29 Nisan 2017 Cumartesi

EFENDİLER, PARAYI YOLDAN BULMUYORUM.


Uzun zamandır kendim için birşeyler almıyorum. Bugün harçlığımı aldım 😂 ve uzun zamandır almayı düşündüğüm  ihtiyaçlarımı satın aldım hem de uygun fiyata. 

Ekonomik bir insan olduğumu biliyor musunuz?  

Bir ürünü gidip lüks bir mağazadan almaktan ziyade aynı ürünü hatta farklı ülkelerden gelen başka marka ürünleri yarı fiyatına bulmak benim ilgi alanım.  Sonuçta parayı yoldan bulmuyorum havadan geliyor 😂 Eşim sağolsun. ❤

Fas' ın Tanca şehrinde yaşıyorsanız iki alternatif var alışveriş yapmak için.  Tekstil, mobilya, beyaz eşya, antika, orijinal ikinci el ürünlerin cenneti Casabarata veya Almanya, İspanya, Fransa, Türkiye, İtalya gibi ülkelerden gelen ürünlerin gayet uygun fiyata satıldığı FANDEK  CHECHRA pazarı. 

Bugün tercihimi Fandek Chechra pazarından yana kullandım. Dalan sabunu gördüm. Belki Türkiye de bile piyasada yoktur ama bu pazarda var.  Duru limon kolonyası ve daha çok fazla Türk ürününe de denk geldim ama ben İspanya, İtalya, Fransa, Almanya  da üretilen ürünler satın aldım. Bir tane de Çin malı var pardon 😂. 



Saç boyasını ilk defa deneyeceğim. Saçımın sarı olmayacağı kesin. Bu arada saç diplerim belirene kadar bekleyecek. Mayıs ayının ikinci haftası uygularım diye düşünüyorum. Dove ürünlerini seviyorum. Deodorantı denemediyseniz tavsiye ederim. Müthiş kalıcı. Roll-on deodorantı ilk defa deneyeceğim. Krem gibi harika. Biraz ilginç tasarım olmuş. Komik bile diyebilirim ama kapağının açılıyor olması güzel. Dipte ürün kalıp ziyan olmaz. Ürün bitene kadar kullanabilirsiniz. 
Şaka gibi bir tasarım. Bana biraz komik geldi ama dediğim gibi kullanışlı. Argan lı yüz maskesi aldım ayrıca.  Haftada iki gün uygulanır yazıyor üstünde.  30 MAD  (Dirhem) açıkçası fiyatı süper uygun. Argan Fas ta yetişir ama maske FRANSA ürünü.

                     
Farklı kokular kullanmayı seven biriyim. Yani "Benim parfümüm budur" diyen biri değilim. Bu pazarda bir satıcı tester orijinal parfümler satıyor. Parfüm tercihim tester ürünleri kullanmak oluyor.  En son üç küçük şişe JLO GLOW  almıştım. O kadar yoğun kokuyor ki bu tester yani deneme ürünler uzun zaman bitmiyor. Sanırım beş ay oldu ve üç küçük mini şişe parfüm bugün bitti.  Bereketli kısacası. Bvlgari deneme parfümler 10 MAD  (Dirhem) diğer parfüm 20 MAD (Dirhem ).  Muhteşem kokuyorlar.  Yeni yıla kadar gider bu parfümler. Yeni yılda sanırım büyük boy Bvlgari parfüm satın alacağım. Pembe veya Beyaz olanı. Henüz karar veremedim. Formülünde mutluluk mu vardır nedir bilmiyorum ... o denli güzel.


İki adet mini boy allık (Fransa ürünü) göz farı 😄 (ispanya ürünü),  onikili sünger aplikatör fırça (Çin malı), bir tarafı siyah göz kalemi diğer tarafı eyeliner olan ürün (Maden in unuttum 😂😁)  ve kirazlı dudak balsamı (Almanya ürünü)  aldım. Parfüm şişesi ve makyaj ürünlerinin küçük boy olması her zaman kolaylık gibi geliyor bana. Çantamda taşıması kolay oluşundan da  bu tarz alışverişi tercih ediyorum. 


Rujun rengine bayıldım ve aldım. Bilindik bir marka değil ama kendi çapında bir marka sonuçta.  😂 Lip balm- dudak balsamını ise ruj kullanmak istemediğim günlerde kullanacağım. Nemlendirici olarak işe yarar diye düşünüyorum. Ruj 15 Mad (Dirhem ), dudak balsamı ise 18 Mad (Dirhem).

Toplamda onbeş (15) ürüne 300 Mad  (Dirhem) ödedim. Yani 107 TL gibi bir rakam.  Orijinal parfümler, farklı ülkenin kozmetik ürünleri, saç boyası, deodorant, roll-on deodorant. Bence ekonomik ve kaliteli bir alışveriş oldu. Eşimin kesesine bereket. Benim adam Kanguru gibi adam 😂😂😄
Çikolata tezgahı önünde mutlu bakan ben😍

Ola ki Fas' ın Tanca şehrine gelirseniz taksiye Fandek Chechra diyeceksiniz. Kapı önünde indirir taksi sizi. Kapalı küçük bir çarşı düşünün.  Çok çeşit çikolata, kozmetik, gıda, giyim, ev eşyasını uygun fiyata alabilirsiniz.  

Saç boyası ve balsam dışında herşeyi aynı dükkandan aldım. Pazardan girdiğinizde ilk aradan sola dönün.  o aranın sonuna yakın solda kozmetik ürünleri satan bir dükkan olacak. Benim genellikle uğradım yer o dükkan oluyor. Blog adresimde yazacağım dediğimde dükkanın  telefon numarasını ve kendi adını yazdı fiyatların olduğu kağıda. İsmi Yassin. Alın size dükkanın  telefon numarası: 
0652 251 891


Çat pat İngilizce anlıyor arkadaş. Alışveriş esnasında hesap makinesi veya kalem kağıt kullanarak bile  anlaşabilirsiniz.

Dünya küçük. Elbet sizin veya bir tanıdığınızın yolu Tanca ya düşer. Aklınızın bir köşesinde bulunsun blog adresimde paylaştığım bu bilgiler. Ekonomiye can verin ama "Az veren candan,  çok veren maldan olurmuş " bunu da unutmayın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

28 Nisan 2017 Cuma

DÖRT GÜN DÜĞÜN MÜ OLUR? - SEVDA FAS DÜĞÜNÜNE GİDERSE


Düğün dernek organizasyon gibi etkinlikleri hiç sevmeseniz bile  gitmişliğiniz vardır. Peki ya hiç Fas düğününe  katıldınız mı?

Eşim ve ben düğün dernek etkinliğini pek sevmediğimizden  evlendiğimizde aile içinde küçük bir eğlence yaparak geçiştirdik. Fas ta düğün, ekonomik durumu iyi olan ve gösterişi sevenler için dört gün,  normal bir düğün organizasyonu ise iki gün sürüyor.

Kazablanka da erkekler ve  kadınlar AYNI salonda  Tanca da  ise AYRI salonlarda eğleniyor. Hoş erkeğin eğlencesi sohbet etmek oluyor. Asıl eğlenen kadınlar. Kınalar yakılıyor, müzikler açılıyor, göbekler atılıyor... Bir ara nane çayı veya meyve suyu ikram ediliyor ve poşet içinde kuru pasta dağıtılıyor. Saat o kadar geç oluyor ki bu parti ne zaman bitecek? diye düşünüyor insan. Düşünen  o insan benim.  Fas' ta bir defa partiye katıldım da... Hem de tam dört gece. Yakın bir arkadaşımın  kız kardeşi evleniyordu ve arkadaşım katılmam için  çok ısrar etmişti.  Ömrümden saatler çalınmış gibi hissetmiştim. 'Güzel bir film izlemek varken  benim ne işim vardı saatler süren bir davette?' desem de hatır belasına gittim. Hem de hepsine.

Dört gün sürmüştü eğlence. Ev müsait olduğu için üç gün evde, bir gün düğün salonunda etkinlik oldu. Erkek tarafı da ekstradan kendi villasında bir davet düzenledi. Oldu beş gün eğlence. Allahtan oraya davetli değildim. Evde yapılan eğlenceye yakın akrabalar, arkadaşlar çağrılıyor. Bir eve onca insan nasıl sığdırılır diye düşünürseniz Fas evlerinin salonu çok geniş ve kapısı yok diye açıklama geçeyim. Apartman dairesinde oturmayıp kendi müstakil evini inşaa etmiş insanlar ileride bir gün yapabilecekleri organizasyonu düşünüyor olmalı.

Düğün eğlencesinde görevli kadın, gelinin el ve ayağına desenli kına yaktı. Henna deniliyor bu ülkede kınaya. Daha sonra misafirlerden isteyenlere kına yakıldı. Elinden koluna kadar kına yaktıranlar da oldu.  Başka gece orta yaşın üstünde kocaman kocaman  müzisyen kadınlar geldi. Canlı müzik yaptılar. O bitti ses sisteminden şarkılar çalmaya başladı. Başım ağrıdı diyebilirim. O gece arkadaşıma çaktırmadan eşimi aradım "Gel, al beni" dedim ve "Eşim aşağıda bekliyor" diyerek koşar adım kaçtım. Ben merdivenlerden inerken meğer gelini at ile eve getiren konvoy eve giriş yapıyormuş.  Kamerada gelinin eve giriş anı, arka fonda ise  arkadaşımın ısrarcı tavrı ile  "Gitme!" demesi benim de 'Gidiyorum bütün aşklar üzerimde' misali bakışım hatıra olarak  kayıtlara geçti. Saatlerce süren müzik faslında içime kaç öküz oturmuştu da dayanmıştım ama daha fazla hatır için dayanamazdım 'İMDAT!' diye böğürmem an meselesiydi.

 Bir başka gece yine yollara düştüm. Evde az insan ve sessizlik vardı. Düğün evi değil cenaze evi gibi hüzünlü bir ortamdı.  Saatler boş boş oturarak geçecek gibi duruyordu.  Baktım damat adayı çok geç vakit gelip, gelini alıp,  otele geçeceklermiş... o gece hele hele o gece ben neden davet edilmiştim neden oradaydım hiç anlamadım. Oldu olacak peçete, kolonya tutsaydım.  Ailesi ile vedalaşma gecesiymiş.  Bilmiyorum ki,  nereden bileyim? Davet edildim diye gittim. Hem de kaç saat taksi beklemiştim. Yan koltuktaki kadının kucağındaki bebek te altına doldurmuş. Yılan mı yedin be çocuk?  'Tamam ! Arkadaşımın hatırı olsun diye geldim, göründüm' nasılsa diyerek eşimi aradım müsaade isteyip kaçtım.  

Geliyoruz son part a. Düğün salonunda görkemli bir eğlence... Üst katta erkekler için eğlence var fakat eşim davetli değil.  Buna rağmen tavır yapmayıp davete katıldım. Normalde ayıp.  Karı koca davet edilir.  Neyse... Sabah ezanına kadar sürdü eğlence.  Arkadaşımın bir bayan akrabası arabası ile beni eve bırakacağını söyledi. Düğün salonundan çıkınca arkadaşımın annesinin evine uğramamız gerektiği söylendi. Yaklaşık bir saate yakın zaman bekledikten sonra nihayet araba hareket etti. Eve pestil gibi giriş yaptım ve eşime "Hatır gönül umurumda değil bundan böyle düğün organizasyonu görmek istemiyorum" diyeli 3 yıl oldu.

Saat 20:30 -21:00 gibi gidip sabah ezanında eve dönmek... Abartmıyorum işte Fas kültüründe böyle oluyor düğün  organizasyonu. Geç vakit poşette kuru pasta, çay, meyve suyu dağıtılır, sabah ezanına yakın devasa büyüklükte toprak kabın içinde Fas kültürüne ait yemekler ikram edilir.  Ne mutlu bana ki beni aileden görüp davet etmişlerdi ama o dönemler arabamız yoktu.  Evimiz ile gideceğim semt arası ise  çok mesafe vardı. Taksi bulmakta çok zorlanmış  olsam da gitmiştim. Hatır belasına bu kadar koşturmaca yaşadım ama sonuç olarak arkadaşım ile görüşmüyorum.  Hamileliğimin ilk dönemlerinde hamile olduğumu ona söylemediğim için tavır yapmıştı. İnsanın tavır yapanı da hiç çekilmiyor. Neyse...  Düşük tehlikesi yaşadığım dönemlerdi ve  doktor  stresi yasaklamıştı.  Daha fazla uğraşamayacağım senin tavır takınman, hesap sorman ile diyerek elimi ayağımı çektim.

Bu arada genelde düğün organizasyonu cumartesi ve pazar günleri olur. Malum işe giden insanlar var. Bütün gece uykusuz kal, sabah ezanında eve git can mı dayanır işe gitmeye ama arkadaşlarımdan düğün organizasyonundan çıkıp, bir iki saat uyuyup işe gidenleri de tanıyorum 😄😨 Ben kocaman kadın saatler süren düğün eğlencesine dayanamayıp " Gideyim artık" diye arkadaşıma yalvarırken  çocuklar hatta bir hamile kadın sabaha kadar gık çıkarmadan oturdu ya...  Renk renk kaftanlar, güzel dekorasyonlar, pastalar, muazzam yemeklerin güzelliği bile kurtarmıyor durumu...  Bir daha mı düğüne gitmek?  Aklımı peynir ekmekle yemedim doğrusu.  O hataya bir kere düşülür. 😂😂

Düğünümde giydiğim Kaftan.  İki parçadan oluşuyor.  Bazen siyah ip askılı elbise ile şeffaf işlemeli olan kısmını giydim zaman zaman da saten olan kısmını. Her ne kadar partiye gitmiyor olsam da eşimin ailesinin evinde bazen kutlamalar olduğunda ortama uyum sağlamak adına giyiyorum. 


Bu da arkadaşımın hediyesi.  Düğün eğlencesinde giymiştim. 2011 yılında kaftan fiyatı 1000 -1500 MAD Dirhem di. Bunu terziye gidip diktirdik. 


Son olarakı Suudi Arabistan dan eşimin ağabeyinden gelen hediye kaftan var. En çok bunu seviyorum. Sade. Kemer olarak kırmızı kaftanda kullandığım kemeri takıyorum. Resimdeki kemer bir anlık gaflet ile alıp daha sonra beğenmediğim bir kemer.  

 NOT: Bu yazıyı yayınlamadan önce eşim eve geldi ve dedi ki "Mayıs ta amcamın oğlu evleniyor. Sanırım düğüne gitmemiz gerekiyor." Şu an sıkı pazarlık yapmakla meşgulüm 😨 O partiye gidecek olursak bol bol boydan kaftan fotoğrafı çekip burada yeni bir yazı ile paylaşacağım.

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY

25 Nisan 2017 Salı

2 HAFTADA 5 KİLO GİDERSE


Merhabalar. Daha önceki yazımı okuduysanız bu sene tüm fazla kilolarımdan  kurtulmayı hedefleyip,  12 Nisan günü diyete başladığımı bilirsiniz. Bilmiyorsanız da şimdi öğrenmiş oldunuz. Hedef ile sonuç arası bir ilişki olması için elimden geleni yapacağım demiştim. Küçük adımlar var. O ilişki olacak eninde sonunda 😄 buna söz veriyorum ✌

Her ne kadar Karatay Diyetine niyetlenmiş olsam da bu beslenme tarzını ömrümün sonuna kadar uygulayamayacağım için Karatay Diyetine (bir bölümüne ) ilaveten Dukan Diyetinden ve  iki diyetisyenin önerileri & tariflerinden yola çıkıp kendi beslenme programımı oluşturdum. Şu an ismi diyet olsa da aslında sağlıklı beslenme programı diyebilirim.

Herkes kendi bünyesini bilir. Niçin kilo aldığını da bilir. Kilonun sağlıksız beslenme kadar psikolojik sebepleri de vardır. Örneğin ben kendime Neden kilolu olmayı seçtiğimi sordum ve cevap vermek için bir müddet bekledim. Hemen gelen cevaba pek güvenim yok. Genelde gerçek olan cevap biraz düşününce ortaya çıkıyor ki ben de soruma gerçek cevabı aldım.
Fas a ilk geldiğim yıllar o kadar çok taciz edildim ki ... Adım başı peşime takılan, arabasıyla takip eden, yolun kenarına aracı park edip laf atan, ısrarcı, teşhirci  insanlardan bıkmıştım. Fas tan nefret ettim o dönemler. Dedim ki kilom olursa yaşımdan büyük gösteririm. Onca genç bakımlı güzel kız varken kimse beni rahatsız etmez, ben de rahat rahat gezinirim . Artık nasıl canıma yettiyse. Tabii ki başka sebeplerde vardı fakat en büyük faktör buydu. Kilo aldıktam sonra tacizler durdu eyvallah ta kilodan ötürü istediğimi giyememek, kendimi beğenmemek başladı. Rahat rahat gezerim düşüncesi  ile alınan kilolar evden dışarı bile çıkmak istemeyen birine dönüştürdü beni.
Dediğim gibi taciz dışında başka sebeplerden dolayı da kilo aldım.
Bir oturuşta iki büyük boy pizza, bir büyük yaş pasta yiyecek kapasiteye ve iştaha sahiptim mesela. İlk olarak biraz kendime dur demeliydim.  İlk üç gün diyet değil terbiye programı uyguladım ve sabah öğle akşam sadece yoğurt yedim. Müthiş bir fren oldu kendi adıma. Daha sonra da hayatım boyunca uygulayacağım uygulamak istediğim beslenme programını devreye soktum.

Beslenme programımda olanları kısaca özetleyim:
*Her sabah diyete uygun doyurucu bir  kahvaltı.
*İki öğün beslenme. Çok acıkırsam öğlen, arada meyve, yoğurt, ceviz ile geçiştirme. (Diyetisyen Özge hanım ve Andaç beyin tavsiyesine burda uymadım 🙈 Prof. Dr. Canan Karatay a uydum😅)
*Beyaz ekmek  ve yapay şeker ile vedalaşma.
*Yemek tabağını küçültme.
*Sabah yeşil çay, gün içinde bir bitki çayı içme
*Bol su
* Açık havada  veya evde 30 dakika yürüyüş
* Yumurta tüketimi
*Zeytinyağı tüketimi
*Gece 23:00 - 03:00 arası uyumaya çalışma. (Yağ yakımının olduğu saat dilimi)
* İp atlama.  (Bunu Mayıs ayında uygulayacağım kısmetse . Şimdilik yürüyüş yapıyorum )
... diye gidiyor liste. Youtube kanalında  Diyetisyen Özge Bezirci  ve yine Diyetisyen Andaç Yeşilyurt' u takip etmek te ekstra. Canan Karatay' ın konuk olduğu  tüm videoları izlediğim ve Dukan diyet kitabını okuduğum için bilgileri tekrar etme gereği duymadım.

Sonuç: İki haftada beş kiloya elveda dedim  Kilolar Yağ, su, şeker nereden gittiyse artık 😄  gitti mi? Gitti. Umarım ihtiyaç sahibi birinin bedeninde hayat bulur. 😂Beş kilo gidince giyemediğim ve giremediğim bir kot pantolonumu giyebildim mesela. Müthiş mutlu oldum. Bu arada hiç aç kalmadım. Ben başarabiliyorsam herkes başarır.  Tüm kilo fazlası olan arkadaşlara tavsiye ederim. Niyet edin ve başlayın. Sağlığınız için 👍
Ara Not: Efendim benim evde yürüyüş bandı yok, evime yakın yürüyüş yapacağım park vs vs yok diyorsanız sizi evde rap rap yürütecek birini tanıyorum 😄 linki tıklayın ve yürüyün gari 😉😄
https://youtu.be/wuDp6v_oL34

Son olarak paylaşmak istediğim bir konu var. Yeme, spor, vakitli uyanma gibi gibi alışkanlıkların  yirmibirgün uygulandığında hayatımıza bağdaş kurup oturduğunu biliyor musunuz? Ve işlenmiş  yapay şekeri hayatımızdan çıkarmak için güzel bir fırsat olduğunu.
1 Mayıs 2017 tarihinde diyetisyen Özge Bezirci ile  ŞEKERSİZ 21 GÜN  programına davet ediyorum sizleri.
Bu süre zarfında bazı kişilerin iki - üç kilo kaybettiğini de yazayım tam olsun.

1 MAYIS tarihinde  ' ŞEKERSİZ21GÜN ' e BEN VARIM.  SEN DE VAR MISIN?



NOT: Ayrıntılı bilgi için bu linki tıklayın : https://www.instagram.com/sekersiz21gun/

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY 

14 Nisan 2017 Cuma

BİR OYUNCAK HİKAYESİ

BİZ GÜVENİLİR ELLERDEYİZ MERAK ETMEYİN  
Merhabalar yurt dışında yurt içinde yaşayan dostlar. Bu satırları okumaya başladıysanız bilin bu cümle treni çocukluğa gidiyor.  En saf en masum zaman dilimine.

Kutup Ekspresi filmi
 Beni tanımayan ve biyografimi okumayanlar için özet geçeyim. 25 Nisan 1978 doğumluyum. Çocukluğum müstakil ile harabe arası muhteşem  bir evde geçti ve  üç çocuklu ailenin ortanca çocuğuyum. Standart görüşe göre fakir ile orta halli bir aile denilebilir.  Bana göre dünyanın en zengin ailesi. Yazdıkça ve geriye gidip Hasanbey Mahallesinde ruhen gezdikçe çok güzel insanlar, olaylar ve anılarım olduğunu görüyorum. Çocukluğu zengin anılarla geçen biri daima çocuk ruhlu kalır. Nitekim ben de çocuk ruhumu zengin anılarıma borçluyum.

MARY and MAX filmi (güzeldi)
Bu arada yeni günün ilk saatleri ve ben günün ilk kahvesini    içiyorum. Sanırım sabahın ilk saatlerinde yazım yayında olacak. Üşenmeyin siz de bir kahve yapın ve kahve içerek okumaya devam edin. 

Ne diyordum? Evin ortanca çocuğuyum. Üç çocuk, tek  maaş olunca aman aman oyuncak olmuyor evde. Annemin Kanaat bakkaliyesinden aldığı devasa boyutta kel , ucube bebeği düşünüyorum da kanaatkar bir çocuk olmama rağmen gözümün göresi yoktu. Karşı komşumuz  aynı zamanda arkadaşımız Sevil' in bebeği ile kıyaslayınca bizim oyuncak bebeğin hali içler acısıydı. Oynamayı bırakın sevilesi yoktu.  Ablam sevgi pıtırcığı bir kız olmasına rağmen oyuncak bebeğini her gün döverdi. 😂 Hatta bebeğinin gözünü oymuşluğu bile var. Annemin yerinde olsam o bebekle sokağa çıkmasına izin vermezdim. "Bu evde şiddet var" mesajı içeriyordu. 😁 Netice itibariyle istediğim tarzda bebeğim olmayınca mahalledeki  kızçeler ile sanatsal aktiviteler yaptık . Alçıdan kalıplar, örgü çalışması gibi gibi. Yakan top,  istop, saklambaç, körebe, anne saat kaç?, aç kapıyı bezgirgan başı  gibi gibi oyunları da doyasıya oynadım.

Mahallede Burcu ve Burçin kardeşler vardı.  Ailesi  kapı önünde oynamalarını istemezdi. Onlar da babaanneme diye evden çıkarlar, gizli saklı merdivenlerin olduğu kaldırımda bizlerle oynarlardı. Kızların babası,  İrfan amcanın civciv sarısı arabası köşeden görününce elektrik direğinin arkasına saklanıp, arabanın elektrik direği hizasına gelmesi ile yön değiştirip  ustalıkla  aşağı mahalleye süzülürlerdi. Oradan da koşarak evlerine giderlerdi.  Bir çocuk oyun  oynamak isterse elbet yolunu buluyordu ve bu uğurda oyun arkadaşları destek çıkıp, pinokyoya rakip  bile olabilirdi.  
Hey gidi günler hey.


Şimdiki zaman dilimine döneyim. 
Geçenlerde diyeceğim ama  bir ay oluyordur. 😂 oturduğumuz evin karşısındaki güzel Fas marketine gittim.  Yumurta şeklinde şeffaf bir kabın içinde,    eciş bücüş kıyafetli,  parmak boyutunda, saçı gelişi güzel toplanmış  oyuncak bebek  gördüm. Kabın içinde ayrıca rengarenk şeker vardı

  
Aras Gıda ya teşekkürler.  Fas' ta fiyatı 12 Dirhem olduğunu öğrenince ucuz buldum aldım. Eve geldim ve bu bebeği insan evladı gibi yapacağım dedim. Saçına şekil verdim,  kıyafet diktim,  ördüm. Hangi ülkenin ürünü diye bakınca TÜRKİYE yazısını gördüm.  😍 Evren beni Fas' a roketlerken çocukluğuma inmiş ve "Bu kız çocukluğunda hiç oyuncak bebek ile oynamadı. Teselli ikramiyesi olarak şu bebekleri Fas' a gönderelim" demiş olmalıydı. Bebekler diyorum çünkü markette olan tüm bebekleri ben satın aldım. Vatanımdan gelmiş kızları markette bırakmak içime sinmedi ne yapayım. 😢 (Bebekler altı adetti. İkisini arkadaşa hediye ettim.)


Evren e de helal olsun. Tam isabet. Fas'ın onca şehri içinden  Tanca şehrini seç,  yetmedi evin karşısındaki marketi tuttur.👍👏


"Kadın 40 a merdiven dayamış, küçük te kızı var, oyuncak bebek ile oynuyor" diye düşünmeyin. Vallahi ablalarım, abilerim, gardaşlarım, yurttaşlar bu fırsat kaçmaz. Yaşanmamışlığın telafisi varsa vakumlayarak yaşarım 😜😂 

Koca kafalı tatlı suratlı blythe bebekler  var bilir misiniz? 200 $ dan başlıyordu sanırım fiyatları. Benim kızların fotoğrafını arkadaşıma gönderince o bebeklerin BİM versiyonu sandı. 😂 Şaka tabi ki. Instagram üzerinden takip ettiğim bir sayfadan fotoğraf çektiğimi düşünmüş, Gerçeği öğrenince başarılı bulmuştu. Kızların kıyafeti, saç tasarımı ile gelişi güzel ilgilenebildim.  Kısmetse şehir merkezine gittiğimde renkli saçlar alıp komple saç tasarımı yapacağım. Kahverengi saçlı olan kızın saçını ben yaptım mesela. Daha öncesinde saçları var ile yok arası bir haldeydi.  Kızım da çok seviyor bu Yaramaz Kelebekleri. 0-3 yaş arası riskli  olduğu için gözümün önünde oynamasına izin veriyorum. Kızımın masal kitapları zaman zaman dekor oluyor bu şirin  bebeklere.


Çocukken doyasıya yapamadığım bir başka şeyi daha hatırladım. Annem hep çizgi film ortasında "ders çalış", "çantanı hazırla" diyerek televizyonu kapatırdı. Haksızlık edemem çizgi film izlediğim zamanlar oldu ama kotayı doldurmuyordu.😂 Fas' a gelince Cedric,  Şeker kız Candy başta olmak üzere çok fazla çizgi film izledim. Oğlum olsa ismini Cedric koymayı düşünecek kadar sevdim o sarı oğlanı. 😄 Eşime " Sadri koyalım Sedrik diye çağıralım" dediğim gün bana umutsuz vakaymışım gibi bakmıştı.   



Oyuncak bebeklerin fotoğrafını çekip,  kıyafet dikmem ilk başta eşimi şaşırtacak gibi olsa da beş yıllık karısını artık çözmüştü  'Sevda bu...  beklenir'  moduna geçmesi kısa sürüyordu.

Mutluyum ve insan mutlu olduğu şeyleri yapmalı diye düşünüyorum. Başkalarına saçma bile gelse. Zamanımı çil çil harcamam gerekiyorsa sevdiğim mutlu olduğum şekilde harcamayı seçiyorum. Bugün bebekle oynayarak yarın kişisel gelişim kitapları okuyarak başka bir gün spor yaparak veya yabancı dil çalışarak... Sonuçta hepsine yetecek kadar zaman dilimi var yeter ki sağlık olsun.



Her insanın içinde bir çocuk var çünkü hepimiz bir dönem çocuk olduk. Çocukken yapamadığınız, yaşayamadığınız ne varsa yaşamınız son bulmadan hepsini gerçekleştirmeniz dilekleri ile sevgiyle, sağlıkla, masum kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY


13 Nisan 2017 Perşembe

O MERMER DELİNECEK! - ANNEM 1 AYDA 40 KİLO VERMİŞTİ

Son yazımın üstünden iki hafta geçmiş. İki haftada insan neler yapar öyle değil mi?

Benim tekrar tekrar yaptığım şey 'BUGÜN DİYET YAPACAĞIM ' sözü ve gün bitimine doğru 'AMANNN YARIN BAŞLARIM' cümlesiydi.😅

Şişman kızların rejimi yarın başlar, şişman kızların rejimi pazartesi başlar, wc den önce wc den sonra tartı ile giden grama duyulan sevinç bunların hepsi doğru. Fazlası var eksiği yok. Kendime bakıyorum da şişman bir görüntüm yok doğrusu ama fazla kilolarım var. Teselli buldum kendi cümlemde. Kendime ne ısmarlasam acaba? Ciddi ciddi uzun boylu bir kızım. Arkadaşlarıma kilomu söylediğimde inanamıyorlar. Hiç kilolu göstermiyorsun diyorlar ama tartı ve giydiğim beden öyle demiyor. 

Kilonun altında yatan sebep kötü beslenme alışkanlığı. ve beslenme alışkanlığı aileden başlar. En zor şey alışkanlıkları değiştirmektir. En azından benim için böyle. Yalan Dünya dizisinde hamur anne ve ot yemekleri yapan anne karakterleri vardı. Benim annem hamur anne karakteri gurubundan. Börekler, çörekler, yaş pastalar, tatlılar, lokumlar yani hangisini sayayım size... Davul fırında tepsi tepsi hamur işi pişerdi evimizde. Biz isterdik annem de bizi kıramaz sürekli gırtlak derdimizle uğraşırdı. Bizler çocuktuk. Sokakta hoplayıp, zıplayıp, koşturur yediklerimizi eritirdik. Annem ise üç çocuk doğurmuş,doğum kilolarından kurtulamamış, fırında pişer bana da düşerin etkisi ile kilolu bir kadındı. Yazarken hatırladım da yukarı mahalleden haddini bilmez bir kadın, ablam ve benim için "Şişko Rahile' nin kızları" demişti. Şişko ne kadar çirkin bir kelime. Kilolu de bari be kadın. Bu arada kadının totosu aşure tenceresi gibiydi ama arkasını göremediği için gözünün gördüğü ile uğraşıyordu. Ablam kadının sözünü anneme iletmişti. Annemin içinden geçen fay hattı harekete geçmiş, kilo vermeye karar vermişti. İradeli kadındı ve dediğini yapardı. Bir ayda tam tamına KIRK (40) kilo vermişti.

O zamanlar internet vs. yok. TV ve Gazeteler var.  TV programına konuk olsaydı kısa zamanda bu kadar kilo vermesi çok konuşulurdu. Gazete manşetlerine  de kapak olurdu. Eleştiriler, annemin yolundan giderken ölmüşlerine kavuşanlar, hastanelik olanları hayal ediyorum da 💀

 - Merhumu  nasıl bilirdiniz? 
- Çok kiloluydu. Rahile hanımın diyetini  yapayım derken küt diye gitti.

 ya da sedyede götürülen hastanın yakınına 

- Yakınınızın nesi vardı? 
- Gitmesini istediği kiloları vardı. Gazetede okuduğu diyeti uyguladı. 
- Eee sonuç?  
- Halen kilosu var,  bir de nur topu gibi hastalıkları oldu.

Annemin nasıl bir ay içinde kırk  kilo verdiğine gelecek olursak... Diyetisyene falan gitmedi. Aç kaldı. Çay, sigara, su ile yaşadı. Nitekim de ciddi ciddi beden olarak küçüldü. Kilo verdikten sonra ne gibi sorunlar yaşadığına gelince   saç ve tırnakları güçsüzleşti, ten rengi daha bir koyulaştı ve doktora görünmek zorunda kaldı. Doktor,  vitaminsiz kaldığını söylemiş ve "İyi ki ölmemişsin, Hayatta kalabilmen mucize " diye de ilave etmişti. 

Annem kilo verme sürecinde kimse ile görüşmedi, evden pek dışarı da çıkmadı. Zaten hali dermanı yoktu.  Kırk kiloyu verdikten sonra bir gün  pazara  alışveriş yapmaya gittik. Pazar dediğim mahalle aralarına, ev önlerine esnafların kurduğu tezgahların birlikte efsane olduğu yer. Alışveriş esnasında  annemin arkadaşı olan Nagihan teyze yanımızdan geçti ama annemi tanıyamadı, Emin değilim  ya biz seslenmiştik ya da o bizi farketmiş olacaktı ki  yanımızdaki kim diye bakınmıştı Nagihan teyze annemin amansız bir hastalığa yakalandığını düşünmüş, hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı Sonuçta kısa zamanda ciddi bir kilo kaybından söz ediyorum. Ben beş kilo verdiğimde bile değişiyorum. Kırk kilo ne demek? Tiyatronun simgesi olan ağlayan ve gülen yüz maskeleri gibi pazarın ortasında Nagihan teyze ağlıyor annem gülüyordu. 🎭

DİYET ETTİM DİYET EYLEDİM CANAN KARATAY' A UYMAYA

İstedikten sonra kilo gidiyor da mümkünse sağlıklı yoldan gitsin. Nihayetinde ben de dün  Karatay Diyetine başladım. Sevgili Canan Karatay' ın konuk olduğu bütün programları izledim. Bir diyalog var ki beni benden aldı. 

- Hocam elma yemeyelim mi? 
- Yiyin ama kurtlu elma yiyin.🍎
- Kurtlu elmayı nereden bulacağız?
- Ormana gidin

Ben olsam Pamuk prensesin üvey annesine sipariş verin derdim. Süper eğlenceli konuşmalara tanık oldum ve çok güldüm diyebilirim. Prof. Dr. Canan Karatay' ın bilimsel gerçeklerle konuştuğunu düşünüyorum. En azından sözleri benim aklıma yatıyor. Uygulaması tabii ki zor gibi. Aslında diyet değil beslenme tarzını değiştirmekten bahsediyor. Ekmek, şeker vs vs yok, iki öğün beslenme. Alışkanlıkların tamamıyla değiştirilmesinden bahsediyor. Hedef ile sonucun arasında bir ilişki olması için💕🎯elimden geleni yapacağım. Kısmetse Haziran sonuna doğru uyguladığım diyetten nasıl sonuç aldığımı before after 😂😃😅 fotoğrafı da olan bir yazı ile yayınlayacağım. Buraya yazdıktan sonra diyetten dönenin kaşığı kırılsın. 

1 Ayda  40 kilo veren kadının kızı olarak AZİMLE diyorum ki:  O MERMER DE-Lİ-NE-CEK! 😂💪👍


Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY