2 Kasım 2016 Çarşamba

HAYATIN NERESİNDENSİN? 1 (BAŞLANGIÇ)



"SEN BURAYA FAZLASIN" demişti kadın. Nerede yaşamalıyım gibisinden bir soru yöneltince "BODRUM' DA" diye cevaplamıştı. Şu sanatçıların her yaz akın ettiği meşhur Bodrum'u kastederek.
Çocukken ailem kapı önünden daha uzağa gitmeme izin vermezdi. Hatta yirmili yaşlara geldiğimde bile tek başıma Bursa' ya gitmeme izin yoktu. Anne ve babamın korkularını, beni kafalarında canlandırdıkları kötü senaryolardan  korumak adına verdikleri mücadeleyi anlıyorum fakat ne kadar doğru bir yaklaşım olduğu kesinlikle tartışılır.
Darbuka çalan, frensiz bisikletle en tehlikeli yerlere giden, taksi şoförünün yüzüne kapı aralığından lağım suyu püskürten,  komşu teyzenin evine gelen akraba çocuğun saçına kaka süren(korkunçmuşum), mahallemizden geçen insanlara sapan ile zeytin atan, hafta sonları erkek kardeşini alıp Mehmet amcanın pastahanesine gidip kahvaltı yaparken meyve sularını ŞEREFE diye içtiği için azar işiten bir kızdım. İştahlı ve bir o kadar sıska. Annemin yaptığı bir tepsi kemal paşa tatlısını bir oturuşta yediğim, ablamın kahvaltıda yiyemediği simitleri saklamasını gizlice izleyip mideye indirdiğim günlerim olmuştu.
 +18 muhabbetlerin döndüğü günlerde komşu teyzeleri bir yandan dinleyip bir yandan ödev yapmaya çalışmam, gece kapı önünde oturan annemin arkadaşlarının muhabbetlerine kulak misafiri olmam, eğlenceli insanlara yani Çingenelere  bir mahalle ötede oturmanın kattığı zenginlik, mahallemizde çizgi film ve fıkra karakterine benzeyen insanların çeşitliliği ile hayatım ve karakterime bağdaş kurarak oturmuştu mizah.
Her çocuk gibi unutamadığım anılarım var. Bir yaz günü denize ayaklarımı soktuğumda erkek kardeşimin şakaları yüzünden içki içenlerin denize attığı şişe parçalarıyla ayağımın altının kesilmesini unutamam mesela. Kazadan dolayı değil kazadan sonra olanlardan dolayı. Taliha teyzenin verdiği akıl ile ayağımın altına tütün basılması ve durmayan kanama sonrası teyzemin kucağında otobüse binip  sağlık ocağına gidişimiz. Sağık ocağında ayağıma dikiş atılması gerektiği ve uyuşturucu olmadığı için hastaneye gitmemiz gerektiği... Asansörün olmadığı sağlık ocağından teyzemin yardımı ile inişim, hastaneye gitmek için taksi çağırmamız ve gelen takside BÜLENT ERSOY dan 'AĞLAMA SEVDAM' şarkısının çalması. Bunca koşuşturmaca sonrası hastanede uyuşturmadan dikiş atılması. Bütün bir yaz tek ayak üstünde müstakil bir evin tuvaletine gidip odaya dönebilmek için yaklaşık 15 basamağı hoplaya zıplaya inip çıkmak ve tökezleyip düşmek. Dikişleri aldırmaya gittiğimiz gün hastane kapısı önünde takılıp tekrar düşmek. Böyle bir anının unutulma gibi bir lüksü var mı? 

14 Bölümlük bir yazının sonuna geldik.  Hayatın Neresindensin? İkinci bölümü okumak için tıklayın :  http://sevdaelaraby.blogspot.com/2016/11/hayatin-neresindensin-kerpic-evden-anlar.html
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder