27 Temmuz 2017 Perşembe

ÇOCUĞU EVDE MUTLU EDECEK ETKİNLİKLER - 12-24 AY


Merhabalar anneler, babalar.  Bazen hava şartları bazen insanın enerjisi, sağlık sorunları veya üşengeçlikten çocuğu parka denize yürüyüşe vb. etkinliklere götüremiyoruz. İşte bu durumda 'Evde nasıl eğlenceli zaman geçiririz?  '    Ver eline telefonu, aç çizgi filmi izlesin ile dönmüyor dünya.


Biz çok sık kitapları açıp, resimlere bakıyoruz.  Hatta eğlenceli kitaplarımız da var bizim.



Yaş büyüdükçe çocuğun beklentileri artıyor. Salıncak diyor park diyor... 😂 Türkiye de annemin evinde salıncak vardı. Annem üşenmeden elleriyle dikmişti sağolsun.



Siz de yapabilirsiniz kolay. Uyutma sıkıntısı yaşadığınız çocuğu salıncağa koyun ve başını koyması için minik bir yastık verin. On dakikada uyusun. Salıncak nereden baksanız yarım saat çocuğu eğlendiriyor. Bu zamanı dinlenmek enerji depolamak için kullanabilirsiniz. Bu fikir için hayır dua edeceksiniz bana 😄😊


Geçenlerde ise salona kullanmadığım naylon bir masa örtüsü üstüne banyo yaptırdığımız mavi plastik kabı koydum. İçine ılık su ve mavi plastik oyuncaklar. Mavi rengi öğretme hem de serinleme. Çocuklar su ile oynamayı çok seviyor. Haftada bir bu da yapılabilir.
Babasının eseri  olan çadır 😂😂

Bu sabah kahvaltıdan  sonra hadi çadır yapalım dedim. Daha önce babası ile vileda sopalarından müsvedde çadır yaptığından çocuk biliyor kelimenin anlamını. Toplamda dört çarşaf, dört yastık,  beş sandalye ile çadır oldu mu? Oldu.

Benim eserim olan çadır. 😁😄


Çocuk mutlu oldu😊

İki küçük sandalyesi vardı. Onları da altına iliştirdim.  Oyuncaklarını sandalyeye taşıdı, oynadı, yoruldu derken mini  sandalyeleri çekip yere küçük bir battaniye üstüne de yastık koydum.  Laptop u açtım ve renkleri öğreten bir çizgi film buldum. Bir müddet te onu izledi. Şarkı söyledi derken uykusu geldi.  Neticede yarım gün çok ta keyifli geçti.


Şu an saat 16:30 ve uyandı. Yine çadıra girecek, oynayacak derken babası gelecek. Taze kan. 😂 Kimse birşey demesin çocuklar tam bir enerji vampiri. 😁 En azından benim kız öyle. Kanım feda,  canı sağolsun.  😄😄


Bu haftasonu beş günlük etkinlik tablosu hazırlayacağım.  Renkleri öğrenmesi için boyalarla,  kalemle , kağıtla, kitapla. Bir de eve salıncak şart. Çocuk için ev biraz park havasında olmalı yoksa ne yapsın evde? Kırlent mi bu yavrular?


En keyifli etkinliğimiz darbuka ile çocuk şarkıları söylemek.  Alibabanın çiftliği ile başlayıp beş küçük maymunun yatakta zıplamasına kadar gidiyor. İnsanın çocuğu olunca ne şarkılar öğreniyormuş 😂😂 Küçük bir darbuka alın ve şarkılara daha fazla ritim katın derim. Mızıka, oyuncak gitar... evde yok yok.  Müzik iyidir.



Bugün çocukla ne yapsak diye düşünenlere fikir olur diye bu yazıyı paylaştım. Ola ki ilerleyen zamanlarda aklıma gelen birşeyler olursa tekrar paylaşabilirim.  Maksat dayanışma maksat Anne ve Babalara hizmet.




Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY 

GÖKÇEADA HU HU / İKİNCİ BÖLÜM

Evet ikinci bölüm ile sizleri selamlıyorum.

Gökçeada için geniş bir kara parçasına bağdaş kurmuş, köy, koy, plaj cenneti diyebiliriz. Durum böyle olunca rezervasyonsuz bile yola çıksanız  kalacak yer bulursunuz.   Hatta ve hatta iletişimde pazarlık payınız yüksek, kalacağınız yeri görüp seçme gibi bir lüksünüz de olacaktır.  Onbeş (15) Yıl Turizm sektöründe sömürülerek çalıştırılmış biri olarak bana güvenebilirsiniz.

Kamp kurmayı seven, börtü böcek ile anlaşan, atlara fısıldayan adam  tarzında biriyseniz ve yanınıza çadır aldıysanız HAVA BEDAVA, ADA BEDAVA diyorum. 😂 Konaklamaya gömeceğiniz para ile mis gibi tatil yapacaksınız haberiniz ola.

Bizim konaklama serüvenimiz Yukarı Kaleköy de bir Rum evinde gerçekleşti.  Girişte tek kişilik yatak, bir adet çekyat, mutfak vardı. Diğer odada  ise iki kişilik yatak, bitişiğinde banyo, tuvalet. Dört yetişkin bir çocuğun rahat konaklayacağı bu yerin  gecesi 200 TL idi  ama bize 150 TL oldu. Size M, L, XL ne olur bilemem Kaç beden giyerseniz artık 😂  Bu arada kahvaltı yok.

 Önemli Not: Ada' nın sinekleri pipetle uçuyor  😂  Konaklama yapacağınız yer seçiminde  kapı ve camlarda sineklik olmasına dikkat ediniz veyahut dikkat etmeyip birkaç sineğe kan veriniz.


Plaja uzak kalayım, istediğimde gider yüzerim diyorsanız köylerde apartlar çok. Plaja yakın tatil isterseniz  Aydıncık Sahilinde SEYİR DEFTERİ ne bakın derim. Oda kahvaltı hizmet veriyor. Yemek hizmeti de var. Küçük bir oda içinde ikili ve tekli yatağı olan  toplam üç kişinin kalabileceği yer için kahvaltı dahil 200 Tl fiyat almıştım. Fikir olsun diye buraya yazıyorum. Almadan geç bakmadan geçme. 😂


Tatlı bir hanımefendi ilgilendi benimle.  Fiyat sorup konaklamak istesem de kocamın nursuz suratı yüzünden konaklama olmadı. At eti mi eşek eti miydi bilmiyorum ama Gökçeada öncesi yediği sucuklu tosttan sonra neşeli şirin gitti  somurtkan şirin hatta öfkeli şirin geldi. Şaka bir yana yolda  yaşananlardan  ve ortamın enerjisinden etkilendi. O da kendince haklı.
 
 Yıldız Koyu nda  yine plaja yakın başka bir mekan  buldum. Çadırlarda konaklamak, kamp yapmak isteyenler için ideal. Konaklama için olmasa da  yayıla yayıla birşeyler içmek, akşam üstü ve gecenin tadını çıkarmak için rahat, romantik olan bu mekana muhakkak  zaman ayırın derim.


Uyumaya gelmedik ya yüzeceğiz elbet.

Aydıncık plajı yüzmek için güzel bir seçim.  Plaja vardığınızda saçları saman sarısı, tepeden gelişigüzel toplanmış suratları  seçilmeyen kara insanlar görebilirsiniz.  Onlar dost,  onlar uzaydan adaya inen Afro turistler. 😂 Şaka şaka Meşhur çamur banyosundan gelen kişiler onlar. Çamur banyosu selülit ve cilde iyi geliyor dediler. Denemedim cildim süper selülit desen hiç yok 😂😂 biraz kilom var. Zayıflatır deselerdi birbuçuk gün çamur banyosunda uyurdum. Kendime haksızlık etmeyim ben kilolu değilim kemiklerim iri. Menopoza girince zaten kemik erimesi oluyor o zaman incelirim.  Konuyu toparlayım. Çamur banyosu faydalıymış elçiye zeval olmaz  burada paylaşayım Denerseniz yorum bırakın lütfen.

Yıldızkoyu ise denize girmek için iyi bir seçim değil. Taşlık, yosunlu ayrıca  deniz kötü kokuyor. Yine de gidin,  bakın. Yüzmeseniz de fotoğraf çekersiniz.  Manzara harika. 

Sessizlik arayanlara  Kapıkaya Sahili,  bakir bir koyda denize girmek isteyenlere Laz Koyu tavsiye ediliyor elimdeki broşürde 😂😂 Uğurlu Plajında uçsuz bucaksız bir sahil olduğu ve Gizli Limanı görmeden dönmeyin diye de ayrıca belirtmiş  😁 Her ne kadar beni tanımamış olsalar tanışmamış olsak ta bu güzel bilgiler için EFİBADEM e buradan teşekkürlerimi sunuyorum.

Efibadem de Organik bal, zeytinyağı, karadut dondurması, Apurna şurubu,  Karadut reçeli, Keçi peyniri, meşhur karadut dondurması ve yine meşhur ada klasiği Efibadem kurabiyesi  ile daha farklı lezzetler var. Hatta bir de doğal kremleri var. Kurabiyesini yedim, harikaydı. Broşürde kendi reklamından çok ada ile ilgili bilgiler paylaşmış. Emeğe destek ve  saygı olarak Ada ya gidenlere Efibadem e muhakkak uğrayın diyorum.
Web: www. efibadem.com

Yüzme de bitti gelelim eğlenceye ve  eller havaya 😂

Kaleköy de hayat gece başlıyor. Canlı müzikler, çay bahçesinin doğallığı, restaurantlar  ve sonlara doğru hediyelik eşya satıcıları. O  kadar renkli ve güvenilir bir ortam ki insan bütün geceyi burada geçirmek istiyor. Bizim kız bütün  gün uyumayıp güzel bir mekana gittiğimizde kucağımızda sızdığı için bütün gece olmasa da bir müddet takıldık.😩

Hediyelik eşya demişken  el emeği güzel ahşap kapı süsleri ile sabunlar dikkatimi çekti benim. Kendime olmasa da ablam, babam ve kardeşime sabun,  annem ve bir arkadaşıma da el işçiliği hediye aldım.  Sabunlar doğal ve bizimkiler gayet memnun kalmış. Sabun aldığım satıcı da güler yüzlü tatlı bir hanımefendiydi.  Yazıma denk gelirse ( beni unutması imkansız ) buradan sevgiler, selamlar. Kendime bir  şey alamadım diye üzülüyordum ki  valizimden sabunu koyduğum poşet çıktı. Teselli ikramiyesi niyetine. 😂

Bu arada Yukarı Kaleköy de Mustafa' nın Kayfesi isimli çay bahçesinin olduğu meydanda sabun ve mum atölyesini gösteren bir levha vardı. Merkalısıysanız ziyaret edin derim.  O çay bahçesinde de (komik gelin ve damat figürlü ) hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın.



Broşürde Eski Bademli köyünde gün batımını izleyin, Dereköy de Çamaşırhane yi mutlaka görün, Zeytinliköy ve Tepeköy de akşamüstü dibek kahvenizi yudumlayın yazsa da bana kalırsa plaja inin, müzik dinleyin, muhabbet edin. Kahve neyim için.  😁

Eminim Kaleköy ve Yıldız Koyu dışında daha nerelerde ne aktiviteler eğlence mekanları vardır. Gezin efendim. Gezin bütün Ada yı. Ada' nın ruhunu içinizde hissedene kadar gezin.

Ada da gezdiniz, yüzdünüz, eğlendiniz, karnınızı doyurdunuz, hediyelik eşyalar aldınız ve zaman durdu  daha ne yapabilirim diye düşünecek zaman buldunuz.  Olmaz ya,  oldu diyelim 😁😂 Dalış yapın efendim dalış.

Türkiye' nin ilk ve tek su altı Milli Parkı olan  Gökçeada da dalış kursları var. Ne duruyorsun helva yapsana diyecek halim yok.  Tabii ki dalış yapacaksın.  Tanıtım Dalışı yani su altını ilk defa keşfedecekler için dalış lisansına gerek duymadan on dakikalık teorik ders ile beş  metreyi geçmeyen yirmibeş dakikalık bir dalış gerçekleştirebilirsiniz.  Ücreti yüz (100) TL.  Yanınızda bir flaş bellek götürürseniz su altında çekilen fotoğraf ve videolarınız ücretsiz. Daha ne olsun? Paylaşmayı seviyorsanız Facebook ve instagram için konu,  sizin için güzel bir ada  anısı.
Web: www. gokceadadalis.com

'Gökçeada doğal ve güzel  bir tatil yeri ise,  şehir hayatından sıkılanlara buradan ev satabilir miyiz? Buraya bina dikersek paraya para değil de money der miyiz ? diye düşünen oldu mu derken  "85.000 TL den başlayan fiyatlarla Gökçeada' da eviniz olsun ' yazısına denk geldim.  Yemyeşil Çook Yeşil diye de ilave etmiş. Sen oraya binalar dikmeden önce emin ol daha yeşil çoook çoook yeşil di. Tohumlar fidana, fidanlar ağaca , ağaçlar ormana dönmeli yurdumda şarkıları ile büyüyen nesillerdik ne ara böyle oldu...  Hey sen! Tam buraya yeşil, çok yeşil bir soru işareti koy evladım...

Netice itibariyle Gökçeada pek güzel. Bir sivrisinek dile gelse  "GEL! NE OLUR GEL. Yaşlı, genç, zayıf, kilolu GEL! Yeter ki KANLI, CANLI GEL!" derdi.
ÖPEYİM.  ADA YA HOŞGELDİNİZ 😂

Biz birbuçuk gün kaldık siz bizi örnek almayın, daha uzun konaklayın.  Ada da taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın. 😂 Keyfiniz, muhabbetiniz, huzurunuz bol olsun.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

22 Temmuz 2017 Cumartesi

GÖKÇEADA HU HU / BİRİNCİ BÖLÜM


"İki günlüğüne Gökçeada ya  gidilmez" dedi. " O zaman üç günlüğüne gidelim" diyerek niyet ettikten sonra eniştemin araç ayarlaması,  arkadaştan çocuk oto koltuğu bulmamız ile kargaların kahvaltı sofrasını toplayıp  sofra bezini silkelediği saatlerde Mudanya dan Çanakkale ye doğru yola çıktık


Araç emanet,  çocuk var,  yabancı uyruklu bir sürücü ,  ee canımızı da  yolda bulmadık,  kimsenin canını da riske atmadan en fazla 80 le gittik.

Yolda polis çevirmesi ve dahası yüzünden  biraz bekledikten sonra welcome to Çanakkale.  Üç saatlik yol altı saat sürer mi ? Sürdü. Eksilmeden vardık buna şükür.


Yola birlikte çıktığımız arkadaşın Çanakkale de ofise uğraması, alınması gerekenler  vs vs derken boğazı geçmek için az zaman kala  feribota yetiştik. Vaktinde kalkması gereken feribot küçük bir araç sorunu yüzünden bekletti doğal olarak diğer Feribot a yetişememe durumu  göz kırpar gibi oldu. Kilitbahir e vardığımızda arkadaş diğer feribotu kıl payı kaçırma durumundan bahsetmişti ve buna rağmen şansımızı denemeye karar verdik. (Bu arada Çanakkale feribot iskelesinden araç ile yolculuk için bilet alırken Gökçeada dediğinizde  bir sonraki feribota binerken ücret ödemiyorsunuz. Bileti kaybetmeyin yeter. Ayrıntılar için GESTAS ın sitesine bakınız  )
Kilitbahir / Çok güzel bir yer

Kilitbahir de  arkadaş sağlık sorunu nedeniyle aracı park edince kaleye yakın bir çay bahçesine PARK ÇAY BAHÇESİNE  merdivenlerden çıkıp,  kuru & kupkuru kemik gibi tostlarımızı yedik. Manzara harika, oturma yerleri rahat, personel ve servis te iyi fakat tost yemeyin bu mekanda. Ya da o yorgunlukla merdiven çıkmayı denemeyin, yol boyunca oturulacak yer var.  Kolaylaştırın güçleştirmeyin hayatı kendinize.

Kaleyi izleyip, doğanın içinde oturup biraz soluklandıktan sonra   iki saat sonra hareket edecek   feribot için zamana bol bol ateş edip, zamanı öldürdük. Hava sıcaklığından bunaldıkça çeşmenin altına başımızı uzatıp kuşlar gibi yıkandık. "Gitme geri dön" diyordu içimden bir ses ama bir kere yola çıktık bu saatten sonra dönülmez diyordu bir başka ses. Hatta içimdeki ses "Burada fazla oyalanmayın diğer feribotu da kaçıracaksınız. Mal gibi fukara sümüğü gibi yere yapışıp kalacaksınız "  diyordu.  Arkadaş "Daha vakit var " deyince e hadi madem biraz daha zaman öldürmece oynayalım dedim bu defa zamanı astık, gaz odasında boğduk yetmedi kaleden aşağı atıp intihar süsü verdik.

Yol boyunca yaşananları kenara atalım. Çanakkale ve yakınındaki yerleşim yerleri muazzam huzurlu. Anlaştığınız,  birlikte daha önce yolculuk yaptığınız, memnun kaldığınız ve huzur bulduğunuz bir arkadaşınızla yola çıkıp görülesi yerler. 

Feribot için herkes nazik totosunu kaldırmış, otomobil ile  on beş dakika uzaklıkta olan iskeleye araçlarla varılmıştı.  Ortada feribottan eser yoktu. Onbeş dakika önce hareket etmişti yamulmuyorsam.   Arkadaş bu durumdan kendine pay çıkarıp " Beni dövebilirsiniz"  diye bir  cümle sarfettiğinde döversem feribot geri döner mi diye ciddi ciddi düşünmüştüm.😂😂

 Şaka bir yana  o ne büyük sabırdı.  Erenlerden biri ile tanışır mıyız artık demiştim. Havanın sıcağına mı yanayım,  çocukla yollara çıkmaya mı...  Oturacak bir masa sandalye yok fukara sümüğü gibi yerlerdeyiz tam da iç sesimin söylediği gibi...

Bay Mostafa içinden saydırıyor doğal olarak. Neler olduğunu sürekli sorup anlamaya çalışıyor.  Benim cevabım ise "Feribotu yine kaçırdık😅 " Zamanı öldür öldür derken gün de öldü mü...  Ruhuna el fatiha ve biz Gökçeada da.


Birşey nasıl başlarsa öyle mi gider? Bazen evet!

Kale köy Yukarı kale köy derken biz olduk Nasuh Mahruki. Araç bile çıkmaktan yoruldu.   Pansiyona vardık pansiyon da bize.  Toz topraklı yollarda dar araları geçip aracı göz içi kadar bir yere park ettikten  sonra Ada nın aklımda kalan tanımını düşündüm.


Neydi ADA?
Dört tarafı denizlerle çevrili kara parçası. Bizim gerçeğimiz ise Türkiye haritasında Konya ovası. Şuraya birkaç peribacası çizelim. Şuraya da Rengarenk hayaller içeren  yolcu balonu konduralım.  Al sana Kapadokya. 😂


Dört tarafı deniz olan yerden uzakta , adanın tepesinde bağ bahçe, yol manzaralı  bir pansiyon. 😂 Annemin kolunu kırması nın üzüntüsü, özlem gidermek için geç vakite  kadar yapılan görüşmeler derken ne pansiyonu ne de Gökçeada yı internet ortamında  araştırma vaktim olmamıştı. Zaten programsız gelişmiş, 'Kalk gidelim ' türünden bir tatildi.

Bir hafta ongün kalacaksan,  çocuk yoksa, kafa dinlemek, yoga neyim yapmak  istiyorsan ideal fakat iki üç günlüğüne denize girmek, çocukla salına salına gezmek ve  rahatlık istiyorsan welcome to  NANİK PANSİYON.


Girişi Gökçeada ya gitmek,  gelişmesi Gökçeada ya giden yollarda  pause tuşunun tutukluk yapması, sonuç ise olmadı bu Gökçeada tatili. Yeni bir giriş &başlangıç ister diyerek Gökçeada dan apar topar  çıktığımızı anlatan bir yazıdır. Herşeye rağmen dibine kadar kazıyıp mutlu olabileceğimiz, keyif alabileceğimiz aktiviteler yaptık. Bir daha gidecek olursam ki çok istiyorum herşey daha farklı olacak. Tecrübeyle sabit.

 Giriş yani birinci bölüm  bitmiştir.   Gökçeada da nerede kalınır, fiyatlar ve alternatifler nelerdir, burada neler yapılır gibi araştırmalarım,  işinize yarayacak bilgiler ikinci yazımda ve çok  yakında yayında.  Takipte kalın. 




Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Sevda ALAN ELARABY


12 Temmuz 2017 Çarşamba

TATİLİM TATİL DOĞURDU


Üç buçuk yıl aradan sonra Ramazan bayramına sayılı günler kala  nihayet ülkeme ayak  bastım. Uçağın inişi ve bizim taksi yolculuğumuzun İftar saatine denk gelmesi ile yollara yayıla yayıla kısa zamanda Yenikapı ya geldik. Yenikapı feribot istasyonuna geldiğimizde ikiyüz metre  bilet kuyruğu sırası olmayaydı iyiydi. Son feribot seferi için yer olduğunu öğrenmek içime su sermiş  olsa da
Bilet gişesindeki görevlinin üst  salon/ 102 Tl ücret demesi ile 'Öpüldük ey halkım unutma bizi' cümlesi çıktı ağzımdan. 

Feribot yanaştıktan sonra Mudanya ya gidebilmek için taksi buldum. Gece yarısı bir Hoşgeldiniz öpücüğü de taksi şoföründen aldık. Aman sabahlar olmasın.  Sizin de Öpenleriniz çok olsun.

Ailem ile hasret giderme ve yakınlarla görüşme faslını ileri aldım o konulara girmeden , Tatilim nasıl tatil doğurdu? konusuna geçeyim.

Annemin yaşadığı bir kaza ve ardından gelen ameliyat ile  ablamda kalması, bizim Mudanya da kalmamız ve biraz da olanların üzerimde yarattığı üzüntüden sıyrılma isteğiyle arkadaş ile konuşurken "E hadi biz de Gökçe Ada ya gelelim"  dedim.


Gökçe Ada ya giden yolda iki kez araçlı vapuru kaçırmak ile geç te olsa pansiyona girdik. Yola çıkmasak ta evde kalsak daha iyi olur muydu? Olabilirdi hatta olurdu ama yaşanması gerekiyormuş. 

Pansiyon yukarı kale köy de tepelerde bir yerdeydi.  Bekar veya çocuksuz bir aile için ideal, denize yakın tatil düşünen ve çocuklu bir aile için ise  kabustu.  Biz kabus olan bölümdeyiz 😂

Pansiyona girer girmez " Biz burada yapamayız" dedik. Öncelikle eşim daha sonra ben. Üst kata çıkan demir dönemeçli merdivenden çocuğu sakınmak mı, küçücük park alanına aracı park etmeye çalışmak mı,  ulaşım açısından köyün en tepesinde olmasının zorluğu mu ve yol boyunca  akıl tutulması yaşatan aksilikler mi desem ne desem  hangi birini saysam...   Çocuklu  aile için uygun olmayan  bir pansiyonda arada arkadaş var aman ayıp olmasın diye iki gece konaklama yaparak üçüncü gece rezervasyonunu iptal ederek biraz sıkıntılı olsa da en başından bu konuyu çözdük.



Ada içinde yaptığımız gezilerde plaja yakın  çok cici konaklama yerlerine denk geldik ve fiyat & oda müsaitlik durumunu araştırdım.   Karavan tarzı üç kişilik küçük bir oda, kahvaltı dahil 200 TL idi. Haziran sonu yani sezonun yoğun olduğu dönemde bile boş odası vardı. Geniş otopark alanı olduğu gibi ulaşımı da kolay bir yerde olması bizim için büyük avantajdı eğer ki burada konaklıyor olsaydık. Bir ara iptal ettiğimiz üçüncü gece konaklaması için bu mekana niyetlensem de  niyetimden hemen caydım.

Yolculuğun gereksiz yere uzun sürmesi, çocukla yollarda perişan olmanın yorgunluğu  ve buraya yazmak istemediğim bazı konulardan ötürü zaten enerjimiz kalmamıştı ve bir başka zaman bu adayı daha güzel yaşamaya ve daha iyi bir başlangıçla bu adaya adım atmaya karar vererek erkenden adaya veda etme gereği duyduk.

Gökçe Ada da gördüğüm güzellikleri ve bazı edindiğim bilgileri sizinle ayrı bir yazıda paylaşacağım.  Bazen tatil istem dışı tatil doğurur.  Bu iki gün olacağı gibi bir kaç hafta da olabilir.  Kiminle, nasıl gittiğinize bağlı. İyi programlamak gerekir.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY