3 Kasım 2017 Cuma

GÖKÇEADA HU HU / İKİNCİ BÖLÜM

Evet ikinci bölüm ile sizleri selamlıyorum.

Gökçeada için geniş bir kara parçasına bağdaş kurmuş, köy, koy, plaj cenneti diyebiliriz. Durum böyle olunca rezervasyonsuz bile yola çıksanız  kalacak yer bulursunuz.   Hatta ve hatta iletişimde pazarlık payınız yüksek, kalacağınız yeri görüp seçme gibi bir lüksünüz de olacaktır.  Onbeş (15) Yıl Turizm sektöründe sömürülerek çalıştırılmış biri olarak bana güvenebilirsiniz.

Kamp kurmayı seven, börtü böcek ile anlaşan, atlara fısıldayan adam  tarzında biriyseniz ve yanınıza çadır aldıysanız HAVA BEDAVA, ADA BEDAVA diyorum. 😂 Konaklamaya gömeceğiniz para ile mis gibi tatil yapacaksınız haberiniz ola.

Bizim konaklama serüvenimiz Yukarı Kaleköy de bir Rum evinde gerçekleşti.  Girişte tek kişilik yatak, bir adet çekyat, mutfak vardı. Diğer odada  ise iki kişilik yatak, bitişiğinde banyo, tuvalet. Dört yetişkin bir çocuğun rahat konaklayacağı bu yerin  gecesi 200 TL idi  ama bize 150 TL oldu. Size M, L, XL ne olur bilemem Kaç beden giyerseniz artık 😂  Bu arada kahvaltı yok.

 Önemli Not: Ada' nın sinekleri pipetle uçuyor  😂  Konaklama yapacağınız yer seçiminde  kapı ve camlarda sineklik olmasına dikkat ediniz veyahut dikkat etmeyip birkaç sineğe kan veriniz.


Plaja uzak kalayım, istediğimde gider yüzerim diyorsanız köylerde apartlar çok. Plaja yakın tatil isterseniz  Aydıncık Sahilinde SEYİR DEFTERİ ne bakın derim. Oda kahvaltı hizmet veriyor. Yemek hizmeti de var. Küçük bir oda içinde ikili ve tekli yatağı olan  toplam üç kişinin kalabileceği yer için kahvaltı dahil 200 Tl fiyat almıştım. Fikir olsun diye buraya yazıyorum. Almadan geç bakmadan geçme. 😂


Tatlı bir hanımefendi ilgilendi benimle.  Fiyat sorup konaklamak istesem de kocamın nursuz suratı yüzünden konaklama olmadı. At eti mi eşek eti miydi bilmiyorum ama Gökçeada öncesi yediği sucuklu tosttan sonra neşeli şirin gitti  somurtkan şirin hatta öfkeli şirin geldi. Şaka bir yana yolda  yaşananlardan  ve ortamın enerjisinden etkilendi. O da kendince haklı.
 
 Yıldız Koyu nda  yine plaja yakın başka bir mekan  buldum. Çadırlarda konaklamak, kamp yapmak isteyenler için ideal. Konaklama için olmasa da  yayıla yayıla birşeyler içmek, akşam üstü ve gecenin tadını çıkarmak için rahat, romantik olan bu mekana muhakkak  zaman ayırın derim.


Uyumaya gelmedik ya yüzeceğiz elbet.

Aydıncık plajı yüzmek için güzel bir seçim.  Plaja vardığınızda saçları saman sarısı, tepeden gelişigüzel toplanmış suratları  seçilmeyen kara insanlar görebilirsiniz.  Onlar dost,  onlar uzaydan adaya inen Afro turistler. 😂 Şaka şaka Meşhur çamur banyosundan gelen kişiler onlar. Çamur banyosu selülit ve cilde iyi geliyor dediler. Denemedim cildim süper selülit desen hiç yok 😂😂 biraz kilom var. Zayıflatır deselerdi birbuçuk gün çamur banyosunda uyurdum. Kendime haksızlık etmeyim ben kilolu değilim kemiklerim iri. Menopoza girince zaten kemik erimesi oluyor o zaman incelirim.  Konuyu toparlayım. Çamur banyosu faydalıymış elçiye zeval olmaz  burada paylaşayım Denerseniz yorum bırakın lütfen.

Yıldızkoyu ise denize girmek için iyi bir seçim değil. Taşlık, yosunlu ayrıca  deniz kötü kokuyor. Yine de gidin,  bakın. Yüzmeseniz de fotoğraf çekersiniz.  Manzara harika. 

Sessizlik arayanlara  Kapıkaya Sahili,  bakir bir koyda denize girmek isteyenlere Laz Koyu tavsiye ediliyor elimdeki broşürde 😂😂 Uğurlu Plajında uçsuz bucaksız bir sahil olduğu ve Gizli Limanı görmeden dönmeyin diye de ayrıca belirtmiş  😁 Her ne kadar beni tanımamış olsalar tanışmamış olsak ta bu güzel bilgiler için EFİBADEM e buradan teşekkürlerimi sunuyorum.

Efibadem de Organik bal, zeytinyağı, karadut dondurması, Apurna şurubu,  Karadut reçeli, Keçi peyniri, meşhur karadut dondurması ve yine meşhur ada klasiği Efibadem kurabiyesi  ile daha farklı lezzetler var. Hatta bir de doğal kremleri var. Kurabiyesini yedim, harikaydı. Broşürde kendi reklamından çok ada ile ilgili bilgiler paylaşmış. Emeğe destek ve  saygı olarak Ada ya gidenlere Efibadem e muhakkak uğrayın diyorum.
Web: www. efibadem.com

Yüzme de bitti gelelim eğlenceye ve  eller havaya 😂

Kaleköy de hayat gece başlıyor. Canlı müzikler, çay bahçesinin doğallığı, restaurantlar  ve sonlara doğru hediyelik eşya satıcıları. O  kadar renkli ve güvenilir bir ortam ki insan bütün geceyi burada geçirmek istiyor. Bizim kız bütün  gün uyumayıp güzel bir mekana gittiğimizde kucağımızda sızdığı için bütün gece olmasa da bir müddet takıldık.😩

Hediyelik eşya demişken  el emeği güzel ahşap kapı süsleri ile sabunlar dikkatimi çekti benim. Kendime olmasa da ablam, babam ve kardeşime sabun,  annem ve bir arkadaşıma da el işçiliği hediye aldım.  Sabunlar doğal ve bizimkiler gayet memnun kalmış. Sabun aldığım satıcı da güler yüzlü tatlı bir hanımefendiydi.  Yazıma denk gelirse ( beni unutması imkansız ) buradan sevgiler, selamlar. Kendime bir  şey alamadım diye üzülüyordum ki  valizimden sabunu koyduğum poşet çıktı. Teselli ikramiyesi niyetine. 😂

Bu arada Yukarı Kaleköy de Mustafa' nın Kayfesi isimli çay bahçesinin olduğu meydanda sabun ve mum atölyesini gösteren bir levha vardı. Merkalısıysanız ziyaret edin derim.  O çay bahçesinde de (komik gelin ve damat figürlü ) hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın.



Broşürde Eski Bademli köyünde gün batımını izleyin, Dereköy de Çamaşırhane yi mutlaka görün, Zeytinliköy ve Tepeköy de akşamüstü dibek kahvenizi yudumlayın yazsa da bana kalırsa plaja inin, müzik dinleyin, muhabbet edin. Kahve neyim için.  😁

Eminim Kaleköy ve Yıldız Koyu dışında daha nerelerde ne aktiviteler eğlence mekanları vardır. Gezin efendim. Gezin bütün Ada yı. Ada' nın ruhunu içinizde hissedene kadar gezin.

Ada da gezdiniz, yüzdünüz, eğlendiniz, karnınızı doyurdunuz, hediyelik eşyalar aldınız ve zaman durdu  daha ne yapabilirim diye düşünecek zaman buldunuz.  Olmaz ya,  oldu diyelim 😁😂 Dalış yapın efendim dalış.

Türkiye' nin ilk ve tek su altı Milli Parkı olan  Gökçeada da dalış kursları var. Ne duruyorsun helva yapsana diyecek halim yok.  Tabii ki dalış yapacaksın.  Tanıtım Dalışı yani su altını ilk defa keşfedecekler için dalış lisansına gerek duymadan on dakikalık teorik ders ile beş  metreyi geçmeyen yirmibeş dakikalık bir dalış gerçekleştirebilirsiniz.  Ücreti yüz (100) TL.  Yanınızda bir flaş bellek götürürseniz su altında çekilen fotoğraf ve videolarınız ücretsiz. Daha ne olsun? Paylaşmayı seviyorsanız Facebook ve instagram için konu,  sizin için güzel bir ada  anısı.
Web: www. gokceadadalis.com

'Gökçeada doğal ve güzel  bir tatil yeri ise,  şehir hayatından sıkılanlara buradan ev satabilir miyiz? Buraya bina dikersek paraya para değil de money der miyiz ? diye düşünen oldu mu derken  "85.000 TL den başlayan fiyatlarla Gökçeada' da eviniz olsun ' yazısına denk geldim.  Yemyeşil Çook Yeşil diye de ilave etmiş. Sen oraya binalar dikmeden önce emin ol daha yeşil çoook çoook yeşil di. Tohumlar fidana, fidanlar ağaca , ağaçlar ormana dönmeli yurdumda şarkıları ile büyüyen nesillerdik ne ara böyle oldu...  Hey sen! Tam buraya yeşil, çok yeşil bir soru işareti koy evladım...

Netice itibariyle Gökçeada pek güzel. Bir sivrisinek dile gelse  "GEL! NE OLUR GEL. Yaşlı, genç, zayıf, kilolu GEL! Yeter ki KANLI, CANLI GEL!" derdi.
ÖPEYİM.  ADA YA HOŞGELDİNİZ 😂

Biz birbuçuk gün kaldık siz bizi örnek almayın, daha uzun konaklayın.  Ada da taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın. 😂 Keyfiniz, muhabbetiniz, huzurunuz bol olsun.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

2 Kasım 2017 Perşembe

GÖKÇEADA HU HU / BİRİNCİ BÖLÜM


"İki günlüğüne Gökçeada ya  gidilmez" dedi. " O zaman üç günlüğüne gidelim" diyerek niyet ettikten sonra eniştemin araç ayarlaması,  arkadaştan çocuk oto koltuğu bulmamız ile kargaların kahvaltı sofrasını toplayıp  sofra bezini silkelediği saatlerde Mudanya dan Çanakkale ye doğru yola çıktık


Araç emanet,  çocuk var,  yabancı uyruklu bir sürücü ,  ee canımızı da  yolda bulmadık,  kimsenin canını da riske atmadan en fazla 80 le gittik.

Yolda polis çevirmesi ve dahası yüzünden  biraz bekledikten sonra welcome to Çanakkale.  Üç saatlik yol altı saat sürer mi ? Sürdü. Eksilmeden vardık buna şükür.


Yola birlikte çıktığımız arkadaşın Çanakkale de ofise uğraması, alınması gerekenler  vs vs derken boğazı geçmek için az zaman kala  feribota yetiştik. Vaktinde kalkması gereken feribot küçük bir araç sorunu yüzünden bekletti doğal olarak diğer Feribot a yetişememe durumu  göz kırpar gibi oldu. Kilitbahir e vardığımızda arkadaş diğer feribotu kıl payı kaçırma durumundan bahsetmişti ve buna rağmen şansımızı denemeye karar verdik. (Bu arada Çanakkale feribot iskelesinden araç ile yolculuk için bilet alırken Gökçeada dediğinizde  bir sonraki feribota binerken ücret ödemiyorsunuz. Bileti kaybetmeyin yeter. Ayrıntılar için GESTAS ın sitesine bakınız  )
Kilitbahir / Çok güzel bir yer

Kilitbahir de  arkadaş sağlık sorunu nedeniyle aracı park edince kaleye yakın bir çay bahçesine PARK ÇAY BAHÇESİNE  merdivenlerden çıkıp,  kuru & kupkuru kemik gibi tostlarımızı yedik. Manzara harika, oturma yerleri rahat, personel ve servis te iyi fakat tost yemeyin bu mekanda. Ya da o yorgunlukla merdiven çıkmayı denemeyin, yol boyunca oturulacak yer var.  Kolaylaştırın güçleştirmeyin hayatı kendinize.

Kaleyi izleyip, doğanın içinde oturup biraz soluklandıktan sonra   iki saat sonra hareket edecek   feribot için zamana bol bol ateş edip, zamanı öldürdük. Hava sıcaklığından bunaldıkça çeşmenin altına başımızı uzatıp kuşlar gibi yıkandık. "Gitme geri dön" diyordu içimden bir ses ama bir kere yola çıktık bu saatten sonra dönülmez diyordu bir başka ses. Hatta içimdeki ses "Burada fazla oyalanmayın diğer feribotu da kaçıracaksınız. Mal gibi fukara sümüğü gibi yere yapışıp kalacaksınız "  diyordu.  Arkadaş "Daha vakit var " deyince e hadi madem biraz daha zaman öldürmece oynayalım dedim bu defa zamanı astık, gaz odasında boğduk yetmedi kaleden aşağı atıp intihar süsü verdik.

Yol boyunca yaşananları kenara atalım. Çanakkale ve yakınındaki yerleşim yerleri muazzam huzurlu. Anlaştığınız,  birlikte daha önce yolculuk yaptığınız, memnun kaldığınız ve huzur bulduğunuz bir arkadaşınızla yola çıkıp görülesi yerler.

Feribot için herkes nazik totosunu kaldırmış, otomobil ile  on beş dakika uzaklıkta olan iskeleye araçlarla varılmıştı.  Ortada feribottan eser yoktu. Onbeş dakika önce hareket etmişti yamulmuyorsam.   Arkadaş bu durumdan kendine pay çıkarıp " Beni dövebilirsiniz"  diye bir  cümle sarfettiğinde döversem feribot geri döner mi diye ciddi ciddi düşünmüştüm.😂😂

 Şaka bir yana  o ne büyük sabırdı.  Erenlerden biri ile tanışır mıyız artık demiştim. Havanın sıcağına mı yanayım,  çocukla yollara çıkmaya mı...  Oturacak bir masa sandalye yok fukara sümüğü gibi yerlerdeyiz tam da iç sesimin söylediği gibi...

Bay Mostafa içinden saydırıyor doğal olarak. Neler olduğunu sürekli sorup anlamaya çalışıyor.  Benim cevabım ise "Feribotu yine kaçırdık😅 " Zamanı öldür öldür derken gün de öldü mü...  Ruhuna el fatiha ve biz Gökçeada da.


Birşey nasıl başlarsa öyle mi gider? Bazen evet!

Kale köy Yukarı kale köy derken biz olduk Nasuh Mahruki. Araç bile çıkmaktan yoruldu.   Pansiyona vardık pansiyon da bize.  Toz topraklı yollarda dar araları geçip aracı göz içi kadar bir yere park ettikten  sonra Ada nın aklımda kalan tanımını düşündüm.


Neydi ADA?
Dört tarafı denizlerle çevrili kara parçası. Bizim gerçeğimiz ise Türkiye haritasında Konya ovası. Şuraya birkaç peribacası çizelim. Şuraya da Rengarenk hayaller içeren  yolcu balonu konduralım.  Al sana Kapadokya. 😂


Dört tarafı deniz olan yerden uzakta , adanın tepesinde bağ bahçe, yol manzaralı  bir pansiyon. 😂 Annemin kolunu kırması nın üzüntüsü, özlem gidermek için geç vakite  kadar yapılan görüşmeler derken ne pansiyonu ne de Gökçeada yı internet ortamında  araştırma vaktim olmamıştı. Zaten programsız gelişmiş, 'Kalk gidelim ' türünden bir tatildi.

Bir hafta ongün kalacaksan,  çocuk yoksa, kafa dinlemek, yoga neyim yapmak  istiyorsan ideal fakat iki üç günlüğüne denize girmek, çocukla salına salına gezmek ve  rahatlık istiyorsan welcome to  NANİK PANSİYON.


Girişi Gökçeada ya gitmek,  gelişmesi Gökçeada ya giden yollarda  pause tuşunun tutukluk yapması, sonuç ise olmadı bu Gökçeada tatili. Yeni bir giriş &başlangıç ister diyerek Gökçeada dan apar topar  çıktığımızı anlatan bir yazıdır. Herşeye rağmen dibine kadar kazıyıp mutlu olabileceğimiz, keyif alabileceğimiz aktiviteler yaptık. Bir daha gidecek olursam ki çok istiyorum herşey daha farklı olacak. Tecrübeyle sabit.

 Giriş yani birinci bölüm  bitmiştir.   Gökçeada da nerede kalınır, fiyatlar ve alternatifler nelerdir, burada neler yapılır gibi araştırmalarım,  işinize yarayacak bilgiler ikinci yazımda ve çok  yakında yayında.  Takipte kalın. 




Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Sevda ALAN ELARABY


1 Kasım 2017 Çarşamba

GÖLYAZI - PİŞMANIM, KORKUYORUM. NAYIRRR!

KORKU PİŞMANLIK NE ARARSAN.
Gölyazı,  Bursa ilinin Nilüfer ilçesine  bağlı şirin bir mahalleymiş. Açıkçası ben köy sanıyordum.

Bundan yedi yıl önceydi diye hatırlıyoum. Motorcu arkadaşlarla kahvaltıya gitmiştik. Göle yakın bir çay bahçesine oturup keyifli muhabbet etmiş,  güzel zaman geçirmiştik. Bahar dı ve sakindi.

Bu sene Türkiye tatilimizde tekrar nasip kısmet oldu ve yazın Gölyazı ya gittik. Kalabalıktı ve aracı park edecek yeri bile zor zahmet bulduk.

Bazen bir fotoğraf çekmek istersiniz, oradan geçen biri tarafından görselin öznesi değişir.😅
(Fotoğraf çektirdiğini bilen ve yapay poz veren kişi mi yoksa fotoğrafa  dahil olduğundan bi haber insanın  gerçek  yüz  ifadesi mi 🙈😅 Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu 😁)


Göl kıyısında çay bahçeleri var. Ailece oturup gözleme, çay, muhabbet ile zamanı değerlendirdik. Daha sonra tarihi ağacın  olduğu istikamete doğru yürüdük. Nilüfer çiçeklerini görmek için  tur olduğunu duyunca hadi sandala binelim, görelim dedim.  Ne büyük hata!
Kızım Cenk eniştesinin kucağında. 

 Annem, ben, eşim, kızım, ablam ve eniştem  sandala bindik. Teyzem akıllıca davrandı ve gelmedi. Total rahat 450 KG olduk. Beş yetişkin, bir çocuk ve bir de sandalcı başı.  Beşik gibi  sallanıyoruz.

Ağlasam duyar mısınız sesimi mısralarımda...   İçime içime akıttım gözyaşlarımı sırf göl taşmasın diye 😂

Neyse hareket etti. Estire estire sular sıçraya sıçraya hoplaya zıplaya yol aldık gidiyoruz. Eşim eniştem ve ablam karşımda, tepede adam, kucağımda kızım, yanımda kolumu sıkı sıkı tutan annem.  Bir elimle kızı tutuyor diğer elimle direğe tutunuyorum.   Düşsek affedersiniz ne şehittir ne gazi her koşulda Niyazi...

Bu arada kızımı annemin kucağına verdim ve fotoğraf çekiyorum ama gülmek ne mümkün.  Gerginim korkuyorum.   Çocuk ta ilk başta korktu daha sonra çareyi uyumakta buldu.  😴

Orada çiçek var şurada şu var deniliyor ama hiçbiri umurumda değil. Sağsalim kıyıya varalım yeter. Tur bitti ve dönüyoruz. Çoook şükür halen eksilen düşen yok. Kıyıya yanaştık ve uyuyan çocuğu eniştem kucağına  aldı. Sandaldan kıyıya inen görevli adama çocuğumu emanet etti.  O ahmak adam ne yaptı?

Uyuyan 20 Aylık minicik evladımı ayakta durur pozisyonda  kaldırımda bir başına bıraktı. Çocuk uyuyor yahu. Başındaki bandanası gözünün üstüne düşmüş. Gözü bile açık değil.  Bağrış çağrış derken  ahmakların efendisi halen çocuğumu tutmuyor.  Tam çocuk düşmek üzereyken eniştem tuttu. Ciddi bir kaza atlattık. Bu arada eşim Mostafa etkisiz eleman olarak bakınıyor.

Yazarken bile o ana gittim ve sinirim zıpladı.  Adam özürler diledi ama düğün bitti yak kınayı bir yerine ...

Size tavsiyem küçük çocuk, kilolu ve yaşlı kimseler ile bu tura katılmayın. Ayrıca sayı olarak dört kişinin üstüne de çıkmayın.  Ciddi riskli.

Kızım arkadaş edindi hemen. 😊

Buraya kadar gelmişken papağan ile resim çektirelim dedik ve tarihi ağacın yanında görevlinin  yanına gittik. Adam papağan ı   eşimin başına koydu ve o da bir güzel saçına üstüne hacet giderdi. Sıvamasını da ben yapayım dedim ve bir ağız dolusu kahkaha kustum eşimin üstüne .  😂😂

Papağan ile fotoğraf çektirmek keyifliydi. Renkli cıvıl cıvıl bir Gölyazı hatırası oldu. Tavsiye eder miyim? Oooo  yes!

Çay bahçesinde garson Patlıcanlı gözleme deneyin derse muhakkak deneyin ve köylü kadınların sattığı el emeği kıyafet ve takılara da  bakın derim. Sağ tarafta baykuşlu küpe, saç bandı satan ablaya 5 TL.  borcum var. (Yanlış hesap...)  Fark ettiyse umarım hakkını helal etmiştir. Ben fark ettiğimde çok geçti.

Aslında her yeri gezilesi bir mahalle ama kızım ile hareketimiz  kısıtlı olduğu için çay bahçesinde oturmayı ve şu anlattıklarımı yaşamayı tercih ettik.

  Bahar ve yaz mevsiminde gitmenizi, görmenizi  tavsiye ederim. Güneşli günlerde daha güzel olduğunu düşünüyorum.

Eğer haftasonu gidecekseniz sabahtan yola çıkın ki köyün içine aracınızı park edebilesiniz. Belli saatten sonra köy içine park edilmiyor, köy dışında belirlenmiş bir alana park etmek zorundasınız.

Bunu da belirttikten  sonra  sağlıkla,  keyifle kalın diyorum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim,
Sevda ALAN ELARABY