28 Kasım 2017 Salı

BİR YILBAŞI DUBAİ'DE yim.


Yeni yıla   Dubai'de merhaba demeye karar vermisim binbir gece dizisi ile tam da meşhur olmus. Tur programına rağbet çok. Pasaportum yeni, ilk ucak yolculuğum, ilk yurtdışı açılımım. Gec olsun güç olmasin. Tercihim bir Arap ülkesi 😊 Bugünlere alıştırma yapıyormuşum demek ki. 😂😂

Havaalanına in, beyaz uzun elbiseyi andıran  kıyafetler içindeki görevlilerin kontrolünden geç derken otele vardık.
Bu arada aynı sene yılbaşı programı icin ünlü bir sanatçı Dubai de konser verecek.   Tabi oprograma gitmedik. Tur programının rezervasyon yaptırdığı salonda, fakir halk ile jingle bells dedik. 😂

Hanım hanımcık giyinip  geceye katıldım. Masada Hintliler ile oturup açık büfe yiyeceklerin tadina baktım. Sonra farkettim ki salonda Hintli sayısı çok.  Dubai denilen yer küçük bir  Hindistan.  😁


Hareketli  müzikler ile yeni yıl eğlencesi  başlayınca kendimi sahnede dans ederken buldum😂 Bir, iki, üç derken etrafım Hint'li ile doldu. Şu filmlerde gördüğünüz kalabalık dans grubu var ya onlardan olduk.  Bir sağa bir sola yengeç  gibi gide gele dans ettik. İçlerinde kahkahalarla gülerek dans eden tek kişi  bendim. Sonrasında yeni seneye oryantal show ile girdik.

Gece pestil gibi yatıp sabah keskin baharat kokuları ile uyandım. Odanın kapısını açıp boşluktan lobiye bakınca kahvaltının aşağıda küçük salonda verildigini ve ustanin Hintli olduğunu gördüm. O ne  kokuydu  Allah'ım bir an yine burnuma geldi sanki...😣
Kahvaltı büfesinde ki görevli adama benziyor. 

Kahvaltı büfesinde  zeytinin tadına bakayım dedim. Berbat. Kokusuk bir çorabın içinde unutulmuş sanki. 😂😂 Mini paket yoğurt, ekmek, ve peynir bulup yedim.  Sonra tur programı başladı.

"Şu villa  Brad Pitt in", "Su villa bilmem kimin"  sayıyor da sayıyor rehber. Masal diyarını andıran yerlerden geçtik. Suni karda kayak yapanlara tanık olduk derken içine ŞEKER TEPİLMİS EGZOTİK MEYVE SUYU içtik. Yorucu gezi ardından tur otobüsü bizi  otele bıraktı ve sen sağ ben selamet .

Tur şirketinin programı bitince  ne halin varsa gör turizm ile yola çıktık.  Gözlemlerime göre dilenci yoktu  fakat cok sayıda Asya'li , Pakistan' li ve Hint'li işçi vardi. Bir sokaktan yürürken ' Burası cafe mi? ' diye salona daldık 😱😯 meğerse Kadın beğenme ve pazarlık yeriymis. Ne gelirse meraktan derler ya 😂 apar topar çıktık.

 Cadde cadde gezip elimizdeki  haritaya rağmen kaybolduk. Neyse ki yolumuza kutup ayısı çıkmadı  Deneye yanıla oteller bölgesine geldik. Noel  Babalı,  çam ağaçlı otellerin lobisinde oturup soluklandik. Bir Allah'ın kulu da siz necisiniz?  diye sormadı.

Bir gün Dubai Mall /alışveriş merkezine gidip Türkiye ile fiyat kıyaslaması yapmaya karar verdik. 'Amann burada da aynı fiyatlar ' diyerek birşey almadık. Yorulup bir cafe ye geçince karşıda beliren adam bana  'Oha! O da ne?' dedirtti.
 Adam bir önceki hayatında kesin horozdu 🐓  Kümes hayatına veda edememiş olacak ki  iki karısı, iki karısından  olan civciv gibi dolaşan çocukları vardı.   Karılarını tuvalete uğurlarken 'yallah ' dedi ve  ikisinin de totosuna Avm ortasında şaplak attı. 😲😨 Dubai dediklerinde maalesef memory kartım sürekli o görseli açıyor. Silmeyi denedim fakat olmuyor. Virüs gibi mübarek 😂

Alışveriş merkezinden otele yürümek imkansız , taksi beklemek ise işkence burada. Taksi bekleyenlerin oluşturduğu bir sıra var ki taksiye giden yolda milim milim ilerleyen türden.

Yedi sene önce Dubai ve yedi sene sonra Dubai arasında ne sular akmıştır ne değişimler gerçekleşmiştir kim bilir. Tekrar gidip görmek ister miyim? Yok, almayım.  Ben sıramı savdım ama sizlere tavsiye ederim. Büyüleyici.

Yolunuzun  keyifli seyahatlere çıkması dileğiyle.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

27 Kasım 2017 Pazartesi

İNSAN, NEDEN DEDİKODU YAPAR?


Tarihte türlü buluşlar olmuş. Bazıları daha ileri taşınmış bazıları da kullanılmıyor artık.  Günümüze kadar gelen, evrensel bir buluş var ki en çok kullanılan türden.  Dedikodu.

İlk kim bulmuş inanın bilmiyorum ama ne sebeple bulmuş? ilk yapılan dedikodu neydi?  Dedikodusunun yapıldığını duyan kişinin tavrı nasıldı? Bunları gözlemlemek isterdim. 
Dedikodu yapmak kadınlara özgü birşey değil.  Ne erkekler var dedikodunun kitabını yazar. 😏

Bu arada herkes hayatında en az bir kere dedikodu yapmıştır,  dinlemiştir  veya kulak misafiri olmuştur. Bir mirastır dedikodu.  Nesilden nesile geçer.  Kimi öyle anlatır öyle anlatır ki adının önüne unvan olarak 'Dedikoducu'  yakıştırması gelir.

Fas a geldiğim ilk seneler bu ülkenin dilini hiç bilmiyordum. İnsanlar benimle iletişim kurmak istediğinde gerçekten anlatılması gerekeni,  kayda değer  konuları aktarmaya uğraşıyorlardı. O günleri özlüyorum.   Dedikodu yapıp eğlencesine konuşuyoruz diye bir savunmaya sahit olmak  iletişimden  elimi ayağımı çekmeme neden oldu. Kan bağı olan kişiler birbirinin ardından   böyle muhabbetler yapıyorsa benim ardımdan kim bilir neler konuşulur diye düşünüyor insan.

Şu da bir gerçek.  Değişim bir kişi ile başlar.  Siz dinlemezseniz,  konuya dahil olmazsanız dedikodu beslenmedigi yerde barınamaz. Eşimin erkek kardeşi bir gün bütün  kızların muhabbetinin üstüne geldiğinde baktı konular işe yaramaz, hemen odasına çekildi.  Ortama dahil olmama gibi bir seçiminiz de var.



Bu sene ülkeme gittiğimde de denk geldim." Ben yüzüne de söylüyorum"  demek bana göre bir savunma. Yüzüne söylemişsin ve hallolmamış, ben ne yapabilirim?  Anlıyorum, insan doluyor bazen. Bunları anlatmak için profesyonel  yardım alacak değil ya. Yakın gördüğüne anlatıyor.  Hepimizin yaptığı şeyler. Peki düşüncelerimizi değiştirirsek bakış açımız da değişir mi? Bakış açımız değişince algımız? Beraberinde duyduğumuz ve gördüğümüzü  önemseme durumumuz?

 Her güne şükür egzersizi ile başlasak,  sevdiğimiz bir sporu yapsak, güzel bir müzik açsak,  sağlıklı beslensek,  sevdiğimiz insanlara daha çok sevgi sözcüğü sarfetsek ve zaman ayırsak, çevremize daha duyarlı olsak, sosyal projelere dahil olup hayata bir katkımız olsun diye çabalasak,  işimize adapte olsak, doğru nefes alsak, gün bitiminde yine şükür egzersizi yapsak... Sizce dedikodu yapmak için zaman olur mu? Ya da enerjimiz dedikodu yapacak kadar düşmüş olur mu?

 Dedikodu yapıp "Oh çok iyi geldi. Kuş gibi hafifledim" diyemezsiniz çünkü ağır bir enerjisi vardır.  En son tatliş kaynanam buradayken bunu bizzat deneyimledim.  O anlattı ben şiştim.  O gitti yaşadığım ağırlığı da ben başkasına anlattım yine şiştim.  Anlatayım da rahatlayim dersin, daha da ağırlaşırsın. Dedikodu ağır bir yüktür.

Dertleşmek ve dedikodu yapmak arasında ince bir çizgi vardır.  Karşındaki kişinin sana yardım edebileceğini düşünüyorsan, yoluna ışık tutacağına inanıyorsan seninle ilgili bir davranış & duygu değişiminin gerçekleşeceği söz konusuysa buna dertleşme diyebiliriz.


Şu yaşıma kadar kaç tencereyi ateşe oturtup kaç insanı içinde kaynattım inanın  sayısını hatırlamıyorum. Artık bu konu beni ciddi anlamda boğmaya başladı. Çocukluğumda gözlem yoluyla, taklit ederek , konuşmalara  maruz bırakılarak öğrendiğim DEDİ - KODU yu paketine koyuyorum. Bu donanımlı  insanın  programına uyumlu bir paket program değil diyerek gerisi geriye iade ediyorum.  Enerjimi hayata katkısı olan, gelişimime faydası dokunacak ne varsa onlardan yana  kullanmayı tercih ediyorum.

Bu sene kötü alışkanlıklar , öğrenilmiş çaresizlikler,  fazla kilolar, kullanmadığımız eşyalar, dedikoduya veda yılı olsun mu?
Benim açımdan  Olsun!


Bu hayatta bir kaleminiz varsa bir de silginiz vardır. Eğer ki silginizi kullanmayı seçerseniz yanlışları düzeltebilir, yerine doğrusunu yazabilirsiniz...

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY




26 Kasım 2017 Pazar

ALMANYA / TÜRKLERE SORUYORUM -2


Almanya ya işçi alımı için ilk göç görsellerine bakınca çok duygulandım.  Ülkene,  sevdiklerine veda ediyorsun ve bir daha hiçbirseyin eskisi gibi olmayacağınıbiliyorsun.

Çocuk  yaşta ailesi ile Almanya ya taşınan ve uzun yıllar Almanya da yaşamış/yaşayan bir Türkle devam ediyorum. İsim paylaşmayı istemediği için abla diye hitap edeceğim.

*Merhaba  abla. Almanya da Türk olmanın ne gibi avantajlari ve dezavantajları var?

 Benim ilk aklıma gelen dezavantajları. Almanya ya gelen ilk nesilden bu zamana  bizleri  kötü temsil edenler yüzünden kırılması güç bir ön yargı var.  'Cahil, pis, ders notları kötü, dil bilmeyen, okuma yazması olmayan,  Alman devletine sırtını yaslamış çalışmadan geçinen ' bir Türk imajından söz ediyorum. 'BEN ÖYLE DEGİLİM', 'O TÜRKLERDEN DEGİLİM'   sürekli kendini ispatlamak zorundasın.  Özellikle eğitim seviyesi düşük, cahil Almanlara karşı. Eğitim seviyesi yüksek ve ufku geniş olan Almanlardan   hepimizi aynı kefeye koymayanlar da var. Bizim insanımızdan da devletin yardım ve desteğini kullanan çok.  İşsizlik parası alıyorum nasılsa ne çalışacağım? diyerek çalışmayanlar ilk aklıma gelenler. Çok çalışmak lazım.


Vakti zamanında Almanya ya işçi alımı yapıldığında koşulsuz şartsız insanları kabul etmişler. Ozaman gereken destek sağlanıp, insanlara kurallar, dil eğitimi verilmis olsaydı, ülkeye uyum sağlama sürecinde gereken destek verilseydi  bazı  sıkıntılar artarak günümüze kadar gelmiş olmazdı...

Almanya nın avantajları da çoktur.
Adalet sistemi iyi çalışır mesela. Hakkını ararsın ve insan kayırmazlar. Eğitim sistemi çok güzeldir.  Orta okuldan sonra Liseye gitmesen de  ortaokul diplomasını alıp  meslek öğrenebilirsin. Eskiden orta okul diploması ile öğrenilecek  meslekler daha fazlaydı şimdi lise diploması istiyorlar. Lise diplomasi ile meslek öğrenebilirsin. Bankaya gidebilirsin , teknik meslekler seçebilirsin.  Lise bittikten sonra hemen üniversite okumak istemiyorsan istediğin  zaman üniversite eğitimine devam edebilirsin. Hiçbir kaybın yoktur.Devlet ev, kıyafet yardımı dışında işsizlik parası verir. Almanya sosyal şartları iyi,  imkan sunan bir ülke.

*Madem eğitimden konu açıldı merak ettiğim bazı konuları hemen sorayım.  Liseden üniversite eğitimine devam etmek için sınav yapılıyor  mu?

Hayır. Almanya da Lise yi bitirmek için sınav var.
Yazın okul bitiyorsa sınav genelde   üçüncü dördüncü aylarda olur ve  her dersten sınava girersin.  Seçmeli derslerden aldığın not üzerinden hesaplamalar yapılır bu senin  lise bitirme notun olur.  Puanına göre de  üniversite bölümünü seçersin.

*Almanya da üniversite kayıt ücretleri nasıl? Talep edilen ücret her ülke vatandaşı için aynı mı?

Almanya da  okullar üniversiteler eyalete bağlı. Her eyalette değişik  kurallar var. Almanya nın güneyinde oğlum okuyor. Oradan örnekle gidersem ilk defa üniversite okuyacaksan, Alman vatandaşı veya Avrupa birliği vatandaşıysan 150€.  Avrupa vatandaşı veya Alman vatandaşı değilsen başka bir ülkeden geliyorsan 500€ ödüyorsun sömestr başına. (Altı aylık eğitim ücreti)
Bir üniversite bitirdin ve diplomanı aldın fakat tekrar üniversite okumak istiyorsun diyelim. Bu defa  sömestr başına 500 € ödüyorsun.

* Devlet maddi durumu olmayanlara üniversite eğitimi için destek oluyor mu?

Üniversiteye başlamadan önce dilekçe veriyorsun. Kabul edildiğinde  istenen evrakları ( Ailenin gelir kağıdı, evde kaç kişi yaşıyor, nafaka ödemesi gibi durumlar var mı? ) tamamlıyorsun.  Devlet yardım ediyor. En yüksek meblağ  sanırım ayda 700 €.  Daha sonra bu ücretin yarısını her ay düşük meblağlarla geri ödüyorsun.

*Yurtlarda daire, oda  kirası  ne kadar?

 Küçük oda, mutfak ve banyosu olan  kendine ait  bir dairenin kirası 280 €.   Mutfak, banyo ve  tuvaletin müşterek kullanıldığı kendine ait bir odanın  kirası da  210 € -220€ civarında.

*Almanya da üniversite bitirmek zor mu?

Bölümüne göre değişiyor. İlkokul öğretmenliği, sosyal pedogoji gibi bölümleri bitirmek daha kolay fakat hukuk, tıp, kimya  gibi hatırı sayılı bölümleri bitirmek biraz  zor.

*Üniversite bitiren kişi iş bulmakta sıkıntı yaşıyor mu? 

İş bulmakta sıkıntı yok fakat üniversite bitirmek yeterli değil. Kendini geliştirmek zorundasın. Başka bir ülkede veya Almanya da  staj yapmalısın.

*Almanya ile ilgi çocukluğuna dair güzel unutamadığın bir anın var mı?

(Düşünüyor... ) Almanya ile ilgili güzel anılarım yok. Yaz gelsin Türkiye ye gideyim ailemle zaman geçireyim diye dört  gözle beklerdim. Almanya soğuk olurdu genelde, insanları da.  Yani Almanların şöyle ilginç tarafları var. Hastaneye git o hemşireler sana o kadar güzel bakarlar ki. Tatlı dilli,  iyi niyetli yardımsever. Erirsin, gidersin. Ama işten çıkıp evine gitsin insan arası  ilişkileri sıfır.

Bütün Almanlar aynıdır demiyorum. Mesela bir  Alman arkadaşımla oniki yaşımda tanıştım ve halen  arkadaşlığımız devam eder. Onun dışında üniversiteden de var Alman arkadaşlarım.

Sırf ben değil Almanlar da rahatsızlık duyuyor kuralcı bir toplum olmaktan ve soğuk bir ülkede yaşamaktan. Bir Alman arkadaşım her tatilde Almanya dan başka ülkelere  kaçar. Eşi emekli olduğunda sıcak bir ülkede yaşamanın  hayalini kuruyor.

*Türkiye de senin için şartlar çok iyi olsaydı  nerede yaşamak isterdin? Almanya?  Türkiye? 

Tabii ki Türkiye olur. Havası güzel, insanları sıcak fakat bir ayağımız hep Almanya da olur çünkü ailemiz, arkadaşlarımız burada.

*Ve sondan bir önceki  soru.  Almanya da kadın olmak, kadın hakları ile ilgili  ne söylemek istersin? 

Bizim ülkemizde yaşanan taciz, tecavüz gibi sorunlar maalesef burada da yaşanıyor fakat ülkemiz ile kıyaslarsam burada kadın olmak daha iyi.   İnsan haklarının, adaletin olduğu bir ülke diye de özetleyebilirim.

Bu arada iş hayatında erkeğe  ödenen maaş, kadına ödenen maaştan  daha yüksek olabiliyor.

* Peki Almanya ya yerleşecek, yaşayacak Türklere ne tavsiye edersin? 

Almanca yı öğrensinler.  Trafik,  gündelik hayat, komşuluk iliskilerinden tut, merdiven yıkamaya kadar kuralları olan bir millet.  Çöp ayrımı, evinde içinde  yaptığın  gürültü, temizlik... var da var. Yere çöp atamazsın. Diyelim ki attın. "Burası senin ülken değil! Git ülkende yaşa" diye söylerler. Yine diyelim ki daire aldın. Çevre planlaması çok önemlidir Almanlar için. Göze batmamak için bahçeyi ya sen düzenlersin ya da bahçıvan tutarsın. Tüm  kuralları öğrenip uymalarını tavsiye ederim.   Şu an aklıma gelenler bunlar.

Çok teşekkür ederim abla. Herşey gönlünce olsun.

Almanya/ Türklere Soruyorum son bölüm için takipte kalın. Bu defa  iki  arkadaşıma konuk olacağım. Son kez soracağım Almanya yı.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

25 Kasım 2017 Cumartesi

ALMANYA / TÜRKLERE SORUYORUM -1


"Başka bir ülkede yaşamak isterdim" "Başka ülkede yaşamak nasıl olurdu?"  diyenlere fikir  olsun.  Sorularımla Almanya ya konuk oldum.

Ebru AKDUMAN  evlilik nedeniyle Türkiye'den ayrılan bir arkadaşım.  Beş yıldır Almanya da yaşıyor.  'Almanya da yaşamak nasıl?' gözlemlerini bizimle paylaşmasını istedim. Sağolsun severek kabul etti. O zaman gelsin sorular.😉

*Ebru' cum eşinle nerede tanıştın ve ne kadar zamanda evlenmeye karar verdiniz?

" Merhaba canım. Kuzenim, eşimin iş arkadaşıydı. Bizi  kuzenim tanıştırdı. İki ay  messenger,  telefon ile iletişim kurduk. Türkiye ye geldikten üç hafta sonra da nikah işlemi gerçekleşti.

* Peki  evlilik işlemleriniz hangi ülkede gerçekleşti? Almanya da yaşamak için Aile birleşim  vizesini ne kadar zamanda verdiler?

"Türkiye'de evlendik. Aile birleşim vizesi için Almanca  kursuna gidip sertifika almam istendi.  Bursa da araştırdım senede iki defa sınav yapılıyormuş.  Eşimin yönlendirmesi ile  İzmir e gittim. İzmirde her iki ayda bir  sınav yapılıyormuş. 2011 Yılının Aralık ayında üç ay A 1 seviyesinde kurs gördüm , sınava girip sertifikamı aldım. Sertifika ve  diğer evrakları İstanbul Alman Konsolosluğuna teslim ettiğimde sözlü sınav oldum.  Eşim de kendisinden istenen evrakları hazırlayıp teslim edince altı ay içinde Almanya vize verdi."


* Almanca öğrenilmesi zor bir dil mi? Sen nasıl öğrendin? Almanca öğrenmek isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersin?

"Almanca öğrenmek  zor değil. Üç ay kursa gittim ve birinci seviyede öğrenip A 1 sertifikası aldım. Süresiz oturum için A 1 yeterli olmayınca Almanya da  B 1 seviyesi için tekrar  kurs aldım. Almanca  en iyi Almanların içinde yaşayarak, sosyal hayatın ve iş hayatının içine dahil olarak  öğrenilir.  Öğrenmek isteyenlere  ilk etapta dil  kursuna gitmelerini tavsiye ederim.

*Komşuluk ilişkileri nasıl? Farklı ülke vatandaşları ile komşuluk etmekte çekimserler mi? Komşuluk ettiğin birileri var mı?

"Karşı komşum Rus.  İlk zamanlar  bize karşı çok soğuk davranıyorlardı. Çocuklarına doğum günü yapıp Derin i çağırmadı mesela. O gün kızım çok üzülmüştü. Daha sonra bizi  tanıdıkça  ve gözlemledikçe tavırları değişti.  Birbirimize kek, börek getirir götürür olduk. Bazen komşu çocukları bize kalmaya geliyor bazen de kızım onlara yatılı misafirliğe gidiyor.  Yakınımızda Türk aile yok. Dolayısıyla Türk komşum da yok fakat  görüştüğüm  çok sıcak kanlı Türk  aileler var. "

*Ebru'cum kızın, Derin okula alışma sürecinde zorlandı mı? Arkadaşlık ilişkileri nasıl?

Derin
"Kızım bu ülkeye geldiğinde üç buçuk yaşındaydı. Hemen anaokuluna kayıt yaptırdık.  Okulda Türk arkadaş edinmesiyle  alışma süreci hızlandı.  Almanca yı çok rahat öğrendi.  Öğretmenleri kolay  uyum sağladığını, dil konusunda ve arkadaşlık ilişkilerinde  iyi olduğunu söylüyor."

*Hayat şartları ve imkanlar nasıl? (Elektrik faturası, kira, benzin, market alışverişi...)

"Hayat şartları ne kolay ne zor. Biz köyde oturuyoruz.  Ödediğimiz kira 700 €. Bu ücretin içine su faturası,  yakacak, kalorifer,  garaj dahil. Elektrik faturasını ise  biz ödüyoruz. Benzin 1,30 €, et 8€, kıyma 5 €. Bu arada Türk bakkalları Alman marketlerinden daha pahalı. "


*Çalışıyor musun? Farklı ülke vatandaşları iş başvurusu yaptığında isveren önceliği kendi vatandaşına mı veriyor? Bu konuda bir bilgin var mı?

- Bir otelde part-time çalışıyorum. İşçiye ihtiyaç durumunda hangi ülke vatandaşı olduğunun önemi yok.  Eşim yirmiyedi yıldır  iş hayatının içinde böyle bir ayrımcılık yok. Bu belki de bizim şansımızadır.



 * Almanya da yaşamaktan memnun musun? Yoksa Türkiye yi arıyor musun?

-Burada herkes birbirine saygılı. Kurallar var  ve herkes kurallara uyuyor. Randevu sistemi var ve aksamadan çalışıyor. Saatinde bankada, doktorda olursan beklemeden işini hallediyorsun.    Eğitim sistemi açısından da memnunum. Kızım okulda  iki dilde Almanca ve İngilizce  eğitim alıyor.  Yedinci sınıfta Fransızca da ilave olacak öğreneceği dillere.  Ayrıca temiz ve düzenli bir ülke.  Burada yaşamaktan memnunum. Annem, kardeşim, akrabalarım ve arkadaşlarım Türkiye’de olduğu için özlüyorum.



*Almanya da yaşama hayali olanlara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersin?

"Gurbete dayanabileceklerse,  bu ülkeye uyum sağlayabileceklerse gelsinler derim. İzmir de kursta tanıdığım yakın bir arkadaşım benimle aynı zamanda Almanya ya geldi o hiç alışamadı.  "Havasına insanlarına alışamadım, İzmirden sonra burası çekilmez" der her altı ayda bir Türkiye ye gider ve uzun süre kalır. 

*Son olarak senin söylemek istediğin birşey var mı?

" İnsan huzurlu ve mutlu olduğu insanlarla birlikte olunca nerede yaşadığının önemi yok. Sıcak, huzurlu ve mutlu yuvam ile, eşim ve kızım ile güzel  Almanya."

 'Alışverişin en güzeli nedir?' deseler  mütevazı ve  içtenlikle  tecrübe paylaşımı ve  bilgi paylaşımı derdim.   Ebru'cum çok teşekkür ediyorum arkadaşım. Sıcak ve huzurlu yuvanızda mutluluğunuz daim olsun.💞

Bir sonraki yazım çok  uzun yıllar Almanya da yasayan bir ablamla soru - cevap olarak devam ediyor.  Sorularım  bazen dakikalik suskunluk beraberinde  dobra cevaplar zaman zaman kahkaha zaman zaman da  yılların gözlemleri yaşanmışlıkları ile  of cekmeye çıkıyor. Çok yakında yayında.

Almanya ile ilgili  sormak öğrenmek istediğiniz birsey varsa yorum bırakabilirsiniz.

Sevgiyle kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

24 Kasım 2017 Cuma

ÖGRETMEN OLSAM HEDİYE BEKLENTİLERİM NELER OLURDU?


Merhabalar. Gün Öğretmenler Günü olunca bu güne özel bir yazım olsun istedim.

Büyüyünce ne olacaksın?  sorusuna en sık verilen cevaptı  öğretmen olmak. Benim de hayalimdeki meslekti fakat aile engeline takıldı. Henüz asi olmadığım döneme denk geldiği için  burnumun dikine de yürüyemedim.
Hayat bana yıllar sonra güzel bir sürpriz yaptı Fas ta İspanyol kresinde bir dönem özel ders verdim ve  İngilizce öğretmenliği yaptım. Teselli ikramiyesi amorti adına ne denirse artık.  😁

Eğer ailemi dinlemeyip öğretmen olmak için eğitim alsaydım bugün bir sınıf dolusu öğrenci günümü kutlayacaktı.   Peki Kasım ayi 24 ü gösterdiğinde ne gibi hediyeler almak isterdim?

Aklı başında öğrenciler ve veliler benim için en büyük hediye olurdu  fakat her zaman hediye alan birileri çıkar.  Sonuçta ben de bir zamanlar öğrenciydim ve bunlara tanık oldum.

Hediye olarak görmediğim neler var? Öncelikle bundan başlayım.
Doğada dalında durmasi gereken güzel bir çiçek bana göre hediye değildir. Çiçekçiden alınmış süslü paketlere konmuş çiçekler  ne kadar itici bir hediyedir.


illa ki çiçek hediye alayım  diyorsan saksı çiçeği de bir çiçektir. Tabii bütün öğrenciler tek tek almamak koşuluyla 😂 Bir ağaç fidanı da hediyedir. Hayata bir katkımız olsun diyerek tüm öğrencileri yanına katıp okulun bahçesine fidan dikmek ne büyük mutluluk değil mi?



Malum Kasım ayı. Hava soğuk olur bu günlerde. Dekoratif hediyelikler vb  hediyeler den ziyade insanı sıcak tutan giyilir birşeyler alınabilir  sayın veli. Eldiven, atkı, bere, hırka gibi. Elinden örgü  geliyorsa satın alma, ör. Daha da mutlu eder. Kış günlerinde insanın içini ısıtan  hediyeler den devam edelim. Termos bardak ta olabilir.  Evde hazirlanan bitki çayını okula giderken veya teneffüslerde sıcacık  içmek fena olmazdı.

Nerede sizin sınıf anneniz evladım? Sınıf anneleri sözüm size. Durumu olan  velilerden 1TL. toplayın kuru pasta vb yiyecekler falan alın. Çocuklar  öğretmen afiyetle  yesin,   ağız tadıyla geçsin gün. Bakın bu da fena fikir değil hani. Ben böyle bir hediye den mutlu olurdum.😅

Durumunuz süper diyelim ve biraz fazla para topladiniz. 'Yapmayın almayın ' a rağmen gönlünüzden geçiyor diyelim hadi.😂  İşini iyi yapan bir kuaför salonu  ile anlaşıp saç boyası, manikür, pedikür paketi alın o zaman. Bir masaj salonundan masaj randevusu, hatta abartayim  Uludağ'da nezih bir  otelde  haftasonu tam pansiyon  konaklama satın alın. Nezih bir restoranda rezervasyon yaptırıp  menü de satın almak iyi olabilir.


Güzel bir tiyatro, dans gösterisine,  sanatını iyi  icraa eden bir sanatçının konserine bilet alın...

Ne alsak ne alsak diye çok ta düşünmeyin! En parlak fikrimi sona sakladım. Para toplayın ve süslü bir paketin içine parayı  koyun. "Bu sizin için. Kendi gönlünüze göre birşey almanızı istedik. İyi günlerde kullanın öğretmenim." yazılı bir not ilistirip öğretmene verin. Bir insana istediği, beğendiği bir şeyi almasına imkan sağlamak ta güzel bir hediyedir.

Bir insanı mutlu etmek istiyorsak onun ihtiyaçlarına göre hediyeler almak önemlidir. Hediye almak için hediye alındığında özensizce alındığı belli oluyor doğrusu.     Hediye çeşidine katkım olsun diye yazdım tüm bunları.  Bu sene için olmasa da önümüzdeki seneye değerlendirenler  olur belki.

İlla hediye almak zorunluluğu da yok ya.  Saygı ve sevgi başlı başına en büyük  hediye.


Başta Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, egitim&öğretim hayatımda emeği geçen tüm öğretmenlerimin,  bu güzel mesleğe gönül vermiş akraba ve arkadaşlarımın ve dahası eğitim verdiği her öğrencinin hayatina sihirli dokunuş yapan öğretmenlerimizin gününü içtenlikle kutluyorum. İyi ki varsınız.

Sağlıkla, sevgiyle kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY




21 Kasım 2017 Salı

KIZIMA MEKTUP


Dünyada en sevdiğim can. Dünyalar güzeli minik çikolatam.  Zeyneb Julia.

Seni daha genç yaşımda kucağıma almayı  seninle daha erken tanışmayı şimdiki aklımla  çok  isterdim ama sanirim buna ne sen hazirmissin  ne de ben.   E bir de baban Türkiye ye  gelmekte cok geç kaldı.  Evlenmeden çocuk yapmak ta hiç kusura bakma bana göre değildi.

Senden önce 6 hafta 4 günlük bebeğimiz dünyaya merhaba demeden  veda etti.  Onun şokunu ve  üzüntüsünü atlatmam yıllarımı aldı.  Annen gibi hassas olmasan iyi edersin.  Acının içinden akıp geçmesine izin vermelisin. Bak bu Ebru teyzenin tavsiyesiydi. Çok işime yaradı. Seninde işine yarar diye yazıyorum.


Değiştiremedigin, müdahale edemediğin şeyler için üzülme. Değiştirebildigin,  müdahale edebildiğin kadarsın.  Elinden geleni yap yeter.

Güçlü  olmadigin durumlarda güçlü rolünü oynarsan tükenirsin.  Annem söylemişti dinlemedim deme sonra. 😁Hayatta yaşayarak öğrenmek kadar tecrübe ve yaşanmışlıkları dinleyip öğrenmek te vardır.  Bazen insan tek basina asamaz, çıkamaz engebeli yolları ve  yokusları. Aytaç, Hatice, Ebru teyzen gibi  candan arkadaşlar edinirsen ve  onlarla paylaşırsan  takıldığın yolları asman daha kolaylasir. Dilerim hayatına dahil edeceğin kişileri seçerken iç sesini çok iyi dinlersin.  İç  sesin seni asla yanıltmaz.


 Ağlaman gereken yerde ağlamayı   gülmen gereken yerde kahkahalarla gülmeyi sakin erteleme kızım.   İnan  hiçbiri sonsuza dek sürmüyor.  Sürekli değişim ve dönüşüm halindeler. Dengede kaldığın  sürece onların değişim ve dönüşümü  sana anlam katar senden birşey götürmez. 

Doğduğun gün aklıma geldi şimdi. Ben ameliyat olmuşum iki büklüm yatıyorum.  Seni kucağıma almak ne  mümkün.  Biraz kendime gelir gibi olduğumda Hatice teyzen seni kollarıma vermişti. Acemi anne tutusuyla seni kollarıma almıştım .

Ee Sevda hanım  Dünyaya gittin gördün.  En mutlu anın hangisiydi ?  deseler Kızımi gördüğüm an derdim. Dünyada bana verilen en güzel hediye senin annen olmak. İyi ki benim kızımsin.

Uyumlu ve anlayışlı bir kızsın.  Beni  zorladığını söyleyemem fakat
sabrı, tahammülü erken yaşlarda kaybettim. Tekrar kazandırma çalışmaları için hayatıma çok insan girdi ama hiçbiri etkili olamadı.  Tahammül ve sabrı baban ile Fas ta öğreniyorum. O iyi bir öğretmen. Pek konuşkan biri değil ama sevgi ve özür sözcüğünde cebinde akrep taşıdığını düşünürsek bu bile yeterli.

Erkekler annesine benzer kadınla, kızlar babasına benzer adamla evlenir derler.  Aman kızım diyorum 😂 sakın ha!  Susma dilinde prof olmus bir adamla yapamazsın. Sen konuskan kızsın. Şimdiden dilin pabuc gibi 😅benden sana anne tavsiyesi yine de sen bilirsin diyeyim dip not olarak😁.


Kadın olmanın zor olduğu bir ülkede dünyaya geldin. Bu ülkede yasamak benim seçimimdi fakat bu ülkede yaşlanmak gibi bir seçim yapmadım.   Bosluk biraktim doldurulmayi bekliyor. Hayatta bütün seçimlerinde yanında olacağımı bilmeni isterim.  Sen nereye ben oraya kısacası.

Pişmanlıklarında,  hatalarında, düştüğünde, kalktığında, mutluluğunu paylaşmak istediğinde, konuşmak istediğinde  ve 'Annecim'  diye her  seslendiğinde bedenen veya ruhen yanında olacağıma söz veriyorum. Sen benim biricik kıymetli kızımsin. Değerlimsin. 

Seni çok seviyorum minik çikolatam.
İyi ki doğdun.  İyi ki bizi seçtin.  16/10/2015

Kızım için  yazdım ama sizler de okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

20 Kasım 2017 Pazartesi

FAS/ ŞU TARAĞIN BİLE BİR HİKÂYESİ VARMIŞ


Merhabalar. Resimde gördüğünüz yeşil plastik Fas' ta sık kullanılan bir tarak. Her rengi var. Bizim dilimizde ' tarak',  Fas ta ' mishat' deniliyor.

Plastik daire tarak, Fas'li iş adamı Abdelaziz Tazi tarafindan düşünülmüş ve 1954 yılında Fas halkı için üretilmiş. Altmış üç yıllık bir mazisi var anlayacağınız. Bugüne kadar geldiğine göre arz talep dengesini koruyor olmalı.

 Abdelaziz Tazi  1926 Fes doğumlu. Babasinin vefatı nedeniyle  onbeş yaşında genç yaşta ticarete atılmış, tarak muhabbeti bir yana Fas için ciddi çalışmalar ve hizmetleri olmuş güzel bir insan. 91 yaşında vefat etmiş diye okudum. Hesapliyorum... Yani  bu sene. Fas halkının başı sağolsun ne diyelim.

Bir de bu tarakla ilgili fıkra gibi gerçek var. Fransızların Fas ta hüküm sürdüğü yıllarda Fransa polisi bir Fas vatandaşını tutuklar. Üstü aranan Fas' lı nın cebinden meşhur tarak çıkar. Bunu silah sanan Fransız,  korkar.


Plastik tarağı silah sanmak. Ne ictiyse artık. 😅 Savaş,  işgal zamanında olduğunu düşünecek olursak  aslında adam korkmakta haklı.  Fas hamamında saçı şampuanladıktan sonra kullandıklarını gördüm bu daire tarağı.  Ne yalan söyleyeyim ilk gördüğümde ben de "Bu ne yahu ?" dedim ama silah olabilir mi düşüncesi hiç aklıma gelmemişti. 😂


 Ülke insanının çoğunluğunun saç teli bizim saç telimizden  farklı.  Saç teli nasıl farklı? diye düşünüyor  olabilirsiniz. Bir tanıdığın tabiriyle  ' kauçuk' gibi. Eşimden de biliyorum plastik gibi. Başımın üstünde yeri var denilmeyecek türden zor saçlar. 😅



Erkek için çok ta sorun değil,  zaten kısa saç kullanıyorlar fakat kadınların derdi büyük.   Kadınlar  saç yıkama senfonisi  sonrası sağdaki bir tutam  saçı sola , soldaki bir tutam  saçı  sağa,  arkadaki saçları da düz bir şekilde öne doğru tarıyorlar.  Kurutmadan tülbentle sıkıca bağlayıp,  yatıyorlar  ve sabaha saçlar düzleşmiş  oluyor.  Bir tarafta ' hacim kazansın'  diye uğraşanlar  diğer tarafta 'kafaya sinsin' diye  uğraşanlar. Herkes kendinde olmayanın peşinde.

 Kozmetik,  temizlik ürünleri, teknoloji ve dahası her ürünün rahat  bulunabileceği bir ülke Fas.  Tarak olarak bir tek bunlar satılmıyor fakat en ucuz olanı plastik dişli  daire tarak.

Bu kadar tarak muhabbetinden sonra bir söz ile kapanış yapayım.😅


Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

18 Kasım 2017 Cumartesi

DÜNYAYI FARKLI (DAHA YÜKSEKTEN) GÖRMENİZİ SAĞLAYACAK İNSANLARLA KONUŞUN





"Çok insan harcadım," dedim.
"Ben, hep insan biriktirdim," dedi.
Adı: EBRU

Çok fazla insanla tanışırız ve bazıları hayatımıza sihirli bir dokunuş yaparlar hatta ve hatta imza atarak giderler.

Fas a geldiğim ilk seneyi arkadaşsız geçirdikten sonra   arkadaş edinme ihtiyacı duydum.   Söylediklerimi kalbiyle dinleyecek, birlikte yol alabileceğim, paylaşıma açık, maskesiz iletişimdi beklentim. Çevre edindim ama arkadaş edinemedim.

Bir gün elime kalem kağıt aldım,  arkadaş kelimesinin bana ifade ettiği bütün anlamları sıraladım daha sonra cümleye dönüştürdüm ve  Fas' in Tanca şehrine bana arkadaş olarak gönder diyerek noktaladim. Duamı kalben sözlü ve yazılı dilde yaptıktan sonra bekledim. 😁😇
Dileğimi yazdığım gün Ebru ve  ailesinin kaderinde  Fas in Tanca şehri göründü.

Hayat sizi bir araya getirmek isterse aynı ülkeyi bırakın farklı kıtada aynı şehirde  buluşturur.

Tanıştığımızda beynimde tam pansiyon konaklayan rahatsız olduğum insanlar, kalp kırıklığı, hastalıklı iletişimlerin bıkkınlığı vardı. Aile, iş, arkadaş ,akraba ortaya karışık diyelim. Ebru, kişisel gelişimde kas yapmış biriydin diyebilirim.  Fas' a kutu kutu kitap getirdiği yetmezmiş gibi shiatsu masajina da gitmeye başlamıştı. Deneyimlerini, okuduklarını, öğrendiklerini  ve kitaplarını benimle paylaşıyor onunla birlikte çok farklı konularda bilgi ediniyordum. Affetmemenin kansere giden yol olduğunu ilk ondan duymuştum mesela...


" Neyi merak edersen ona dönüşürsün"  diyordu Azra Kohen.

Ebru, Fas' ta  yaşam koçluğu eğitimi almaya başlayıp içsel yolculuğunu da hızlandırmıştı. Yaşam koçluğu eğitimi kademe kademe yükselerek halen  devam ediyor.  Ebru nun mesleği zaten var ama yaşam koçluğu yapmak ister mi? Vakti olur ve  böyle de bir talep gelirse neden olmasın?  Kendisine bir sormak lazım.

ebruarasil@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

"Dünyayı farklı (daha yüksekten) görmenizi sağlayacak
insanlarla konuşun " diyordu bir yazıda.  Ebru ile tanışıp konuşmak  size kısmet olur mu bilmiyorum ama düşünce dünyasına konuk olmak isterseniz  Metanoia dergisinde kisisel gelişim üzerine kaleme aldığı paylaşımları takip edebilirsiniz.




Dostum, kardeşim, arkadaşım bir yazısında 'Örnek misin, İlham mı? ' diyordu. Bana ilham verdiği kesin. Herşey için çok teşekkür ederim Ebru.💗


Hayatı hissederek yaşayan, can kulağıyla dinleyen, gönül gözüyle bakan herkesin yolu bir yerlerde kesişir elbet. Yaşamayı, dinlemeyi, bakmayı bilen herkese selam olsun.

Sevgiyle kalın,

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

16 Kasım 2017 Perşembe

FAS / ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ


Selam Beyler, bayanlar.
Okuyacaklarınız gördüğüm duyduğum bildiğim ve yaşananlardan derlediklerimdir. Arkadaşlık kelimesinin biraz değişik tanımlandığı topraklardan selam olsun diyorum ve başlıyorum.

KANKASINA YAMUK YAPAN KIZ -1

Arkadaşlık süsü verilmiş iki kız var. Bunlar çok sık görüşüyor. Özellikle yamuk yapan kız diğerinin evine sık sık gidiyor, telefon ile hep  arıyor. Ev ziyareti ve telefon görüşmesi için  arkadaşına neredeyse hiç  fırsat vermiyor.

Bir gün aniden  hooop aramayı, görüşmeyi kesiyor. Zaman geçiyor ve diğer kız merak ediyor. 'Kalbini kıracak bir söz mü söyledim, kırıcı  bir davranışım mı oldu yoksa hasta mı ? Bu kız neden aramıyor? Neden gelmiyor?   😱diye düşünüp arkadaşını arıyor. Hal hatır sorma derken "Görüşemiyoruz uzun zamandır, eskisi gibi aramıyor  ve gelmiyorsun da artık"  diyor. Diğer kız gayet sakin  " Evlendim" diyor. 💏💪👫

 Ula ne ara evlendin? İnsan hiç mi bahsetmez kız isteme olayından ? Hadi onu da geçtim insan bu kadar yakın olan arkadaşını düğününe de mi davet etmez? İçtiğin nane çayları, yediğin kekler pastalar, yemekler boğazına dursun.

 "Aile içinde yaptık düğünü. Misafirler sayılıydı inan, çağıramadım" diye devam ediyor. Yakın  arkadaşı (bu durumda  dış kapının mandalinası bile değil)  Mutluluklar diliyor ve telefonu kapatıyor.  Bundan sonraki fasıl arkadaş kazığının  hazmedilme süreci olarak ilerliyor. Paso dedikodu. Günlerce süren türden.🙅

👾👾👾

KANKASINA YAMUK YAPAN KIZ -2

Bu defa ikisini de tanıyorum.

Bu kızlar öğrencilik hayatından beri arkadaşlar. Can arkadaşlar sözüm ona...

Kızlardan biri genç yaşta evlendiği için eğitim hayatına devam  etmiyor. Bekar olan kiz ise üniversiteye başlıyor. Okul o kadar zorluyor ki, kız sene tekrarı yapmak zorunda kalıyor. Vakit bulup  evli arkadaşıyla görüştüğünde " Niye okula gidiyorsun? Okul sende stres yapıyor. Okulu bırak evde otur. Çok rahat"   diyor. Bekar kız  arkadaşını dinlemiyor ve okulu bitiriyor, diplomayı alıyor.

Aynı kişiler bir gün giysi  pazarına gidiyorlar ve bekar olan kendine kıyafet beğeniyor. Evli olan  "Onu alma güzel değil,  şunu al" diye ısrar etse de  kız beğendiğini alıyor. Aynı günün birkaç saat sonrası kadın, kocasıyla beraber   kıyafet pazarına gidiyor. 'Onu alma'  diye vazgeçirmeye çalıştığı kıyafetin aynısını bulup, eşine bunu isiyorumm kocişko diyor. Şaka şaka kocişko diyen kadın yok bu ülkede. Adama istediği kıyafeti aldırıyor.  Ertesi gün  aldığı kıyafeti giyiyor ve o gün arkadaşı  ile yolda pişti oluyor.

Eh kadın değer miydi bu yaptığına? Sen zaten okula devam etmediğin için arkadaşının okumasına da  fesatlanmıştın. Şimdi hepten ele verdin ne yılan olduğunu.


👾👾👾

Bunlar aklıma gelen ilk örneklerdi. Akrabasının Türkiye ye gideceğini öğrendiğinde  kıskançlıktan sinir krizi geçirip akrabasının üstüne  saldıran, kardeşinin kazandığı parayı kıskanıp hapse attırmak için uğraşan  ... ayy neler neler.


Çok çeşit olay duydum,  çok çeşit insan tanıdım bu ülkede. Genel anlamda ilişkilerin& iletişimin menfaate dayandığını,   gerçek arkadaşlığın nerdeyse yok denilecek kadar az olduğunu söylüyorlar.  Dostluk  kavramının ise sözlükten çıkarılmamış,  hiç kullanılmamış olduğunu düşünüyorum. Sözlüğe baktim da boylu boyunca yatıyor.😂

Erkekler arasında da sağlam bir iletişim pek yok gibi. İşe yaradığın sürece, menfaate uygun hareket ettiğin sürece iyisin. Çok nadir samimi arkadaşlıklar var. Onlar da temeli çocukluktan atılmış, mahalle arkadaşlıkları.

Eşimin çalıştığı departmandan iki adam Fransa ya gitti. Biri araç kullanabiliyor diğeri trafikte stres oluyormuş diye kullanmıyor. Fransa ya gittiğimizde benden beklentin olmasin diye baştan konuşma geçmiş aralarında. Adam "Sorun etmem" demiş. Aynı otelde kaldıklarında arabayla işe beraber gidip gelmişler, Fas a dönüşte yine aynı şekilde arabayla. Otelden ayrılıp ayrı evlere çıkınca arkadaşı araba ile işe  gitmeye devam etmiş  diğeri fabrikanin servisiyle. Düne kadar bro& kardeşim dediği adam artık arabasıyla gelip almıyor diye selamı kesmiş mesela.

Ne oldu?  Düne kadar selamün aleyküm aleyküm selam. Menfaat bitti selam kesildi...

Arkadaşlık iliskilerinde genelde aranan, sorulan, davet edilen kişiydim. Halihazırda insanlarım var ama ne görüşecek zamanım var ne de görüşme isteği. Kızımla ve kendimle zaman geçirmek inanin  daha keyifli.


En son geçtiğimiz ay  yarı yaşımda bir kızla tanıştım. Hedefleri ve hayalleri olan, donanımlı bir kız.  İki sene hiçbirsey  anlamadığı halde Türkçe film izlemiş, müzik dinlemiş ve sonunda Türkçe yi öğrenmiş. Benimle
Çok güzel konuştu.  Bu kızın bir de ablası varmış.  Henüz tanışmadım fakat o da kardesi gibi Türkçe ogrenmis. Çin ' e  gitmiş. Ailesinden ayri şehire taşınmış,  çalışıyormuş vs.
Böyle ilgimi çeken insanlarda var hani.



Çok yakında Fas 'lı baska bir kız ile tanışacağım. Aslında çok ta boş zamanım yok ama eşimin iş arkadaşı olması ve  tanışma teklifinin ondan gelmesi ile' Tamam'  dedim. Yeni insan tanımak iyi gelebilir. Belki çok iyi arkadaş oluruz ve buraya yazacak çok güzel cümlelerim olur. Bakacağız ve göreceğiz.

Sevgiyle kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY



11 Kasım 2017 Cumartesi

EMZİĞE BYE BYE 🙋👊 ÇOK KOLAY OLDU.

Zeyneb Julia,  o bir Şirine 😇

Çoğu kişi  "Emzik verme, emziği bıraktırmak zor olur" der. Bazen şartlar 'yapmam' dediğinizi yaptırabiliyor. Sütünüz gelmemiş, zor bir ameliyat atlatmışsınız, bebek avaz avaz ağlıyor, neler yaptınız susmuyor. Kendinizi parçalamaya gerek yok. Yani en azından ben parçalamadım. Emzik namı diğer SUSTURUCU hayatımıza hoşgeldin. 

Zeyneb Julia emzik seven bir bebekti. Öyle ki iki yaşına kadar sevgisi devam etti. Gece yatarken, gün içinde, araç içinde yolculuk sırasında neredeyse günün her saati emzik ya boynunda asılı ya da ağzında dururdu.  Gece arada uyanır yatak içinde emziğini bulamazsa uyanırdı. 


 Emzik kaybolduğunda o ağlar, biz yana döne emzik arardık. Bazen yedek emzikte kaybolurdu. 

Aslında çocuğun emziği, bezi bırakması gerekiyorsa buna sabır ve mücadele anlamında annenin hazır olması gerekir. Uğraşacak olan kişi Anne. 



Kayınvalidem emziğin içine böcek koy diyordu. Fas ta akrabalarının (çok akıllı😅) gelini emziği  biraz kesip içine sinek koymuş. Çocuk sineği  görüp korkmuş, emziği de bırakmış.  'İçine hangi hayvanı koyayım? diye sordum şakasına.  "Arı koy" dedi. Ne istiyorsun nesli tükenmekte olan hayvandan a be kaynana?  😲🐝



Bebek, çocuk dediğin küçük insandır.  Açıkçası ben konuşarak anlaşma taraftarıyım.  Peki emzik bıraktırma operasyonunda ne yaptim?
Emziklere el koydum😂😜

'Emziklerin sana bye bye diyor. Sen büyümüşsün artık. Onların gitme zamanı gelmiş. Hadi bye bye yapalım' dedim ve vedalaştık. Camdan gitmişler gibi yaptım. Evin içinde olduğunu bilmesi sakıncalı. Geri isteyebilirdi. Her anne evladının huyunu bilir.  


Nibras teyzesinin hediye ettiği tavşanı  seçtim.  'Emzikler gitti ama sana  uyku arkadaşı geldi ' dedim. "CANIM ARKADAŞIM " diye sarıldı oyuncak tavşana. Arada emziklerinin hal ve hatırını soruyor ama aramıyor çok şükür.  

Kısaca herkesin çok zor olacak dediği olayı biz kolayca atlattık ki kızım emzik bağımlısı gibiydi. Sizin de gözünüz korkmasın diye paylaşayım istedim. Biz bu olayda sıramızı  savdık darısı tüm emzikli bebelerin başına.  😇😅😊 
Sağlıkla, sevgiyle kalın. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY