadaşı yani bütünü oluşturan diğer parçalardan birini bulabilmek için deneme yanılma yöntemi kullanır. Bazıları der ki benim ilk aşkım. başka kimse ile tanışmadım, çıkmadım, nişanlanmadım, evlenmedim, kimse ile kucaklaşmadım. O senin şansın veya şanssızlığın. Hiç denemediğin diğer insanlardan biri belki de en büyük aşkın olacaktı. Sana şans gibi görünen belki de senin şanssızlığındır.

Bütünü oluşturan komşu parçasını hemen bulmuş insanlardan değilim. Bu  da benim şansım veya şanssızlığım. Vakti zamanında  bilgisi, hayat tecrübesi, doğruyu yanlışı fazlasıyla tecrübe etmesi ve , yol göstermesine saygı duyduğum fakat hayat yolculuğu için doğru insan olmadığını sonradan fark ettiğim bir arkadaşım olmuştu.   Hayat tecrübelerini eğlenceli şekilde aktarması ilgimi çekmişti. Faydası dokunmuştu fakat ben onun iyisi değildim o da benim iyim değildi.

"Şarkı mırıldanır mısın?" diye rica etmişti. Sadece şarkı mırıldanmamı isteyip  hangi şarkıyı söylememi istediğini dile getirmemesi  onun için büyük bahtsızlık benim için büyük bir fırsattı. Romantik biri hiç olamadım. Hatta ve hatta romantik anların sihrini bozan biriydim. Söylediğim şarkıya gelmeden önce yaşanılası bir romantik atmosferi nasıl öldürdüğümü de paylaşmak istiyorum.


 Bir gün İstiklal caddesinde yürürken "Anlamazdın anlamazdın " şarkısı çalıyordu. ISSIZ ADAM filminin gösterime girdiği dönemler.  Hoş o filmi de hiç sevmemiştim. O ne biçim Issız Adam dı?  ANLAMAZDIN ANLAMAZDIN diye yankılanıyordu cadde. 'Ne kadar anlamlı, romantik bir şarkı" dedi arkadaşım. İçimden geldiği gibi davranmış, kendi sözlerimle devam etmiştim.'SEN BİR B.KTAN ANLAMAZDIN ' ve kahkahalarla gülmüştüm. Evet güzel bir şarkıydı fakat hayatın aktığı güzel bir caddenin enerjisi yapışmıştı üstüme enerji patlaması yaşamış, şarkının devamını a acayip tamamlamıştım.

Kişiye özel bir durum değildi romantizm. Zaten hayatımın hiçbir döneminde romantik değildim. Eşimi nişanlılık dönemimizde Fransa' ya  "Yar saçların lüle lüle hadi sana güle güle" diye uğurlamış insandım. Dönerse benim dönmezse elin misali... (dönmezse üzülürdüm açıkçası) Aşk acısı denilen olay benim bünyemde uzun süre barınamazdı. Bu arada hayatıma bağımlılık yapacak kadar dahil olduysa  tesiri aşktan daha etkiliydi.

Karşılıksız yıllarca aşkını sürdüren kişilere hep şaşmışımdır. Takıntıya dönüşen duygulardan da korkmuşumdur. Hepsine kolaylıklar diliyorum. Çok şükür ki bunları deneyimlemedim. Ya da beni çok derinden sarsmadı ki satırlara dökecek bir anı hatırlamıyorum.



 30' lu yaşların sonundayım. Eros çok defa ıskaladı ama bazen okuna hedef olduğumu da inkar edemem.  Romantizm ile ilgilenen mitolojik yaratık ta yıllarca beni ihmal ettikten sonra " Şu kızın doğasına  romantizm serpiştirelim artık" demiş olacak ki ufukta romantizmin ışığı görünüyor.

Burada konuyu toparlıyorum. "Şarkı mırıldanır mısın?" diye sorunca  "Olur." dedim. Devran Çağlar ın sesini taklit edip "Sahte sevgililer terk ettiğinde benim yokluğumu anlayacaksın..."  diye mırıldanmaya başlayıp daha sonra PARÇALARIM, YIRTARIM  modunda şarkıyı söyledim ardından KUDUR modunda potporiler ile finale bağladım. Ayrılığa giden yolun tabelası karşıdan görünüyordu sadece biraz daha yürümemiz gerekiyordu.



' Her ayrılık, başka bir başlangıç için fırsattır 'diye düşünüyorum ve yine hayatımıza konuk olan her insanın, bir nedenden ötürü hayatımıza dahil  olduğuna  inanıyorum. Hayatına konuk ettiği kişiden sevgili, flört, eş... roller ne olursa olsun  insan gibi ayrılmayı başarabilmiş ve halen arkadaş gibi görüşebilen kişilere imreniyorum. Buradan o dengeyi koruyabilmiş güzel insanlara selam olsun.

Geçmişte saygı ve sevgide kusur ettiğim, kırdığım, üzdüğüm,hisleriyle oynandığı hissi yaşattığım kişi&kişiler olduysa hepsinden ÖZÜR DİLERİM. Sonuçta herkes insan evladı. Herkes ana kuzusu. Kırmamak, üzmemek ve kimsenin hisleriyle oynamamak gerek. Anne olunca bunu daha iyi idrak ettim.

Tekrarlıyorum. Kırmayın, incitmeyin ve kimsenin hisleriyle oynamayın. Ettiğinizi bulursunuz,  Belki kendi hayatınızda değil ama kız kardeşiniz, ablanız hatta kızınız da görürsünüz.
ETME, BULMA DÜNYASI.


14 Şubat tarihinde ülkemde olsaydım ailem, arkadaşlarım başta olmak üzere tüm sevdiklerim ile zamanımı geçirirdim. Merhametli, sevecen canım eşim ve dünyalar tatlısı kızım ile geçireceğim yine sevgililer gününü. Sevdiklerinizle keyifli zaman geçireceğiniz bir 14 Şubat diliyorum. Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun efendimmm.


Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY


7 Şubat 2017 Salı

YEMİŞİM GURBETİ 🍴😌



Gurbetin güzel bir yanı olduğunu ŞİMDİLİK  düşünmüyorum. 😒

Yeni bir ülkede yaşamak fikri kulağa heyecanlı geliyor olabilir.  Hatta güzel bile olabilir. Ülkenizde olduğunuzdan daha mutlu bile olabilirsiniz. Bu biraz da şartlara bağlı. 💲👀

Örneğin gelişmiş bir ülkede ırkçılığa maruz kalmadan bir şeyler kazanıyorsanız para, bilgi ve görsellik gibi ne mutlu. Bir de  görüşebileceğiniz kafa dengi sayıca fazla  arkadaşınız  varsa muhteşem. Özlediğiniz  zaman uçak bileti alıp ülkenize  gidebilecek maddi imkanınız da varsa hayat size güzel. 😉

Benim gibi gurbeti gurbet olarak dibine kadar  yaşıyorsanız da işiniz zor. 💪
İş veya eğitim için değil evlilik tercihi ile gurbetteyim. Bu ülkede ırkçılığa maruz kalmadım fakat çok fazla sözlü taciz yaşadım. Eşimin FAS' lı olması da ayrı bir blog yazısı konusu. Hem gurbet hem de farklı kültürden biri ile yaşamak kısaca doktora ve üniversite eğitimini aynı zamanda yapmak gibi bir şey.😯🔫

Ülkede bölgeler arasında konuşulan dilde bazı kelimelerin değiştiğini gördüm.  Fransızca bilmediğim için pek te güzel olmayan İngilizcem ile iletişimde orta yolu bulma çabası veriyorum.  Kendi dilinizde çok rahat ifade edilecek cümleleri deyimleri başka bir dilde ne kadar aktarabilirseniz artık. 😞

Arkadaş edinme konusuna değinecek olursam Fas' lı arkadaşlarım oldu fakat hamilelik doğum sonrası derken iletişim koptu. Her ülkede az da olsa Türk' e denk gelirsiniz ama herkes ile görüşmek ve arkadaşlık kurmak o kadar kolay olmuyor. "Gurbetteyim aman ne güzel denk geldik" diye düşünüyorsun da karşı taraf aynı şekilde düşünmeyince büyük bir hayal kırıklığı  oluyor. 😔

Fas' ta yaşamaya başlayalı beş yıl oldu. Orta gelirli bir aileyiz. Kızımızın doğması ile masraflarımızın biraz daha arttığını söyleyebilirim. Durumu iyi olan Türk ve diğer ülke vatandaşlarının olduğu bir etkinliğe davet edildiğimde "İkinci çocuğu yap " gibisinden cümleler duydum.  Nasreddin hocanın da dediği gibi cepte para olunca rahat konuşuluyor.  😛


Hanım abla,  ben sen gibi zırt pırt Avrupa ve diğer ülkelere gezmeye gitseydim, evim 🏠evciklerim olup kira gelirlerim olsaydı, 'acaba buna gerçekten ihtiyacım var mı?' diye düşünmeden alışveriş yapma imkanım olsaydı, spor, masaj, yoga gibi hobilerimi gerçekleştiriyor olsaydım ve evimi temizleye gelen bir  kadın ayrıca sizde olup bende olmayan diğer imkanlar olsaydı belki senin dediğini düşünür ama yine de almazdım. Çocuk dediğin oyuncak değil. Sorumluluk, ilgi istiyor ve herkesin kapasitesi aynı değil  Benim bakabileceğim çocuk sayısı bir. ☝


Durum böyle olunca insan sayısının fazlalığı değil,  görüşebileceğiniz ve halden anlayan insan ihtiyacı doğuyor. Amacım kimseyi kötülemek değil fakat kendi ekonomik durumunun rahatlığıyla kurulan cümlelere tahammül edemiyorum. Görünen bir  köy var zaten hem de kılavuz istemeyen.👓

Az insan içinden en azı ile başbaşa kalıyorsunuz. Onların da hayat programında size ne kadar zaman kalırsa artık. Sonuçta çocukları büyümüş aktif anneler. Ben ise bebek büyüten yeni anne... En son bir arkadaşımla oturup muhabbet edeli iki haftadan fazla oldu. Yalnızım dersem kendime büyük haksızlık etmiş olurum.  'kendimle çok fazla kalıp kendimle çok zaman geçiriyorum' demek daha doğru olur. Bu da gurbette olduğumu manşet yazısı gibi yüzüme   çarpıyor. 😔

Ailemi görmeyeli üç yıl olacak. Riskli hamilelik, küçük bebek ile tek başına yolculuğa cesaret edemeyişim derken çok açtım mesafeyi... herkesin senede iki üç kez gittiği ülkeme gidebilmek için bilet ve yol parasını denk getirme çabamız ile bu sene sanırım ülkeme gidebileceğim.

Gurbeti sözlükteki anlamıyla yaşayan ve gerçek anlamda oscar ödülüne layık  gurbetçi diyebileceğiniz biri yazıyor bu satırları. 🏆

Dünya insanı güzel insan BARIŞ MANÇO
Yeni bir ülke ve kültür heyecan verici olsa da  gurbetin makyajsız yüzünün çok güzel olduğunu söyleyemeyeceğim.Verdiğim karardan pişmanlık duyduğumu söylemiyorum yanlış anlaşılmasın. Bir hayata aynı anda bir çok konu sığdırmak için imza atmışım. Bu da benim tercihim.

"Hemşerim memleket nire? Bu dünya benim memleket " diyebilmeyi istemenin neresi kötü? Umarım teneffüs ve oyun saatleri için de en az diğer seçimlerim kadar cömert davranmışımdır. 😮




İNSANOĞLU KUŞ MİSALİ...
Ailesinin  dibinden ayrılmayan veya ayrılamayan insanları düşünüyorum. Bir ağaç olup kök salmak ta güzel hani. Astrolojiye ne kadar inanırsınız bilemem ama boğa burcu insanı için 'sabit, değişiklik sevmez'derler. Külliyen yalan. Boğa burcuyum çünkü...

"Ağaç olup kök salmak" cümlesinden ziyade " İnsan kuş misali. Bir orada bir burada." cümlesini sevdim. Dünya insanı olmayı başarınca gurbet kavramının anlamını yitireceğini de düşünüyorum  sevdiğim insanlara duyduğum özlemler de olmasa...


Zorunluluktan veya istekli. Sebep ne olursa olsun ülkesinden uzakta yaşayan herkese selam olsun ve kolay gelsin. Kaybolmuşum gibi hissediyorum şu günlerde. Kendimi arıyorum. Bulursam size de haber veririm.



Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY 

Kelimeler KIYAFETSİZ Kaldı

EMRAH POTTER 😃

Tavuğu besleyip yumurtasını yiyen insanlar ile acıyı besleyip acıyla beslenen insanları aynı kategoride düşünürsek  acıyı bilmiyorum ama yumurtayı sekiz dakika haşladığınız taktirde sağ😅lık için faydalı olduğunu söyleyebilirim. 

Acı demişken acıların çocuğu Emrah ile de yolumun kesiştiğini biliyor musunuz?  Hayatınıza sihirli bir dokunuş yapmadan sadece aynı ortamı paylaştığınız sıradan insanlar gibi bir durumdan bahsediyorum. Ata Demirer in bir gösterisinde "Harry  Potter izleyemedik biz. Biz de Emrah Potter vardı. Emrah Potter ve acılar odası" diye mizah konusu yapılan şahıstan bahsediyorum. Ata Demirer' in dört dakikalık o videosunu izlemek isterseniz linki tıklayın: .



Emrah çalıştığım şirkete o dönem çekilen dizi filmde  bir sahne çekimi için gelmişti. Muhasebeye bağlantılı çalışmama rağmen danışmada da görevliydim ve otele gelen herkes ile iletişim halindeydim. O zaman zarfında  az da olsa sohbet etme fırsatı bulmuştum.  Sen gibi ben gibi ekmeğinin derdinde gayet düzgün ve mesafeli bir insandı. Ekşi sözlükte yazılanları okudum da gazetecilerin  varyemez, cimri gibi yakıştırmalarını çok masum buldum.

Varyemez veya cimri... Zenginin malı züğürdün çenesini hep yormuştur zaten. Zengin değilim ama  15 yıla yakın süren iş hayatım sonlandığında çalıştığım şirketten tazminat almıştım. Aldığım para merak konusu olmuştu.  Ayrıca patronum sağ olsun, alacağım tazminatı  çeklere bölünce benim gözümde para  'peach'  olmuştu. Yabancı bir ülkeye git - gel uçak bilet masrafları, banka kredisi ve kredi kartı borçları, kına gecesi etkinliği derken de para tükenmişti.  Halen merak eden varsa bilsin ki o paradan  kalan tek eser Fas' ta eve aldığım yürüyüş bandıdır. 

ÇOK ZALIMSINIZ VALLAHİ 

Yapılan alaycı şakalara rağmen aynı projelerde defalarca etkilenmeden rol alan Emrah' ın  şeker kız candy  ile sevgili görseli vardı.  Hatta Google da  kafasını 'O' harfi olarak kullandıkları bile olmuştu.  Bütün filmlerde anası bacısı kötü yola düştü.  Aynı türden rollere can verirken mizah konusu olmayı sindirmek sağlam bir psikoloji ister doğrusu. Helal olsun.


Acıyla beslenip sağlıklı kalan ayrıca üstüne de zengin olan tek insan sanırım Emrah. En azından benim tanıdığım tek insan. Millet dalga geçip gülerken adam emlak zengini oldu.
Gözümüz  yok Allah daha da versin. 

Emrah ı örnek  alıp acıyı sermaye olarak kullanabiliyor ve paraya çevirebiliyorsanız acıyla beslenin. Yapamıyorsanız proteinden zengin yumurta haşlayıp yiyiniz efendüm.

Hayatta bir yere gelemediyseniz nedenini bilin. Hayat, ayrıntılarda gizlidir. Mesela Emrah' ın annesi oğlunun sesi güzel olsun diye  Emrah' ın ağzının içine tükürmüş. 😂 Ne anneler var. Tükürüğü şifa gibi, sihir gibi.

Benim annem ne yaptı? Alfabede ilk üçe girmiş C harfini yapamadığım için YARIM SİMİT YAP naralarıyla bağırdı, beni ve ablamı salya sümük ağlattı. Emrah acılar odasında gözyaşı döküp para kazanırken, ben bedavadan gözyaşı döktüm.

Doğduğumuz gün tükürseydin ya ağzımızın içine Anne! Küçük Sevda olarak yanık türküler çığırıp gönüllere taht kurar,  Napolyon' dan daha güzel "PARA PARA PARA"  derdim. 
😃😄😭


Napolyon' a bak! Mübarek ERKEK VERSİYONUM gibi 😂 😅

Okuduğunuz için teşekkür ederim

Sevda ELARABY


4 Şubat 2017 Cumartesi

TAŞINMA VUKUATLARIMIZ / O -OH- OHA

ADAM BİZE  EV KİRASINI KIYAFET GİBİ GİYDİRDİ 😂
Evlilik işlemleri sırasında eşim Tanca' da uygun fiyata kiraladığı küçük bir evde kalıyordu. Türkiye' ye eşyalarımı toplamaya dönmeden önce maalesef orada bir hafta kalmışlığım var. Evlendikten sonra taşınırım zihniyeti ile kiraladığı külüstür daireyi gördüğümde eşimin kendisine ettiği zulme şaşırmıştım.  

Kapıcı dairesi ve bodrum katının çiftleşmesi gibi bir şeydi gördüğüm manzara. Mutfak yok, banyo yok. Daha önce kurbanlık hayvan kesmişler duvarda kan izleri var. Hayvan bağlasan durmaz. Eşim bütün gün işte olduğu ve geceden geceye yatmak için kullandığı için önemsememiş ama benim az kalsın kalbime iniyordu. Markete eşimle birlikte gitmemiz ve yanımda erkek olmasına rağmen adamların bakışı da cabasıydı. Yani ekmek almaya gidip eve geri dönememek vardı.  "Ben Türkiye' ye gidene kadar ev bakıp bu berbat semt ve yerden taşınıyoruz " demem ile ev bakmaya başladık. İlk taşınma maceramız işte böyle başladı. Daha sonra ise hızımızı alamadık.

 Fas' ta kiralar nasıldır? Hangi semtten ev bakılmalıdır? ... doğal olarak bilmiyordum. Eşim, yıllardır Kazablanka' da  yaşamış. Tanca hakkında pek fikri yoktu. Her sabah erkenden kalkıp emlakçı gezmek, internetten araştırmak derken Tanca' yı tavaf ettik. Ev dediğin  balkonlu, güneş gören, deniz manzaralı olmalıydı. Bir de uygun fiyatlı. Bir emlakçı isteklerimden ötürü benimle dalga geçmişti. Bir emlakçıda ev göstermeyi unutup eşime ne kadar güzel bir karın var demeye başlamıştı. 'Ev arama yolculuğu hapse götürdü' diye haber başlığı büyük puntolarla gözümün önünden geçiyordu. Ev ararken çok abudik gubudik insan tanıdık kısacası. 

ALLAH İÇİN MANZARA GÜZELDİ ❤
Sonunda deniz manzaralı, bahçesi olan, güneş gören, eşyalı bir oda bir salon epeyce tuzlu ev bulduk. 2011 Yılı Aralık  ayında  tuttuğumuz evin kirası 4500 MAD. Dirhem yani 1.666,93 Türk Lirası (internetten döviz dönüştürücüden bakıp, yazdım) ediyordu. Bunun bir de emlakçıya ödenecek tutarı vardı. Sahile sıfır, güzel bir yerdeydi. Otoparkı, kapıcısı, kamera sistemi vardı da vardı. Gönül rahatlığı ile taşındıktan ve sefasını çok kısa sürdükten sonra ben Türkiye' ye döndüm.

2012 Yılına girmeye sayılı günler kala  eşyalarımı alıp Tanca' ya temelli taşındım. Ne kadar manzara güzel olsa da eşim işe gittikten sonra zaman geçmek bilmiyordu. Mis gibi sahil dedim yürüyüşe çıktım, çıkmaz olaydım. O kadar çok laf atan, peşime takılan, arabası ile yanımda duran oluyordu ki korkuyordum. Acaba kıyafetimden mi, saçımdan mı,o mu, bu mu diye sorun bende mi diye düşünüp şekilden şekile girdim fakat değişen bir şey olmuyordu. Para verene kadar gitmeyen dilenciler ise en kötüsüydü.  

Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar kiracıya...
Eşim o dönemler vardiyalı çalışıyordu. Gece işe gittiğinde korkudan sabahladığım çok oldu. Büyük bir siteydi ve kapıcının kafası tahminimce  güzeldi. Bir de arkadaşları geldiğinde konuşmaları sitenin içinde yankılanıyordu. Sitedeki dairelerin tek gecelik konaklamalara, misyon amaçlı gelen şirket çalışanlarına kiraya verildiğini ise sonradan öğrenmiştik. İlk hamileliğim, düşük, kendini kaybolmuş gibi hissetmek... Pek güzel anılarım yoktu bu evde. Bir de üstüne sabaha kadar süren müzik sesleri ilave olmuştu. Daireyi kiraya verirken bunları araştırma zamanımız hiç olmamıştı. Sonradan öğrendik ki sitenin altı boylu boyunca düğün salonuymuş. Fas' ta düğünler sabah ezanına kadar sürer. Kış ayı olmasına rağmen her hafta sonu düğün gürültüsünden uyuyamıyorduk. Yaz olduğunda işimiz işti. Eşim işteyken kapı kilidi de zorlanınca başka bir ev bulup taşınmak farz oldu. 

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk' ün sohbetini ve Saba Tümer' in kahkahalarını ağırladı bu ev.  

Tavuk şaşkınken sevilirmiş. Bu defa gözlerimiz açıldı. Yeni ev arayışında emlakçı yerine eşimin oturduğumuz sitede selamlaştığı bir gençten yardım istedik. Aracı olduğu için biraz para ödeyerek bu defa Tanca' nın sonunda iki oda bir salon ev bulduk. Yine güneş,deniz görüyordu. Balkonu vardı, caddeye bakıyordu. Mutfak ve banyosu gayet şık büyük bir daireydi. Buranın kirası ise 2012 Yılında 3000 Dirhem yani 1.111,29 Türk Lirasıydı. Elektrik ve su faturası ödemesi ise ev sahibine aitti. Daha ne olsun? 

Eşyalı daireden çıkmıştık ve aman aman eşyamız yoktu. Mostafa' nın ilk taşındığı eve aldığı azıcık eşya vardı. Eve taşınınca İstikbal Mobilya ya gidip salon takımı aldık. Şimdiki aklım olsa Fas salon takımı aldırırdım. Ben zaten vitrin, ıvır, zıvır seven biri değilim. Ev dediğin nefes almalıydı. Perde takacak zımbırtısı da olmadığı için perde olayına girmedik. Yatak odası ve küçük oda tabii ki böyle boylu boyunca cam değildi. Şeffaf hayatlar yaşamadık kısacası. 

Ben bu evi aslında çok sevdim. Pastahaneden arkadaşlar edindim. El emeklerimi bu evde sattım. Alt komşum ile bu evde tanıştım. Alt komşum benim yaşlarımdaydı. Evliydi, kızı vardı ve ikinci çocuğuna hamileydi. Beni çok çabuk sahiplenmiş, arkadaş çevresine tanıtmış, ailesine dahil etmişti. Sayesinde hayatım biraz canlanmıştı. Artıları kadar eksileri de vardı komşuluğun. Hiç unutmam Türkiye' ye giden benden yaşça epey büyük bir ablam  "komşunun istediği bir şey olursa alırım" demişti. VALİZ BÜYÜKLÜĞÜNDE yatak odası takımı isteyerek GUINNESS REKORLAR KİTABINA GİRMEYE HAK KAZANMIŞTI. Tabii ki böyle bir isteği ciddiye almadım. Eşarp, lokum, kahve tarzı küçük isteklerden bahsetmişti teklifi yapan kişi. 

TANCA DEĞİL MARAKEŞ FAKAT TAKSİLER AYNI 
Bu semtte beyaz büyük taksilerin durağı vardı. Durağa bir isim verilecek olsaydı ismi KONSERVE KUTUSUNDA HAYATLAR olurdu.  Taksiye altı kişi bindikten sonra hareket ediyor ve şehrin belirli bölgesinde şoför yolcuları dehliyordu. Ön koltukta iki kişi, arka koltukta dört kişi yapış yapış, sıkış, tıkış, içli dışlı ...vs. Bizim tercihimiz istediğimiz istikamete götüren, ön koltuğa 1 kişi, arka koltuğa 2 kişi alan toplam üç yolcu taşıyan mavi taksiydi. Semt şehrin uzağında&dışında olduğu için mavi taksi bulmak zor oluyordu. Rahatsızlandığım ve uzun süre doktor tedavim için şehir merkezine gitmem gereken günlerde vazgeçtim bu semtte yaşamaktan. Üstüne ev sahibi elektrik ve su faturalarını da kiracı ödeyecek kuralı koyunca haydi abbas vakit tamam dedik. 


Ev arayışlarımız sonucu Tanca' nın diğer ucunda bir oda bir salon, güneş gören, mutfağı sevimli, yayla gibi terası olan, yeşillik ve cadde manzaralı bir ev bulduk. "Hemen tutalım" dedim. Teras için planlarım vardı. 2013 Yılı Ağustos ayında taşındık. Kirası 2000 Dirhem yani 740,86 Türk Lirası ediyordu. Asansör yok, dördüncü kat, merdivenleri dik ve az nüfuslu bir apartman. 

Hayatın akmadığı yerde trafiğin akışı ile mutlu oluruz.
Düğün organizasyonlarının yapıldığı villalar bölgesi olduğunu ise sonradan öğrenmiştik Villalar bize yakın olmadığı için sorun etmedik. Taşındıktan kısa zaman sonra evimizi karıncalar bastı. Prizin içinden bile karınca çıkıyordu. Üstümüzde karınca yürüyordu. Neler denedik te kurtulamadık. En sonunda çok etkili bir ilaç kullanmak zorunda kaldık ve karıncalara veda ettik. 

Ardından elektrik ve su sıkıntısı patlak verdi. Meğer elektriği alt komşudan alacakmışız, su ise yaz aylarında dördüncü kata pek çıkamazmış. Yorulurmuş. 😃 Taşınmaya mola verdik ve evin tadını çıkarmaya çalıştık. Bir önceki evde komşuluk deneyimimden sonra komşu edinesim yoktu. Nereye gidiyorsun,  nereden geliyorsun, evinize kim geldi gibi hesap soran sorular başta olmak üzere kişisel alanıma fazla yaklaşılmasından hoşlanmıyordum. Bunu yeterince deneyimleyip, eşim ile birlikte bu olaylardan sıkıldıktan sonra tekrar yaşamak istemediğimizden uzun zaman kimseye selam vermedim. 

EVLERDEN UZAK
Bir müddet sonra alt katta oturan kadın ile apartman içinde yan yana ve göz göze gelince ister istemez selamlaştım. Allahım neydi günahım? Kadın çat kapı elinde hamur işleri, yemekler ile geliyor, evine davet ediyor, kızları ingilizce konuşuyor derken bir baktım elimi verip kolumu kaptırmıştım. 

Hiç unutmam bir gün "gel yemek yiyelim" diye o kadar çok ısrar etti ki gitmek zorunda kaldım. İç çamaşırı mı desem eski bir tshirt mü hatırlamıyorum mutfak tezgahında mutfak bezi olarak kullanılıyordu. O bezi orada gördükten sonra zaten bende iştah falan kalmadı. 

Bir diğer komşu da ikinci katta oturuyordu. Enine doğru gelişme yaşamış, kapıya bornozla çıkan Feriştah gibi bir kadındı. Apartmanı kim inşaa ettiyse ve hangi akıl ile yaptıysa  ikinci ve üçüncü katın banyosunun camı apartmanın içine bakıyordu. Eşim ile bir gün apartmanın merdivenlerinden inerken ikinci kattaki feriştah komşunun banyo camının açık olduğunu ve şaldır şuldur su dökündüğünü gördük. Bir anlık film fragmanı izlemiş kadar olduk. 

Bu iki kadın yani alt kat ve feriştah zaman zaman anlam veremediğim müzikli partiler veriyordu. Evin kapısını sonuna kadar açıp, müzik sesini apartmanın içine veriyorlardı.Müzik sabah ezanına kadar sürüyordu. İkinci kattaki feriştah yenge bekardı. Üçüncü kattaki kadının da kocası eve gelmiyordu. Kadın sinir hastasıydı ve biz selamlaşmaya, görüşmeye başlayınca üstüne rahatlık gelmiş, maskesini çıkarmıştı. Evin içinde çocuklarına avaz avaz bağırıyor zaman zaman ağlama krizi yaşıyordu. 

TEMSİLİ FOTOĞRAF
Nereden geliyorsun? Ne aldın? Kim geldi? Kadın cam dibinde benim hayatımı gözetlemeye başlamıştı. Gezmekten döndüğüm zamanlarda tam onun kapısına geldiğimde kapıyı açıp hal hatır sorusu ile giriş konuşması yapıyor ardından sorularını sıralıyordu. "Nasıl bir cehenneme düştük böyle?" diye düşünmeye başlamıştık karı koca. 

Fas' ta her binanın en üst katında bir teras vardır ve ortak alandır. Rahatsız olduğum bir gece kadının kızları yine terasa çıkıp  şarkı söylemeye başlayınca bana beklediğim misafirler sağlı sollu geldiler. Teras kata çıkıp biraz sert ses tonu ile uyardım. Sonra olanlar oldu. Sabaha kadar müzik sesini sonuna kadar açıp dans etmeler, terasta tepemde tepinmeler... eziyet ettiler. Her insan hem iyidir hem kötüdür. 

Yeter artık onların dilinden konuşacağım diyerek günlerce son ses metal müzik yayını yaptım. Hızımı alamadım takunya tarzı terliğim vardı. Bir hafta tepelerinde yürüdüm, nal topladılar. 2014 Yılının ilk günü mutfak camından dışarı bakmam ile birlikte yan binadaki pislik komşu adamın teras kapısını açıp, ani hareketle dışarıya hacetini etmesi ile "Evren, gönderdiğin mesajı aldım, görgüm epeyce arttı. Bu evden taşınıyorum" dedim. 

Eşim ve ben ortak karar alıp tekrar taşınmaya karar verdik. 2014 Yılı Ocak ayının son günlerindeydi sanırım ev bulduk ve taşındık.  Evi tutmadan önce benim de görmem gerekiyordu. Balkon yok, deniz manzarası yok, mutfak ve yatak odası güneş görmüyor, hatta başka apartmanların olduğu boşluğu görüyor. Gözlerimden ister istemez yaşlar süzüldü. Sonuçta insan ömrünün bir bölümü evde geçiyordu ve bu evde ömrümü geçirmek istemiyordum. İçime sinmedi fakat Mostafa' yı daha fazla zora sokmaya hakkım yoktu. Evi kiraladık.

Tanca' nın göbeğine taşınmıştık. İki oda bir salondu. Asansör, kapıcı, düzgün ve samimi esnaflar ile önce muhit daha sonra evi sevdim. 2014 Yılında kiraladığımız bu eve  2500 Dirhem yani 926,07 Türk Lirası ödüyoruz üç yıldır. Türkiye' de bu paraya çok daha güzel ev bulabileceğimi biliyorum fakat Fas' ın diğer şehirleri ile kıyaslama yapacak kadar bilgim yok.  

ÜST KOMŞUNUN ESERİ
İlk sene her gece üst katta seyircisiz maç oynanıyordu Neyse ki sonunda  taşındılar. Onlar ile ilgili yazılacak çok şey var da ben kısaca özetleyim: kucaklaşmanın kitabını destan gibi yazdılar.

 Yatak odası ve mutfak camından baktığımızda ise diğer apartmanda oturan fakat evin bir odasının camı apartman boşluğuna bakan, görüş mesafemde, perdesi açık, iç çamaşırı ile gezen balık etliden hallice bir komşum vardı. Kadın her gece ne renk çamaşır giydiğini bizlerle paylaşacak kadar şeffaf bir insandı. Üç yıldır kadının mizacında ve vücut ölçülerinde bir değişim yok. Bu yaz bakalım hangi kreasyondan takılacak...

 Apartmandan komşuluk yapmak için adım atanlar oldu fakat benden bir adım görmeyince ellerini, ayaklarını çektiler. Bu tecrübenin adına DERSİNİ ALMIŞ TA EDİYOR EZBER  tecrübesi deniyor. Sonuçta insan seviyorum fakat komşu ile insan aynı şeyler değil benim nazarımda. En azından bu ülkede. Komşuyu uzaktan kucaklamayı seviyorum. O kadar çok seviyorum ki çok çok uzaktan. 

Bugün apartmanın karşısındaki kafede otururken uzun zamandır aynı evde oturduğumuzu fark ettim. "Taşınmak istiyorum" dedim içimden. Öyle uzaklara değil.  Aynı apartmanda üst kata, caddeyi gören, üç oda bir salon, balkonlu, ferah dairelerden birine. Hadi hayırlısı...

Uzun bir yazı oldu. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY