28 Mayıs 2017 Pazar

EVLİ ADAMIN VALİZİNDE BULUNAN AŞK MEKTUBU



Adam çalıştığı şirket vasıtasıyla başka bir ülkede görevlendirilir.  Uzun zaman o ülkede çalışması gerektiği için  kiralık ev bakar ve nihayetinde bulur.

Eşi zaman zaman yanına gelir bir müddet kalır , geri döner. Adamın iş sözleşme süreci dolar ve evine döner.

Eve geldiğinde valizi eşi boşaltır. Eşyaların içinde bir mektup bulur. Mektup Fransızca yazılmıştır.

Kadın ne olduğunu anlamak için eşini çağırır,  adam mektubu görünce şaşırır.  Mektupta "Kocan beni seviyor, ben de onu seviyorum aramızdan çık. Boşan... " yazıyordur.

Eve kim girmiş ve bu mektubu bırakmış olabilir diye düşünürler  ve bunu yapsa yapsa ev sahibinin kızının yapacağından şüphe duyarlar.

Adam ın Fas ta oturduğu binada ev sahibi de oturmaktadır. Ev sahibinin bekar bir kızı vardır.  Adam evden dışarı çıktığında ev sahibinin kızı eve girer.  Valizin içine hazırladığı mektubu koyar diye tahmin yürütürler.

Bu ülkeye evli gelip boşanan ve bu ülke kızını koluna takıp dönenleri düşünecek olursak sıkıntılı bir durumdur ama adamın da izah ettiği gibi bir durum olması çok çok  büyük ihtimaldir.

Her ülkede bu tarz entrikalar yaşanır. Ben size Fas tan bir örnek seçtim. Bir de benim yaşadığım olay var ki yere bakan yürek yakan bay Mostafa başrolde. 😲

Nişanlıyız ama içimden bir ses "Nişanlın ne ayak ?"  Diyordu. Yalınayak😂 İç sesim ne zaman yanıldı ki?  Er geç çıkar dedim ve önemsemedim.  Evlilik işlemleri sonrası Türkiye ye döndüm.  Geçmiş zaman ne olduysa onun facebook adresinin şifresi gerekti.  Şifreyi alıp hesabına girdim ve ekstradan  mesaj bölümüne baktım.  Adam dünyanın dört yanından çok sayıda kız ile yazışmış.  İçlerinden biri ile  sık yazışmış hatta biz nişanlıyken Fransa ya iş için  gittiğinde kız ile  görüşmek bile istemiş. Ne yaparsam yanıma  kardır misali. 😈

Evlenmişim hem de ne zorluklar aşarak ve adamın facebook yazışmaları karşısında doğal olarak dondum kaldım. Benden öncesi sorun değil de nişanlılık döneminde yaptığına takılmıştım.  Yüzleşme kararı alıp durumu anlattım ve "Belki ben Fas a geri dönmem" diye ilave ettim.  O gece yazışmalar vs derken biraz düşünceli geçti.

Çalışma hayatı boyunca ne yere bakan yürek yakan insanlar tanımışlığım var aslında. Yani niye şaşırıyorsam.  Hem ben de sütten çıkma ak kaşık değilim.
Ablam ile konuştum biraz,  kendi kendime düşündüm. Benim de hayatımda yaptığım hatalar olmuştu. Bazen hiç yapılmaması gereken insanlara hata yapmıştım. " İnsan aklını okuma gibi yeteneğimiz olsaydı bir çok kişi birbirinin yüzüne bile bakamazdı.  Bu evrende pürüzsüz hayatlar yaşanmıyor. Hepimizin hayatı makyajlı" diyerek yoluma devam ettim. 

Benim mottom:  Gözüme gönlüme hitap edeni  yanıma alıp, orta yolu bulup hayatla geçimli yaşamak. Severek,  inananarak,  hoş görerek.

Sevgiyle sağlıkla kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY

27 Mayıs 2017 Cumartesi

SİNİRİNE DEĞİL SINIRINA SAHİP ÇIK



Fikrimden, seçimlerimden,  hayatı yaşamak istediğim gibi yaşamayı seçtiğim den ötürü  defalarca yadırgandım,  eleştirildim, akıl verenlere maruz kaldım, anlaşılmaz ilan edildim,  hakarete bile uğradım. 

Son yaşadığım bir olay  bu satırları yaz artık diyor. Belki benim durumumda olup kafası karışmış olan kişilere yardımcı olur.

 Kızım elli günlükken "İkinci bebek düşünüyor musun?  Arayı çok açmadan, yaşın geçmeden yap"  cümleleri havada uçmaya başladı.  O gün bu gündür fark ettim ki ben insanlara ikinci çocuğu düşünmediğimi söylüyor bir de ayrıntılı açıklama yapıyordum.

Karşımdaki kişi kendi doğrusunu benim doğrum yapabilmek için  ikinci bebeğin faydalarını sıralıyor  ben de  ikinci çocuk olursa yaşayacağım zorlukları anlatırken buluyordum kendimi. Ne saçma bir diyalog değil mi?

Aynı soruyu vakti zamanında sorup, cevabı almış kişilerin  tekrar aynı soruyu sormasını ise  aklım gerçekten almıyordu. Nitekim geçenlerde bu dediğimden bir demet yaşadım.
İkinci çocuğun olur inşallah ile başladı istemediğimi dile getirdim, açıklamalar havada uçtu. Karşımdaki insan konuştu ben konuştum derken bana geldiler ve  ben çocuk sevmiyorum dedim en son.  Hakikat şu ki  iki çocuklu anne olmayı istemiyorum, isteyen yapsın. Çok çocuk sevsem iki tane ile kalmam dört beş çocuk yaparım.  Hele hele eşim de ben de istemiyoruz dediğim halde cümleler halen bitmiyorsa gerçekten sıkıcı bir hal alıyor.

Bir kişiye "çocuk yap" , " ikinci çocuğu yap " denildiğinde o kişinin  yaşam alanı ihlal edilmiş olur. Cinsel hayata müdahale etmekten tutun da karı kocanın ortak aldığı bir karara dış kapının dış mandalı olarak karışmış olmak dahil.

Eve geldiğimde "Neden ben bunu tekrar tekrar yaşıyorum? ",  "Neden  cevap veriyorum?",  "Neden açıklama yapma gereği duyuyorum? ", "Bu konu beni neden bu kadar rahatsız ediyor?"  diye kendi kendime sormaya başladım.  Çok sevdiğim ve fikrine saygı duyduğum, bu konularda eğitim alan bir arkadaşıma danıştım.  "Sen ne istediğini biliyorsun karşındaki kişinin sözleri seni neden bu kadar etkiliyor?  Burada seni rahatsız eden hayatına karışıldığı düşüncesi mi yoksa başka bir şey mi? "... diye açıklamalar yaptı. Bu konuyu içimde çözmem gerektiğini hatırlattı sağolsun.

"Gözlerini kapat ve o güne  soru sorulma anından öncesine git ve birazdan şu konu açılacak bana bunu soracaklar de. Nasıl istiyorsan öyle yap. Peki, Kısmet gibi cevaplar da bir cevaptır " dedi arkadaşım. 

Gülümseyip,  hiç cevap vermemek te bir cevaptır diye düşündüm. Zaten cevabını biliyor gülümsemem ve susmam yeterli değil mi?

Keşke herkes kendi yoluna baksa ve kendi hayatını şekillendirmeye çalışıp başkalarının hayatına burnunu sokmasa demeyeceğim.  Birbirimize ayna tutma görevimiz  var. Bazı konuların farkında olmak ve kendimizi yontmak için... Etkilenmemek te elimizde.  Ya da o insanın haddinin sınırlarını öğrenmesi gibi bir ders alması konusunda rolümüzün olması gibi gibi...

Sorulan sorularıcevaplama veya cevapsız bırakma seçeneğimiz var.
Hayatımız ile ilgili kararları paylaşma ve paylaşmama seçeneğimiz var. 
Sana ne ? Size ne? Bana ne? Gibi soru işareti ile biten ve karşı tarafahaddinin sınırlarında yaşamasını bildiren cevap seçenekleri kadar konuyu uzatmamak adına   'Peki',  'Kısmet' gibi kelimeleri kullanma seçeneği de var.

 İnsanlar kırılmasın,  darılmasın diye  açılan her   konuda konuşmak zorunda değiliz. Kişisel alanımızın sınırlarını biz belirliyoruz.  Çok ta yerinde bir söz geldi aklıma.
"Sınırına sahip çıkmazsan, sinirine sahip çıkmak zorunda kalırsın."


Sağlıkla, keyifle,  huzurla kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY  

21 Mayıs 2017 Pazar

5 HAFTADA 10 KİLO ATTAYA GİTTİ. 😂💙💚💪


Üç haftada sağlıklı beslenip spor yaparak 10 kilo vermek mümkün mü? diye düşünüp kendimde test ettim. 

Sağlıklı beslenip spor yaparak 3 haftada 10 kilo VERİLMİYOR ama rahat beş kilo gidiyor. Arada  kaçamak yaptım,  serbest gün ilan edip istediğimi yediğimi de hesaba katarsam on sekiz günde beş kilo verdiğim ortaya çıkıyor.

Bir gün Kazablanka da parti yemeklerini,  bir gün arkadaşın kızının doğum gününde sarmaları afiyetle yedim. Dün de biraz ipin ucunu kaçırdım derken beş kiloya veda ettim.
Üç haftada on kilo veremesemde 5 haftada 10 kilo verdim.


Kilo vermek için ne yaptım?

Yapay şekeri bıraktım.
Tahıllı ekmek yedim (bazen bir bazen iki dilim)
Bol su tükettim.
Bitki çayı içtim. (Beşi bir arada veya yeşil çay)
Salata tükettim.
Bol cacık, ayran, çorba,  yumurta, köfte, kırmızı biber, maydanoz, yoğurt , tarçın ve limon tükettim
Sabahları erken kalktım ve bir daha uyumadım.
Gideceğim çoğu yere yürüyerek gittim
Kahve ve iki adet hurma ( içinde iki badem üstünde kakao)  tükettim.
Sabah kahvaltısını yaptım. 
Günde iki öğün bazen üç öğün beslendim.
Özge Bezirci ile 21günşekersiz Programına katıldım.
Leslie ile bazen 2 mil bazen 3 mil yürüdüm. 
Yürüyüş bandında bazen 20 -30 dakika yürüdüm.
İstikrarlı ve iradeli olmak için direndim.

Beş haftada aç kalmadan spor ile sağlıklı beslenerek on kilo verdim mi? Verdim. Bu bile  benim için büyük bir başarı. Daha vermem gereken yirmibir kilo var.


Bu yola 110 kilo ile başlamıştım. Geçen sene 93 e düştüm.

1. Hedef : 90 (başardım)
2. Hedef : 85 (başardım)
3. Hedef : 80 (az kaldı)
4. Hedef : 75
5. Hedef : 70
6. Hedef : 65
7. Hedef :  62 (son)

2017 yılının son gününe kadar da kendime zaman tanıdım.  Umarım sene sonuna kadar istediğim kiloya ulaşırım.  Acelem yok.  Kilo fazlası olan her kişi gibi ilk başlarda ciddi kilo verdim. İki haftada beş kilo,  üç haftada beş kilo... sanırım daha sonra dört haftada beş kilo diye yavaş gidecek.  Kısacası SAĞLIĞIMI RİSKE ATMADAN kilo verdim.


İstediğim kiloya ulaştığımda da koruma programına devam edeceğim ve sağlıklı beslenme ile spor hayatımın her evresinde olacak. Olmalı.

Halen kilo fazlam olmasına rağmen hafiflemiş gibi hissediyorum kendimi.  Darısı isteyen herkesin başına. Ben yapabiliyorsam herkes yapar.

Sağlıkla, keyifle kalın.
Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY 

18 Mayıs 2017 Perşembe

FAS' TA ÖĞRENDİĞİM SAÇ BAKIM MASKESİ


Malzemeler :  
Keten tohumu 
 Susam
Yarım su bardağı Zeytinyağı 
1,5 su bardağı  Ilık su


Susam ve keten tohumunu ocağa alıp 3 dakika kavurun.

Ocağın altını kısın ve 1-2 dakika daha karıştırın. 

Kavrulmuş karışımı makineye alın ve toz haline getirin.



1 su bardağı tozu kaba alın. Kalan malzemeyi bir poşete koyup bir sonraki saç bakımında kullanmak üzere saklayın. Karışıma Zeytinyağını ilave edin. 


Daha sonra ılık su ilave edin.  Biraz sulu karışım olacak.  Banyoda saçınıza uygulayın. Saçınızın dipleri ve tamamına sürün ve bir gece saçınızda bekletin. "Gece saçımda maske ile yatamam" derseniz gün içinde uygulayın ama en az  iki- üç saat bekletin.  


Böyle bulamaç gibi olacak saçlarınız. Maskeyi uyguladıktan sonra saçıma siyah bir örtü kullandım. Siz ister bone takın isterseniz bim poşeti ile sarın  😂 (Yoksa saç boyadıktan sonra saçına market poşeti geçiren bir tanıdığınız olmadı mı hiç?  😂 ) 

Ben saçıma bakım yaptığımda hep aynı saç örtüsünü kullanırım. Saçımı boyadığımda da yine hep aynı saç havlusunu kullanırım. Gözden çıkardığım bir havlu bir de eşarp ım var kısacası. 

Bu maskeyi iki haftada bir veya ayda bir uygulayabilirsiniz.  Saçı besler. Canlılık ve güç kazandırır. Fas'ta bilinen bir saç maskesi. Bilgiyi görümcem den aldım. Uygulayın, saçlarınıza şifa olsun. DENERSENİZ yorum yazın,  beklerim.  😉

Okuduğunuz için teşekkür ederim .
Sevda ALAN ELARABY 

15 Mayıs 2017 Pazartesi

FAS KÜLTÜRÜNDE RAMAZAN


Fas' ın Tanca şehrinden merhabalar.  Malum ramazan ayına sayılı günler var. Fas' ta Ramazan ayı ve Ramazan Bayramının nasıl geçtiğinden biraz bahsedeceğim.

Ramazan ayına girmeden önceki pazar günü saatler muhakkak geri alınır. Bu uygulama her sene yapılır.  Türkiye de takvim sistemi ile çok önceden bilinen Ramazan ayı Fas'ta ayın durumuna bakılarak öğrenilir. Kayınpederimin dediğine göre Ay ın çok ince bir belirginliği olmalı.



Ramazan ayına girmeden önce kadınlar,  pastaneler  hummalı bir şekilde  çalışır.  Geleneksel chebakia tatlısı pişirilir. Sellou ya da sfuf denen  enerji veren içinde  margarin, şeker, fıstık, baharat, badem, zeytinyağı, bal, un gibi gibi çok sayıda malzeme olan cilde faydalı karışım hazırlanır.

Harira çorbası pişirilir (Genelde bu çorbanın yanında haşlanmış yumurta yenir ) Hepsinin tadı harikadır.
İftar saatinde bizim kültürümüzde ki gibi çeşit çeşit yemeklerin olduğu bir sofra kurulmaz.  Muazzam bir kahvaltı sofrası kurulur. Harira, haşlanmış yumurta,  sfuf, hurma, tavuklu börek, geleneksel hamur işleri, ekmek çeşitleri, nane çayı, süt, kahve, meyve suyu gibi hafif yiyecekler & içecekler tüketilir.




Tatlı olarak şerbetli, üzerinde susam olan chebakia  tüketilir.  Sahurda ise bizim iftarda kurduğumuz türden bir sofra kurulur. Kısacası bizim sahurumuz Fas ın iftar menüsü,  bizim iftar menümüz Fas' ın sahuru olur. 
İftar ve sahur arası genelde  yemek yenmez ama bazen atıştırmalık birşeyler yenilebilir.


Gün içinde hayat ağır işler. Açık market, bakkal, cafe, restaurant  bulmak zordur.    Açık olanlar vardır ama istisna. Genelde akşam üstünde açık olur. Halk bunu bildiği için ihtiyaçlarını ona göre temin eder. Akşam üstü  restaurant ve cafeler iftar menüsü için hazırlık yapar. İftar saati güzeldir.  Fas kültürüne ait müzikler eşliğinde gelen iftar tabağı ise  muhteşemdir.

Gece hareketli geçer. Bu hareketlilik sahura kadar sürer. İnsanlar deniz kenarında,  sahilde, evin balkonunda dinlenerek zaman geçirir.  Bazen sahilde konser,  etkinlik olur.  Çocuk parkları ise  cıvıl cıvıldır. Küçücük çocuklar bile geç vakit olana kadar oturur. İlk sene yadırgamıştım ama bu bir kültür. Mukayeseyi bırakıp olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim.

Şirketler Ramazan ayına girmeden önce çalışanlarına üzerinde  belli bir meblağ yazan alışveriş fişi verir.  Alışveriş yapılabilecek mağazalar, marketler  vs. Liste olarak ta belirtilir. Geçen sene 500 Mad (Dirhem) vermişti şirket. Bu sene ne olur bilmiyorum.  Yardıma muhtaç kişilere ücretsiz iftar yemeği veren yerler  de olur.


Türkiye de Ramazan ayında oruç tutmayan bir kişi sokakta su içse en fazla bazı kişilerce tepki görür. Beş yıl önce öyleydi. Şimdiki zaman için bir fikrim yok.  Fas vatandaşı Ramazan ayında sokakta yemek yer,  su içerse cezası hapis.  ( Arkadaşım böyle bilgilendirmişti. Yaşlı meclisi ile konuştum, onayladılar. Gençler onaylamadı) Ramazan ayında Fas a gelirseniz dışarıda  yiyen, içen kimseye denk gelemezsiniz. Ayıp olduğu için veya hapis cezası...

Ramazan Bayramı da yine ay sistemi ile anlaşılır. Ay ın durumuna bakılarak ramazanın bittiği anlaşılır. Ay hali 😄
Ramazan Bayramı sabahı muhteşem olur. Çok severim. Mahallede boş araziyi cami gibi düzenlerler ve müthiş bir kalabalık geleneksel kıyafetler ile namaz kılar. Bayramlaşma olur. Daha sonra herkes evlere dağılır.


Ailede eşimin annesi büyük olduğu için alt ve üst kattaki akrabalar pişirdikleri kekler tatlılar, geleneksel hamur işleri  ile bizim bulunduğumuz daireye iner. O kadar kalabalık oluruz ki salonda oturacak yer kalmaz. Muhteşem lezzetler masaya,  gülüş, cümbüş ve  kahkahalarımız da salona  renk katar.
Ramazan ayı ve Ramazan Bayramının dolu dolu yaşandığı bir ülkedir Fas.



Ramazan ayına girmeye az  zaman var fakat ben şimdiden hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum.  Sağlıkla, keyifle kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY



10 Mayıs 2017 Çarşamba

VALİZ DEDİĞİN HAFİF OLUR Calimero


Merhabalar. Bize bu hafta Tanca dan Kazablanka ya giden yollar gözüktü. Düğün organizasyonu, bebeği olan akrabaya hayırlı olsun ziyareti en önemlisi de  eşimin ailesinin evinde 4 gece 5 gün geçirmek var programımızda.  

Eşim arkadaşlarına, kızım aile&akraba sevgisine kavuşacak.  Ben de terasta sabah güneşi ve akşam güneşini izleyerek kahvemi yudumlayacağım kısmetse. 

Yolculuk  olunca valiz hazırlığı da oluyor haliyle.  Ne kadar az eşya o kadar hafiflik mantığı var bende. On gün bile kalacak olsak yine az eşya taraftarıyım doğrusu.


 Vakit bulmuşken valizimi hazırladım. Makyaj malzemesi olarak  rimel ve   ruj alırdım yanıma fakat düğün organizasyonu olduğu için ilaveten makyaj malzemesi koydum.  Diş fırçası diş  macunu, krem, tırnak makası, parfüm, deodorant gibi gibi ihtiyaçlar dışında cilt maskesi ve krem aldım yanıma. Kuaförün yaptığı ağır makyajı çıkardıktan sonrası cildimin ihtiyacı olacak. 

Aile apartmanında saç kurutma makinesi olmadığı için  yanıma mini boy saç kurutma makinesi aldım. Saç kurutma makinesi nasıl olmaz? Kullanmıyorlar. Benim saçım gibi düz ve kolay şekil alan bir saç değil. Afrika insanının saçını düşünün. Yıkadıktan sonra şekil verip eşarp ile bağlıyorlar. Kurutma ve düzleştirme bir arada.  Bir de yanıma havlu aldım. 


Normalde  yolculukta defter taşımam.Telefonun not defterini kullanırım  ama günlük yediklerimi, hedeflediğim kiloya ulaşmak için  öğrendiğim yeni bilgileri bu deftere not alıyorum. Motivasyon ve hedef defterim Olmazsa olmaz.   


Gönül isterdi şuraya kokoş pijama fotoğrafı koyayım ama tarzım bu... 😂 Fazlasıyla dişil enerji taşıyorum   böyle kıyafetle dengeliyorum dermişim. 😄😄  Çizgili pijama favorim.  


.

Ev içinde giymek için aldığım çoraplarım ben buradayım diye bağırıyor. Canlı renkler iyidir. Afrika' nın güneşinde şapkasız dolaşılmaz diyerek şapkamı da yanıma alıyorum. Kot ve kumaş pantolon, iki t-shirt, hırka diye gidiyor liste ve bitiyor.

Bu kıyafetler içinden  bir pantolon ve t-shirt ü yolculukta giyeceğim. Yani valiz iyice hafiflemiş oldu.  Düğünde giyeceğim kaftan  aile evinde olduğu için o yükten de kurtuldum. Görseldekilere ilaveten çamaşır ve düğünde giyeceğim bir çift ayakkabımı da yanıma aldım mı tamamdır.  Bir valizin yarısını dolduracak kadar eşya... 
Yaşasın basit ve sade hayat.

Valizinize az eşya sığdırıp yolculuk yapmayı deneyin derim. Denerseniz veya benim gibiyseniz yorum yazmayı da ihmal etmeyin. 

'Bir yere giderken kahkahalarımı da yanımda götürüyorsam gerisi teferruattır' sloganım ile valizi an itibariyle kapatıyorum.

Satırlarıma sizin için ve kendim için seçtiğim bir şarkı ile burada son veriyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle  MORY KANTE  ve YEKE YEKE :)

                               




Okuduğunuz için teşekkür ederim 
Sevda ALAN ELARABY 



7 Mayıs 2017 Pazar

FAS PAZARINDA SEBZE, MEYVE, ET FİYATLARI

PAZARA GİDELİM

Fas'ın Tanca şehrinden merhabalar. Ülkemde tarım ve hayvancılık ne durumda çok iyi bilmiyorum ama bu ülkede halen tarım ve hayvancılık var. Biz mutfak alışverişi ve bazı temizlik ürünlerini genelde pazardan almayı tercih ediyoruz. Pazar alışverişinin daha ekonomik olduğunu ve pazarlık payının olduğunu düşünürsek neden marketten alışveriş yapalım? 

 Bu hafta sizler için pazardan bu ay içinde aldığımız ürünlerin fiyatlarını paylaşacağım. Böylelikle ülkemizdeki rakamlarla kıyaslama imkanınız olacak. 







Sanırım ülkemde domatesin kilosu 10 TL olmuş. Ülkeler her ne kadar farklı olsa da domates domates tir.  Tıpkı ülkeler ne kadar farklı olsa da insan insandır gerçeği gibi. Umarım okuyacağınız fiyatlar karşısında pazarcılara ürün satıcılarına karşı isyan bayrağı çektirmem. 





Ürünlerin çoğunluğu köylülerin bağından bahçesinden getirdiği ürünler. Zaman zaman İspanya dan getirilmiş sebzeler, paket gıdalar vs. vs. de var fakat ben olabildiğince pakete girmiş, işlenmiş ürün almamaya özen gösteriyorum. Fas' ta pazardan tavuk alacaksanız tavuğu gözünüzün önünde keserler mesela. Yumurtaların üstünde  de (hepsinde olmasa da ) tavuğun dışkısı olur. Iyy mıyy hijyen diye düşünmem. ( Eskiden düşünürdüm) Paketlenerek satılmış yumurtaların geçtiği işlemleri düşündüğümde en sağlıklısının pazardan alınan yumurtalar  olduğuna karar verdim. 


Pazarda bazı ürünler tezgahta bazıları da yere serilmiş uzunca bir örtü (çuval, naylon) üstünde satılıyor. Özellikle ara mahalle pazarlarında yani ev önüne kurulan mahalle pazarlarında yere serilerek ürün satanlar daha fazla. Tabii ki gün geçtikçe gelişiyor ve değişiyor. Bu ülkeye geldiğim günden bugüne beş yıl içinde bile ne çok şey değişti. Sosyete pazarı da var. Oturduğumuz evlerden biri o pazara yakındı. Bazen giderdik. Diğer pazarlara göre biraz daha pahalı olduğu için sosyete pazarı dedim yoksa hepsinin adı  bu ülke dilinde SOUK :) 


Eğer ki çok ama çok kalabalık bir aile iseniz çuvallarla sebze, meyve satılan bir pazar daha  var. Bir dönem eşim çılgınlar gibi portakal suyu tüketiyordu da oradan biliyorum. Arkadaşı ile gidip bir çuval portakal almış ve yarı yarıya bölüşmüşler. Eve yarım koca çuval portakalları getirince ben bunları nereye sokacağım dedirten türden.   O dönem iki kişiyiz ve buzdolabımız da iki kişilik aileye göre. Tanca nın ikliminde açıkta kalan ürün çabuk küflendiği için portakalları söylene söylene buzdolabının bütün raflarına yerleştirmiştim. Yani böyle kalabalık ailelere göre  alternatif bir pazarı da var. 

Gelelim şimdi ürünler ve fiyat listesine. Ekmeğin, sabunun  adet olarak fiyatını yazdım.  Dereotu, nane, maydanoz ve  çiçek  demet olarak fiyatını yazdım. Badem ve cevizi bir avuç içini tepeleme dolduracak şekilde düşünün.  Bazılarının yanında parantez içinde belirttim. Kalan ürünlerin  ise kilo fiyatıdır. 






Bu pazardan ilham alıp patlıcan  için yazı bile yazmışlığım var. 'PATLICAN ŞUKUFE - SİZİN CANINIZ CAN DA BENİM Kİ PATLICAN MI?' Denk gelmediyseniz okumak için  linki tıklayın. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY

5 Mayıs 2017 Cuma

YAZA FORMDA GİRMEK - LESLIE İLE YÜRÜMEK

LESLIE BİZİ DİSKOYA GÖTÜR 

Merhaba sevgili okurlar, güzel insanlar. Bu yazımda sizinle süper bir deneyimimi paylaşacağım. 

LESLIE SANSONE' S WALK AT HOME. 
LESLIE İLE EVDE YÜRÜYÜŞ! 

Diyette olduğumu bilenler elbet vardır. Bilmeyenler de şimdi öğrenmiş oldu. Kilo vermek sadece diyet ile olmuyor, hareket te lazım doğrusu. Evimde yürüyüş bandı var. Yürüyüşümü düzenli yapıyorum. Ayrıca kızımı parka götürmek için her gün sabah ve öğleden sonra evin dışına da çıkıyorum. Asansör kullanmayı bıraktım ve her eve dönüşte yanlış saymadıysam altmış yedi (67) basamak merdiven çıkıyorum. 😩 Kızım da benimle birlikte merdiven çıkmak istiyor. Yorulursa  bir de onu kucağımda taşıyorum. Aynı şekilde sokakta yürürken de yorulduğu oluyor o zaman da kucağımda taşıyorum 😅 ve yürüyüşümü tamamlıyorum. İp atlamaya da yavaştan başladım. Muhteşem değilim ama bir başlangıç için çok kötü de sayılmam. 

Bu arada kızım benden daha enerjik yürüyor  hem de Cem Karaca' nın RAP RAP şarkısı eşliğinde: 

                        

Spor amaçlı yaptıklarım belki yazınca çokmuş gibi gözükebilir ama Leslie ile yürüyüş videosuna denk geldikten sonra yaptıklarımın yapacaklarımın yanında bir hiç olduğuna kanaat getirdim. "Vücudum sıkılaşsın",  "Yaza kadar biraz forma gireyim" diyorsanız doğru yerdesiniz. "Vücudum gayet iyi", "Fazla kilom yok"  diye düşünüyorsanız  "SAĞLIK İÇİN HAREKET YANİ SPOR ŞART" diyorum ve siz de doğru yerdesiniz. 

Açık havada spor yapmak güzeldir.  Camı açarsanız siz de açık havada spor yapmış olursunuz. 😄Mesela ben camı açıyorum salon açık hava tiyatrosu gibi oluyor. Ardından youtube kanalından yürüyüş videosunu açıyorum içeriye Leslie' nin sesi doluyor ve başlıyorum yürümeye. O kadar enerjik & enerjikler ki o enerjiye hemen dahil oluyorsunuz. Kaplumbağa hızında geçen kış günlerini düşününce 🐢"Daha önce keşfetmiş olmayı isterdim" diye alt yazı geçiyor iç sesim. 

 Hareketlerin özü yürüyüş olsa da kollarınız, bacaklarınız için çok sayıda hareketler uyguluyorsunuz.  Bir milin sonunda hafiften terliyor insan. Daha sonra  ikinci mil başlıyor. O hareketleri kollarımla  çalışarak yapıyorum ben. Ellerinde tuttukları yeşil kumaştan temin etme imkanınız varsa siz benim gibi yapmayın. . Sonuçta aynı hareketleri yapıyorum ama yine de her haliyle uyum iyidir. İkinci mil bittiğinde terleme artıyor. Video 30 dakikayı gösterene kadar devam ediyorum. Özge ile Şekersiz 21 gün programında olduğum için 30 dakikanın üstüne çıkmamaya gayret ediyorum.  Programın birinci ve ikinci haftası 30 dakika yürüyüş son haftası  45 dakika yürüyüş kuralı var da ona uymaya çalışıyorum. 😎

Leslie ile yürüdükten sonra blog yazımda yer versem mi diye düşündüm. Belki videoya hiç denk gelmemiş olanlar  vardır diyerek sizlerle de paylaşmak istedim.  Arkadaşlarımla, yakın çevremde spor yapmak isteyen tanıdıklarımla da olabildiğince paylaştım. Ben çok  memnun kaldım umarım siz de severek, eğlenerek bu video eşliğinde sporunuzu yaparsınız. 

 Görsel olarak ne paylaşsam diye düşünürken çok sevdiğim aktör Jim Carrey başta olmak üzere kedim, kızım, kendi fotoğraflarımdan birini Leslie ile yürürmüş gibi fotoŞOKladım. 😂 :) Kusurum varsa affola. Amatör bir çalışmadır. Profesyonel bir yardım almadım. Paint programı dile gelse "Eline gözüne dursun, sana tüm imkanlarımı sundum" der mi acaba? 😨

Sonuca bağlamak gerekirse yaza formda girmek istiyorsanız Leslie ile yürüyün derim. Mayıs sonu malum Ramazan ayı. Gün içinde susayacaksınız, acıkacaksınız ezanla birlikte tatlılar, pideler, hurmalar derken fazla kaçıracaksınız. . Bir de ağırlık çöküp uyursanız işte o en kötüsü... Tok karnına yürüyüş olmayacağı için yemekten bir buçuk-iki saat sonra evde size bahsettiğim bu yürüyüş programını açıp yürüyebilirsiniz. Bu kadar bahsetmişken videonun linkini de ekleyim: 

Sağlıklı, hareketli, huzurlu günler diliyorum. 💙💚

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

1 Mayıs 2017 Pazartesi

HAYALLER TAVUS KUŞU, HAYATLAR DEVE KUŞU


           
"Kuş kadar yedi" denir de deve kuşu da bir kuştur serçe de bir kuştur. Bir de
İnsanoğlu kuş misali denir.  Hemcinslerimi kuş olarak düşününce 65 kiloya kadar olanları gökyüzünde süzülerek uçan  türden,  65 kilonun üstünde olanları da yeryüzünde gezinen kanatlı giller den olarak hayal ettim.

Maalesef ben şu uçamayan kuşlardan oluyorum. An itibariyle tartının gösterdiği kiloya bakarsam benden olsa olsa deve kuşu olur. Boy var  en var hani.  Yaşımı sorun ama kilomu sormayın 😂 Boyum 171. Yani  bu durumda uçan kuş olabilmem için önce deve kuşundan tavus kuşuna dönüşmeliyim.

 Tavus kuşu 

Hayaller tavus kuşu hayatlar deve kuşu şimdilik. 😁

Uzun bir serüven beni bekliyor. Diyelim ki 65 kg oldum. Ne serçe olur benden ne güvercin. Minyon olmak lazım o görüntü için.




Benden yine  olsa  olsa leylek olur ya da büyük bir martı. 😂 Sonuçta en olarak küçülmek elde ama boy olarak kısalmak imkansız. Halter kaldırmayı denesem belki  o ağırlığın altında kalarak can veririm veya yere çakılarak 1 cm gider 😂 ama yine de kurtarmaz.
 


Kilomu yazmasam da İki haftada 5 kilo verip 9 lu hanelerden 8 ile başlayan hanelere geçtiğimi bilmenizde sakınca yok. Deve kuşu görüntümü halen koruyorum kısacası. Tavus kuşu olabilmek için öyle bir hedef belirledim ki...  Üç haftada 10 kilo vermek. 😨Başarabilecek miyim bunu 22 Mayıs tarihinde tartıya çıktığımda göreceğim. Tabii ki sizinle de paylaşacağım.

8 ile başlayan hanelerden 7 ile başlayan hanelere geçtiğim gün Tavus kuşu olabileceğim nihayet . 😄Her ne kadar uçan kuş olamasam da deve kuşu görüntüsünden iyidir. Şahsen tavuskuşunu beğenirim. 😄

10 kilo verebilmek için neler yapacağım?

 ♡ 21günşekersiz Programına katıldım.  (Instagram a bakın. Diyetisyen Özge Bezirci nin başlattığı bir program )
♡ 30 dakika yürüyüşe  ilk iki hafta ip atlamayı üçüncü hafta arkadaşımın önerdiği spor videosunu ilave edeceğim.
♡ Nefes tekniği çalışacağım  (Bilmeyenler Metin Hara - Sufi Nefesi  araştırsın )
♡ Bol su tüketeceğim
♡ Aç kalmadan sağlıklı besleneceğim...

22 Mayıs sabahı tartıya çıkacağım ve hedef sonuç ilişkisi yani niyet ettim deve kuşu iken tavuskuşu olmaya gerçek   olursa sizinle tüm ayrıntıları buradan  paylaşacağım.

Üç haftada 10 kilo vermek çok diye düşünenler olabilir. Kilo ne kadar fazla ise kilo verme o kadar fazla olabiliyor. En azından bende böyle işliyor. Metabolizma, kişinin bünyesi, yaptığı diyet, spor vs vs herşey etkileyebilir verilen kilo miktarını.

 Elimden geleni ve gönlümden geçeni yapacağım. 22 Mayıs günü  "3 haftada 10 KİLO VERDİM " yazımda görüşmek dileğiyle. Gitsin yani şu on kilo. Ben de tavus kuşu gibi rengarenk gezinmek istiyorum artık. Siyah siyah siyah yeter siyah kıyafetten çektiğim. On kilo gittiği gibi ilk işim siyah bütün kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine vermek olacak.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. 22 Mayıs günü görüşmek dileğiyle.
Sevda ALAN ELARABY