18 Nisan 2018 Çarşamba

UÇUŞ MODU : BEN ASLINDA YOĞUM



Artık sessiz harflerle susuyorum diyordu ünsüz bir şair.  Sessizliğin ilham verdiğini ve iyi geldiğini hepiniz deneyimlemissinizdir.

Telefon için uçuş modu varsa insan için de BEN ASLINDA YOĞUM durumu vardır. Bir başka deyişle suspus olma modu.

Telefonu neden uçuş moduna aldığınızı düşünün.  Önemli bir toplantı,  yolculuk, uyku, ulaşılmaz olmak... İşte suspus olmanın da kendince sebepleri vardır.  Trip atmak, kendini bir b.k sanıp susmaktan bahsetmiyorum. Ciddi bir susma halinden bahsediyorum.

Ruhu,  bedeni , yüreği yorulmuş insanlar vardır.  İşte o insanlar icin bu durumda bir dönem  açılır.

 Uzun süre  ardı arkasi kesilmemis hastalıklar, fazlasıyla sorumluluklar,  konuşma zorunluluğu olduğu  insanlar, kişisel gelişimin insan hayatındaki öneminin farkındalığını bilmek ve hayatını insan gibi yaşamaya çalışmada dengeyi korumak için gösterilen hassasiyet, geçmişten gelen blokajlar, gündelik hayat, kişiye biçilmiş  roller derken bazen konuşmak, dinlemek, cevap vermek anlamini yitirir.

İşte burada iç sesin yönlendirmesi ile susmak devreye girer.  Der ki : Sus!  Sessizliği dinle! Düşünme!  Konuşma! Uzaklaş! İstirahat et!  Zorunda kalmadıkça iletişime dahil olma!..  Kişinin  iyiliği  için uyarıdır.   Siz konuşmuyorsunuz diye dünyada dönmekten vazgeçmez zaten.   😂

İletişime geçici süre kapanmak, susmak bir tedavidir.  Kişinin kendini şifalandırmasıdır. Aksini düşünen halt etmiş.

İnsan susmaya başlar başlamaz sessiz kalmanın da muhteşem bir iletişim kanalı olduğunu farkeder. O kadar kelimenin bir araya gelip cümle kurduğu fakat yine de   anlatamadığı bir çok hal ve durumu işaret diliyle, beden diliyle aktarmayı öğrenir insan. Bir bakışın  çok fazla anlaşılır olduğunu idrak eder. Nefesini tüketmeden, anlaşılır olmak için kendini yormadan bir iletişim ağı bulduğunda ise hiçbirsey eskisi gibi olmaz.

küçük harflerle konuşulan  sessiz harflerle yaşanılan tam pansiyon konaklama kafa tatiline çıkıyorum.  Sessizlik ve içsel  yolculuktan dönünce anlatacaklarım var çünkü ufukta ışıldayan  gündemlerim  var.


Görüşürüz. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY


17 Nisan 2018 Salı

AKRABA TÜRLERİNİ TANIYALIM



"Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini" sözünden yürüdüm hayvanlar aleminden örneklerle akraba türlerini tanıtmaya karar verdim.

İlk konuğumuz üstte de gördüğünüz üzere

YILAN🐍 :
 Sözel,  görsel,  işitsel her anlamda  zehir saçan,  tehlikeli akraba türüdür.  Herkesin akraba bünyesinde en az bir tane bu türden vardır.  Ciddi zarar veren bu türü mimlemek,  zarar görmemek için başından ezmek gerekir.



GAMLI BAYKUŞ :
Belayı çağıran,   insanın içine dert kuşku düşüren akraba türüdür. Bu akraba gittikten  sonra herkesin üstüne öküz oturur.  Evin atmosferinde oksijen kıtlığı yaşanır. Bu akraba türü ile iletişim öncesi dualar okunabilir, meditasyon yapilabilir. Evde  ağırlama durumu söz konusuysa   evi  sirkeli su ile silmek gibi çözümler de  üretilebilir.  Allah ne verdiyse 😂😅



PAPAĞAN :
Kendine ait bir cümlesi yoktur. Diğer akrabalardan, oradan, buradan topladığı her cümleyi kelimesi kelimesine her yere taşır.  Akrabaların arasını açan akraba türlerinin halay başıdır.  Dikkat edilmesi gereken  ve yanında çok konusulmamasi gereken bir türdür. 



KOALA:
Akrabalık bağlarına sıkı sıkı tutunmuş,  akraba günleri, akraba cemiyeti gibi gibi  her yerde boy gösteren ve akrabalık bağlarına herşeyden çok önem veren türdür. Akrabalık bağları için önemli bir türdür. Bravo sana koala.


KEÇİ :
İnatlaşmakta bir marka olan bu akraba türü en uyumsuz akrabadır.  Vasiyet paylaşımları  bu akraba türleri yüzünden kavgaya dönüşür.  Sinirleri zıplatan bir türdür. Siz ona uymayın.



BOĞA :
Kimin ne yaptığını unutmayan, hesabını kanlı canlı alan, can yakan, sözün  davranışın  altında  kalmayan akraba türüdür. Türünün en tehlikelisi diyebiliriz. Öldürmez süründürür .


BALIK:
Akrabaları ile araya mesafe koymuş veya küsmüş  konuşmayan akraba türüdür. Kendi halinde takılır kimse ile alakası yoktur. Zararsız bir türdür.


MAYMUN :
Bir küs bir barışık bir iyi bir kötü olan akraba türüdür. Kiminle ne zaman  küstüğü ve barıştığıni takip etmek imkansızdır.  Zaman zaman görüşülecek  bu tür  ile olabildiğince  mesafeli ve dengeli iletisimde kalmak gerekir. Adamı maymun eder. 


ATMACA:
Akrabalarının her durumunu uzaktan izleyen, fesat akraba türüdür. İyi olana üzülme, kötü olana sevinme huyu vardır bu akraba türünün. Çoğu kişinin böyle bir akrabası vardır.  




ASLAN:
Haddini bilen, herkesin iletisimde haddini bilmesi gerektiği, maddi manevi destek çıkan  akraba türüdür. Herkesin böyle akrabası olmaz. Ender bulunan türdür.  Dayısı varmış dedikleri bu oluyor. 😅



İNEK :
Etinden sütünden... dedikleri akraba türüdür. Akrabaların ihtiyaçlarını gideren,  evi han kapısına dönmüş,   kimseye yüzü tutmadığı için kötü konuşmayan idareci akraba türüdür.  Eli öpülesi,  kıymet bilinesi. 


KEDİ :
Görüşmek  istediği  akrabalar ile iletişim halinde olup diğer akrabalar ile cemiyette bayramda görüşen hisleri kuvvetli, temkinli ve mesafeli akraba türüdür .  Aslan familyasinin bir alt modeli olup gerektiğinde tırnaklarını çıkaran akraba türüdür. 😹😼

Bu türler say say bitmez . Gecenin ikisinde aklıma geldiği kadarıyla idare edin gari. 

ÇOK TA ŞEY ETMEYİN ! 
HER AİLEDEN BİR DELİ,  HER AKRABA KONTENJANINDAN DEĞİŞİK ÇIKAR.  


Sevgi,  saygı , hoşgörü üzerine kurulmuş bir arada keyifle zaman geçiren akrabalar başta olmak üzere,   kan bağı olmasa da can bağı ile kardeş,   akraba gibi birbirine kenetlenmiş güzel insanlara selam olsun.  Hayatın hakkını en güzel sizler veriyorsunuz.  Emeğinize yüreğinize sağlık. 


Okuduğunuz için teşekkür ederim 
Sevda ALAN ELARABY 

12 Nisan 2018 Perşembe

KOMŞU TÜRLERİNİ TANIYALIM 😂


Naber kız  komşu 😁 


Komşu komşunun külüne muhtaç,  ev alma komşu al,  komşunun tavuğu komşuya kaz ... gibi enteresan cümlelerin  öznesidir komşu. 

Hayalimdeki  komşuluk ilişkileri  en coşkulu haliyle   Résidence BULDUMCUK  ta geçiyor. Gelin bu renk yelpazesi zengin komşu türlerini tanıyalım 😅


AÇIK SAÇIK   KOMŞU :  

Üstteki  fotoğrafı örnek verebiliriz.  Partilere ev sahipliği yapan, dilediği  gibi giyinip balkona çıkan, coşkulu,  çılgın, özünde  son derece duyarlı fakat sosyal çevrenin " Ne derler? " sözünü takmadan  yaşayan türden komşudur.   Genç kız ve oğlu olan aileler başta  olmak üzere kıskanç çiftler, tutucu  kesim için rahatsızlık sebebidir.  😂

UÇUK KAÇIK  KOMŞU : 

İyi  anlaşan kardeş veya akrabadan oluşan, misafirleri birlikte ağırlayan, kahve falları,  şarkılar, kahkahalar, magazin, deli deli konuşmaların havada uçtuğu Çat kapı gidilecek komşu türüdür.

YABANCI İLE EVLENEN KOMŞU :


Merak konusu olan bu komşular  genelde misafir edilen, girdiği  ortama uyum sağlayan, "Kardeşi, arkadaşı varsa bana ayarlasana kör olmayası" muhabbetlerine maruz kalan komşu türüdür.  

HALAYCI KOMŞU :

"Canım, gözüm bu akşam  çiğ köfte yoguracam herkesi davet ettim siz de gelin" diye kapı kapı gezen, ikramı  bol, yurdum kokan komşu türüdür. Türkü
çığrılır, ağıtlar  yakılır ardından halaya kalkılır ve evin yolu bulunur .  😂

ESPRİLİ  KOMŞU :


Kendileri dahil herkes potansiyel mizah malzemesidir. İnce espri,  dengeli ve mesafeli iletisimde ustadır.  'Ay çok fenasın', 'Alacağın  olsun'  dedirten,  kimsenin kırılmadığı     komşu türüdür .

GÖZÜ DIŞARIDA KOMŞU :


Bekarlık bilincinden çıkamamış, gözleriyle seven, sayan,  SOYAN, biraz çapkın komşu türüdür. Karısının korkusuna birşey yapamayacağı  için zararsız türden komşu kategorisindedir. 

EŞİNİ ÇOK  KISKANAN KOMŞU :

Yeni evlidir. Dünyada tek erkek onun kocası dır. Dünyada  tek kadın  onun karısıdır. Evlilikleri biraz eskiyene kadar uzak durulması gereken  komşu türüdür. 

GURBETÇİ  KOMŞU :


Yurtdışında yaşayan, nadiren yüzünü göreceğiniz  komşu türüdür . 10-11 ay içinde kaçırdığı gelişmeleri kısa sürede öğrenir. Okey, iskambil, tavla, iddia kuponu,  bahisleri gorelim, eller havaya, komşular buraya, yurtdışında da şöyleydi böyleydi  derken sayılı gün biter bu komşu gider kategorisinde yer alır .

EVDE OLMAYAN KOMŞU :


Çocuğu  kreşe (hadi inşallah ) , eşini  işe yolladiktan sonra  evde durmayan,  misafir gelmek istediğinde "eve hapsolmayalım , dışarı akalım  " diyerek kafede buluşmayı öneren, haftasonu  geldiğinde ailece kayıplara karışan komşudur.   Kapı sesini duymama yeteneğine sahip bu komşu zaman zaman eşini kapı önünde bekletmisligi ile yeteneğini  komşulara  kanıtlamıştır. "Onları  evde bulamazsın", "Kapıyı çalma duymaz, telefonla ara" cümlelerinin öznesi  olan komşu türüdür.

BEKAR,  YALNIZ KOMŞU :

 Hayatını   gizliden yaşayan, saygıda kusur etmeyen, "Ne kadar beyefendi nasıl olmuşta bekar kalmış? Yoksa.... Acaba şey mi?"  diye düşündüren  komşu türüdür.  

ASİLZADE KOMŞU :

Atalarını, yedi sülalerini anlatacak bilgiye ve donanıma sahip, evde yedi kuşağın fotoğrafı asili oldugu icin bos duvar bulunmayan komşudur.  Birkaç aile birleşip bu komşuya  misafirliğe gider veya toplu  davetler olduğunda bu komsu misafir edilir. Yoklukta gideri olan komşu türüdür. 

İKİNCİ BAHAR YAŞAYAN  KOMŞU   :


Romantik müzikler, aşk ve kahkahalar eşliğinde  içilen çaylar, yapilan sohbetler ile   hayranlık  uyandıran , komşudur. Komşularına balkondan seslenip sohbet eden,  kokulu öpücük atıp  el sallayan, aileden biri gibi,   samimi, iletisimde en aktif komşudur.  

BEKAR VE YAKIŞIKLI  KOMŞU :

Bekar, aktör .
Bekar,  müzisyen 

Toplu davetlerde misafir edilen veya diğer bekar komşularla takılan bu komşular evli hemcinsleri ile muhabbeti sağlam tuttuğu gibi karşı cinsin saç rengi, modeli, kilo alıp vermesini hemen fark eden,  iltifatta uzay ama haddini de  bilen komşu türüdür .

ÖĞRENCİ  KOMŞU : 


Ortama renk, SES katan hormonları  coşmuş  komşu türüdür. Evi  han kapısına  çeviren bu komşuya giren çıkan belli değildir. 😅

UNUNU ELEYİP ELEĞİNİ ASMIŞ  KOMŞU :

Görmüş geçirmiş, gömmüş geçirmiş veya  görmüş  geçirmemiş bu hanım kızlar  orta yaşa bekar gelmiş, evliliğe olursa da olur olmazsa da no problem diye  bakan Çat kapı gidilecek  muhabbeti sağlam, ikramı bol,   hatırnaz komşulardır. 

HAYVANSEVER KOMŞU :

Yolda  buldukları sahipsiz tavuğu bile sahiplenecek derecede sevgi dolu komşulardır. Misafir edildikleri evlere hayvan dostlarını götürme huylarından ötürü  genelde misafir ağırlayan komşu türüdür. 

KÜSLERi BARIŞTIRAN  KOMŞU :


Sağ duyulu ve uzlaştırıcı  kişilikleri  ile komşuluk ilişkilerinde zaman zaman  denge taşı görevini üstlenir.  Ortamı yumuşatmak, küsleri barıştırmak ve  organizasyon işlerinde marifetli komşu türüdür.  

Dedim ya çeşit çeşit komşu türü var diye. Daha neleri var neleri. Hepsi hayatımızda bir renk, denge taşı. Kimin nasibine kim düşerse 😅

Görüşmediğiniz  gün  merak edip hal hatır  sormak için  kapınızı çalan, çat  kapı gidecek samimiyeti bulduğunuz,
hüznünüz ve  sevincinizi  paylaşabildiginiz,  kek & börek  ve yemeklerin karsilikli gidip geldiği  komşularınız  varsa  kıymetini bilin.  Bu zamanda böylesi kolay denk gelmiyor.

Ben hayalimde hem komşularımı hem de binanın adını seçtim. Coşkulu,  aykırı , rengarenk fakat hayatın çok içinden .  Gerçek hayatta da böyle  komşularım olmasını ister miydim? Neden olmasin? 😂

Peki ya siz? Aynı  binada yaşayacağınız  komşularınızi seçebilmis olsaydınız,  seçimleriniz nasıl olurdu? Düşünün derim. Hayal kurmak bedava ve keyifli 😅



Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sağlıkla,  sevgiyle , keyifle kalın

Sevda ALAN ELARABY

18 Mart 2018 Pazar

SEN GÜÇLÜSÜN ETİKETİ


Üç  bölümlük bir yazının sonuncusu ile geldim.  Diğer iki yazıya linkten ulaşabilirsiniz.
http://sevdaelaraby.blogspot.com/2018/03/doktorun-zarfini-gizlice-actim.html
http://sevdaelaraby.blogspot.com/2018/03/ben-sedyede-metin-hara-nin-silueti.html

Bayılmamak için sığındığım emlak bürosundan zorunlu çıktığımızda eşimi araba içinde bizi bekliyor görmek şifa gibi geldi . Olanı biteni anlatmaya zaman olmadığı için  eşim olan bitenden bi haberdi. Bilse ne değişirdi? Olmuş ve bitmişti.

Dikiş atıldıysa ortada  pansuman  durumu vardır. Sekiz gün boyunca  pansuman yapmış bu korkuyu da rafa kaldırmıştım. Bu arada tahlil bir hafta sonra neticelenecekti. Tüm bu olaylar yaşanırken eşim iş prosedürü gereği hop Fransa ' ya uçtu.
...
Tek seçenekli bir oyun bu.
Güle  oynaya,
Seke seke de olsa
Yapacaksın canım  yapacaksın.

Şair bu dörtlük te   insanlara güçlüsün etiketi yapıştırmaya  gerek yok, iş başa  düşünce zorunlu güçlü olma hali doğar demeye getiriyor. 

Bu durumda tahlil sonucunu almaya kızımla gitmeliydim,     dikişleri aldırmaya  gideceğim gün kızıma bakması için  Fas lı kızı çağıracaktım. Öyle de oldu.

Dikisleri aldırmak için sedyeye uzandığımda doktor ve asistani korktuğumu anlamıştı.  Eğlenceli insanlardı.  Asistan kiz eline devasa bir makas almış doktorla birlikte dikişe dalacagini ima ediyordu.   Kahkahalar , acıyor  diye bağirmalarım  ile oldu bitti maşallah a getirdiler durumu.

 İLK YAZIDA doktordan önce zarfı açtığım,   zarfın içinde gözüme çarpan kelimeyi tercüme edip ,   kelimenin 'habis tümör ' olduğunu belirtmiştim. Cümlenin  tamamını tercüme ettiğimde  'habis tümör YOKTUR ' diyordu. ( Şükürler olsun)



O yazıda paylaştığım  tek kelimenin tercümesi ile endişelenen arkadaşlarım olmuş gün içinde iyi  oldugumu hemen paylaşmıştım.    Bana ulaşamayan bir arkadaşım ise paniklemis ve cevap alamayınca  Rabat Konsolosluğuna mail attığını söylemişti.  Eşin Fransa da, eşinin ailesi Kazablanka da , görüştüğün tek Türk  arkadaşın Almanya da  ve ben yanında değilim.  Birilerinin destek olmasını istedim diye açıklama yapmıştı. Konsolosluk ta ilgili davranıp arkadaşın mailine cevap yazmış. 😨 tabi  ki yanlış anlaşılma olduğu mail ile belirtildi  ve konu kapandı. Arkadasimin bu çılgınca çözümü beni hem duygulandırdı hem de güldürdü. Sağolsun, sağolun. 



Hayat  hikayemizde geçen cümlelerin  sevgi ile yıkanması,  gönüllere  değmesi  dileğiyle,

İçinizdeki   şifacıya  sarılın,
sağlıkla  kalın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

17 Mart 2018 Cumartesi

BEN SEDYEDE, METİN HARA' NIN SİLÜETİ TAVANDA 😨


Üç bölümden oluşan yasanmisligin ikinci bölümüne hoşgeldin.  Konuya Fransız kalmayım diyorsan ilk yazıya bir göz at derim. Linki aşağıda😉

Sonu LOG ile biten bölüm doktoru muayene edip  çözüm için dermatoLOG  a gitmelisin demişti.  Endişelenmeyin  tedavisi  var cümlesi bekliyordum oysa...  ilaç yazmayı da ihmal etmedi. İlaç sektörü kimin elindeydi yahu?



 Aynı gün dermatolog ta randevu alıp muayene oldum. Doktor, "Takip et, büyüme olursa altı ay içinde alırız " dese de kabul etmedim. Erken teşhis kafamı rahatlatır demem ile parça alıp iyi huylu mu kötü huylu mu onu tahlile göndermek için mini operasyon gününe karar kıldık.

Hazır dermatologtayim benlerimi  de göstermeden çıkmam dedim.  Dermatolog  iki et beni ile koltuk altında çıkan et benine  benzer şeyi almaya karar verdi. Et benleri ile ilgili işlemi  ileri tarihe attık.  Bu arada koltuk altında  çıkan bene benzer şeyin üstüne sirkeli pamuk koydum. İlk  gün  hafiften üstü kuruyunca  üç  gün  bu işlemi yaptım,  kurudu ve düştü.

8 Mart Dünya kadınlar gününe bir gün kala...

 Sedye üstünde mini operasyon icin bekliyorum.  Tavanda ,  Metin Hara' nın silüeti belirdi.  Sufi nefesi çalış diyordu. 



Bilmeyenler için sufi nefes tekniğinden bahsedeyim. Tıbbi olarak burun nefes alma organımız, ağız da yemek yeme organımızdır. Sufi nefesi burundan nefes alma ve burundan nefes verme ile gerçekleşir.

Dik oturup ya da uzanıp gözlerimizi kapıyoruz. Nefesi dirençsiz bir refleksle dingin bir halde ( dört birimde ) burundan alıyor, ( sekiz birimde) nefesi  burundan  vererek ortalama 10 dakika uygulamak ile mutluluk hormonları salgılanıyor. Nefesin amacı zihnimizi yavaşlatmak. Beta beyin dalgasında Alfa beyin dalgasına inmek. ( Dört veya sekiz birime takılmamak gerekir. Nefesi alırken daha kısa sürede verirken daha uzun sürede diye düşünün )

Nedir beta ve alfa beyin dalgası? 

"Beta beyin dalgası, insanların stres faktörlerinin yüksek olduğu beyin dalgasıdır. Stresle birlikte belirli hormonlar yükselir ve panik hâli ortaya çıkar.

Alfa beyin dalgası daha dingindir daha keyiflidir daha mutludur . Mesela çocukların daha mutlu olmalarının en büyük nedeni anda yani alfada yaşıyor olmaları " diyor sevgili Metin Hara.  Hatta ve hatta kafeinsiz bir hayatı seçerek, sufi nefesi tekniğini  her gün 10 dakika yaparsak vücut kimyamızın üç haftada değişeceğini de ilave ediyor. 

Sufi nefesi çalıştım sedyede beklerken.  Biraz gevşedim.  Enjeksiyon , jilet misali bir aletle parça kesimi, ilaçlı su dolu kaba kesilen parçanın  konmasi dikiş  icin hazirlik derken aklıma  bir soru düştü. Doktora "Bu tarz bir operasyon yaptınız mı daha önce ?" diye sordum. .
Hayır, bu benim için bir ilk dedi. 😅 iyi ki bu soruyu işlem bittikten sonra sormuşum  diye düşündüm.



Acıyı  hissetmiyordum ama beynim "yemezler güzelim,  bayılacaksın"  sinyali veriyordu. Tansiyonum düştü  galiba dedim. Asistan kiz önceden kaşıklanmış   yarım  pudingi tutuşturdu elime. Kız sandı ki bir kaşık alıp bırakırım ama ben hepsini yedim.😄  Bu arada bekleme salonunda bütün işlem boyunca için için " Annea,  annecim, korkuyorum " diye bağıra bağıra ağlıyordu kızım.  Acil bir durum olursa diye bekleme salonundan ayrılmayan  eşim ne yaptıysa  susturamadi  kızı.   Çocuğunuzu emanet edeceğiniz insanlarınız   varsa inanın çok  zengin olduğunuzu bilmenizi isterim.

Neyse  tekamülde kanat çıkarma işlemi bitti bekleme salonuna geçtim ki beynim alarm verdi.  Bayilmaya 15 saniye 14 saniye 13 saniye... sedyeye koşmam ile  eşim kızımı başıma bırakıp,  ilaçları almaya gitti.  Sümükleri baloncuk olmus yavrumu başımda ağlarken görünce  sakinleştirmek için ' Şu hendekte bir tavşan uyuyordu ' şarkısını söylemeye başladım.  Durumu kurtaran şarkılarda  üstüme  yoktur.😂


Halen iyi hissetmiyordum ama muayenehane kapanış saati gelmiş, bize yollar görünmüştü . Hazırlanıp kapıya inmemiz ile  eşim 5 dakika uzaklıktaki  otoparktan  arabayı almaya gitti. Beklerken başım dönmeye başladı. Ben burada bayılirsam kızımla kim ilgilenir, ona birşey olur mu  diye  düşündüm.  Duvara tutundum  beklemeye çalıştım  ama nafile.  10- 9 - 8 ... ufukta güvenilir bir emlak bürosu görmem ile kızımı kolundan tutup  koşturdum. Concon büroya vardığımda  bayılacak  derecede kötü olduğumu söylediğim güvenlik görevlisi afalladı .  'Müşteri olarak geldiğimiz günleri de görürsün inşallah'  diye  laf anlatacak halim yoktu.  Bayılmamak için  Kendimi  ikili koltuğa prensesler gibi  attım. Ayaklarımı prensesler gibi  havaya diktim ki beyne kan gitsin.  O sırada kızıma korkma desem de "A"  tonundan giriş yapıp   büyük puntolarla ağlamaya  başladı.  Güvenlik görevlisi  yanımıza  gelip,  "patron problem istemiyor " diyerek mahcup bir şekilde bizi kapıya  uğurladı.



 İyilik yağmurunda ıslanmamak icin şemsiye açan insafsız  emlakçı!  Bu benim sınavım olabilir ama  sınav arkadaşı  olduğumuz  gerçeğini değiştirmez. Gökten kağıt  para yağarken senin kafana demir paralar düşerse beni hatırla. Hani şu girişte ikili koltuğa prensesler gibi yayılan beni 😅



Devam edecek... pazartesi günü görüşmek dileğiyle,

Okuduğunuziçin teşekkür ederim
Sevda ALAN ELARABY


15 Mart 2018 Perşembe

DOKTORUN ZARFINI GİZLİCE AÇTIM


Elimde hayatımı derinden etkileyecek bir tahlil sonucu var ama zarf  o biçim  kapalı.  Doktorun açması gereken kapalı zarfın icinde yazanlar beni ilgilendiriyor.. yok dayanamayacağım  ve açıyorum zarfı.



   Fransızca döktürmüşler. Soluklanmak için  oturduğum  kafede garsondan internet şifresini  alıp tahlil sonucunda yazan cümlede dikkatimi çeken ilk kelimeyi   tercüme ediyorum. Elim ayağım titriyor ve internet bağlantısı gidiyor. Defalarca İnternete bağlanmayı deniyorum ve oluyor.  Kelimenin anlamı habis tümör...

Sondan başlamış gibi olmasın.  Başa döneyim ve olayı baştan anlatayım. 

Vücudumda çıkan bazı şeyler Şubat ayında  dikkatimi çekince internette biraz araştırma yaptım.  Doktora gitmeden önce bir fikir olur diye yaptığım araştırmalar sonucu moralim bozuldu.  İnsan o yayınları okuduktan  sonra daha beter oluyor.  Hemen hemen her şey için kanser yazıyor internette.

Mart ayının  ilk günlerinde  Dr randevusu vardi. Saat 9:30 gibi doktorun muayenehanesinde soluğu aldım.    Vajina kanserini  yenen, aynada kendi ile yüzleşen Louise Hay  in kitabı elimde muayene  sırasının bana gelmesini bekliyordum. O kadar güzel satırlar okuyordum ki moral ve motivasyonum yerine gelir gibi olmuştu . HAYAT SENİ SEVİYOR diyor du kitap.

Sonra kendime odaklanıp bu şeyler benim vücudumda neden çıktı?  Bana ne demek istiyor? Ben neler yaptım,  neler yapamadım, son zamanlar neler yaşadım?..   Düşündüm.  Sanırım yolunda gitmeyen bir şeyler var ki vücut sinyal veriyordu .


Hayatın kıymeti sağlık sekteye uğradığında daha iyi anlaşılıyor.  Maalesef günlerdir bana birşey olursa kızıma kim bakar,  neler yaşar endişesindeyim. Herkes kaderini yaşar oysa. Endişe etmek yersizdir ama anne olunca  insan bildiği gerçeklere ters düşüyor.   

Bir zamanlar kendi kendine konuşana deli diyen bir toplum vardı fakat Louise Hay kitapları ayna karşısında kendinizle konuşun diyor.  İnsan kendisi ile iletişim kuramıyorsa başkaları ile nasıl iletişim kurabilir ki zaten.

Şu an tek dileğim  doktordan " Endişelenmeyin, tedavisi var"  gibi cümle duymak.  Nasıl bir psikoloji içine girdiysem artık...

Devam edecek...


Bunu ben yaşıyorsam benim sınavımdır ama sen okuyorsan senin de bu sınavda öğreneceğin bir şey muhakkak vardır.  Cumartesi günü yazının devami ile burada olacağım. Görüşmek  dileğiyle,

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY

28 Şubat 2018 Çarşamba

UFAK TEFEK CİNAYETLER /Dizi film YORUMU



 Arkadaşımın tavsiyesi üzerine Ufak Tefek Cinayetler dizisine İlk bölümden geçen hafta olan bölüme kadar ara ara baktım. Şu saatten sonra izler miyim?  (Hayır )

Kısaca konusundan bahsedeyim:
Lise yıllarından dört arkadaş. Bunlardan üçü sister biri de üvey sister.  Bu üç sister öğretmene ve üvey sister a  kötü oyun oynar. Olaylar çok kişinin hayatını etkiler. Yıllar geçer bu üç sister, evlenecek eş bulup evlenir ve  çoluk çocuğa karışır. Ev hanımı olmuşlardır. Diğer kız doktor olmuştur  ve bekardır.  
  
Ve gün gelir cenaze töreninde yollar kesişir...   

Bedenen büyümüş kişisel gelişimden mahrum bu üç kadın ile arkadaşlığa tekrar başlayan üvey sister sayesinde  bu  kadınların hayatına kan, can, renk gelmiştir. Birbirine söylenmeyecek her sözü söyleyen, davranışı sergileyen bu psikopat dörtlü her entrikaya  rağmen arkadaş kalabilmektedir. 

Bu  sister  karakterleri de kısaca tanıyalım😨

1- Merve: Birine  cheesecake yapıyorsa  ardında sinsi planları vardır.   Eminim sırf bu kadın yüzünden kim bilir kaç hamile kadın cheesecake aşerdi? :) Zaten dizi filmin adını duyanın aklına gelen ilk görsel eminim cheesecake tir.

2- Pelin: Merve' nin gölgesinde gücünü kıskanarak yeşeren, rüzgara karşı tüküren yüzüne bulaştıran bir karakter.  

3- Arzu: Bu iki sisterın diğer uzantısıdır. Senarist bu karaktere diğerlerine göre  merhamet ve insanlık yüklemiştir. 

4- Oya: Kendine acı çektirmeye doymayan, ne istediğini bilmeyen, kariyer yapmış ama öteye gitmemiş  bir karakter. İçlerinde  en insan. 

...  para var, evde hizmetli var,  kocalar olmuş kukla, çocuklar ise okulda  "BUGÜN KİME KÖTÜLÜK YAPSAM", TIRNAĞIMA NE RENK OJE SÜRDÜRSEM  ?  Dünya Sarmaşıktan ibaret, Gayesiz  gamsız hayat.  


Hadi bu üçü kafayı kırmış. Sen yıllarca tıp oku, doktor ol. Git bu üç sisterın ayağına,  işten arta  kalan güzelim vaktini yumak olmakla harca. Tırmalayan tırmalayana.

ahanda yapıyorum.

 Önüne  gelene  "O İŞ BENDE " demekten   kocasını  görmeyen Merve,  evliliğine  cheesecake ağacı dikti.  Adam baktı karısı dokunmatik teknolojiye geçmiyor, kendini güncellemiyor  gözü dışarı  kaydı  doğal olarak. 

Doktora yani Oya karakterine  aşık olunca karısını da boşamaya karar verdi. Doktor ile az şey yaşamadılar hani. Berber&müşteri, doktor&hasta, barbie&ken oldular ama  Serhan & Oya olamadılar. Kısaca doktor hanım gitti, Merve kaldı. 


Bir de bu kız var. Burcu.  Evli ve yaşlı adamı kandırması  kolay olur , rahat ederim diyerek sarmaşıktan Arzu' nun kocasını  ayarladı ilk bölümlerde.


Adam karısını boşadı. Çıtır sevgiliden de bıktı. Ben karımı geri istiyorum diye salya sümük ağlıyordu geçtiğimiz bölümlerde. 40 ve sonraki  yaşlar tehlikeli tabi. Kart teke sendromu, andropoz... böyle çarpar adamı :) 


Üç sister dan en az Oya kadar zarar görmüş bir başka kişi daha var ki o da Edip öğretmen. Oya' ya destek amaçlı sarmaşığa adım attığı günden beri onun da ayarları bozuldu. :)  Bir bölümde Oya' ya aşık gibi bir başka bölümde Merve' ye. Sarmaşığın havası onu da bozdu kısaca. 

Dizinin adında olduğu gibi ortada bir cinayet var katil meçhul. Tanıklar dinlenirken dizi film de ilerliyor. Bilmiyorum artık ne zaman sonuçlanır...  




Bu dizinin adını duyduğumda aklıma gelen ikinci görüntü ise şu çocukla babasının lahmacun yediği sahneler.  Çocuğun boğazından sulu yemek geçmedi bir türlü. Varsa yoksa pizza, lahmacun.

Oyunculara sözüm yok. Rollerinin hakkını veriyorlar fakat  hayata katkısı olacak, insanlara faydası olacak türden bir dizi film olarak bulmuyorum. Hatta insanların zihnini bulandırdığı düşüncesindeyim.  Bol bol beyin fırtınası yaptırmaktan öteye gitmiyor bana göre. Tabi ki bunlar benim düşüncelerim. Eminim severek, beğenerek izleyenler de vardır. İzleyenlere iyi seyirler. Ben  artık almayım. 

Bu arada vakit olmadığı için  uzun zamandır film izlemiyorum. Fas ta yaşadığım için sinemadan da takip edemiyorum yeni çıkan filmleri. Ciddi anlamda beğendiğiniz kaliteli film tavsiyeleriniz varsa yorum kısmına bırakırsanız sevinirim. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ALAN ELARABY