6 Kasım 2016 Pazar

HAYATIN NERESİNDENSİN? 5 (MUDANYA' DA AYDAN ŞENER RÜZGARI)


 

 Mudanya  sonbahar ve kış  mevsimlerinde  rüzgarlı, soğuk ve çekilmezdi. Kar yağdığı ve yerlerin kar tuttuğu günler mutlu olurduk. İşte öyle günlerden bir gün İğneci aralığından gelen çocuklar ile birlikte kontraplak  üstüne oturmuştuk. Aramızdan birinin attığı  sıkı tekme ile  kar tutmuş merdiven basamaklarından uçmuş, duvara, elektik direğine, sağa sola çarparak kaymıştık. Hıdrellez günlerinde ateş yakar, ramazan ayında iftar topunun atılmasına  yakın  mahalleden biraz uzaktaki  yokuşa giderdik. Çamlığa bakıp topun atılmasını izler, top patladıktan sonra da yokuş aşağı Allah Allah  diye bağırarak evlere dağılırdık. 

Bu kadar harala gürele mahallede yaşamaya rağmen 'İÇİNE KAPANIK ' teşhisi konulmuş bir çocuktum. Annem beni açabilmek adına okulda etkinliğe yazdırmıştı. Ben de gösteri gününde heyecanlanıp yapacağım hareketlerin yönünü şaşırmıştım. Bir de Gülden teyzeyi bize oturmaya davet etmemi istediğini  hatırlıyorum ki o tam fiyaskoydu.  Çoğu kişinin evinde olan, eski usul ev telefonundan aramış, kendimi tanıtmıştım. Sanırım annem benden pek umutlu değildi ki ipucu verme gereği duymuş “Hatır sor” diye fısıldamıştı.  Ben de annemi kırmayıp,  Gülden teyzeye “KOCAN NASIL?” demiştim. Hatır sormaya (ismini unuttum şimdi ) bilmem kim amca veya eşiniz değil “Kocan nasıl? “ diye başlamak kesinlikle çok tarzdı.

Gülden teyzenin evinin hemen aşağısında, iftar topunun atılmasını beklediğimiz yokuşun karşısında ki yolda  TAHİR PAŞA KONAĞI vardı. “Yeniden Doğmak”  dizi çekimleri bu konakta olacaktı. Sanatçıların geldiği gün kapının önüne insan yığılmıştı. O kalabalık içinde biz de vardık. Ablamın sevgi pıtırcığı girişken hali, annemin  hükümet gibi etkisi benim kendi halinde duruşum ile kapıda bir müddet bekledikten sonra Aydan Şener’ e ulaşmıştık. Ablam sarılıp öpüyor, bıcır bıcır konuşuyordu. Ben ise çekingen bir şekilde  soru sorulursa cevap veriyordum.. Çok güzel olduğu kadar, dizi çekimleri arasında bizlerle ilgilenecek kadar sabırlıydı. Konaktan çıkarken “Sizi tekrar görmek istiyoruz” demişti ablam. Kapıdaki kişiye ‘Hülya ve Sevda kardeşler’ dememizin yeterli olduğu söylenmişti.



HÜLYA VE SEVDA KARDEŞLER =)
Mudanya’ da Nigar hanımın, Zülfiye hanımın torunları, Rahile ablanın kızlar ve Sami’nin kızları olarak biliniyorduk. Bu listeye bir yenisi daha eklenmişti. HÜLYA VE SEVDA KARDEŞLER. “Açıl susam açıl “ etkisine sahip sihirli bir cümle gibiydi. Çekim aralarında dizi setinin önünde hazırda bekler, Aydan Şener öncelikli tercihimiz olup diğer sanatçıları da görürdük. Ablam İsmet Özhan’ ın yanına ben Aydan Şener’in yanına geçip poz verdiğimizde Aydan Şener’in eski eşi Ayhan Akbin hemen yan sandalyede oturuyordu. Ablam ile aramızda “Acaba onunla da resim çektirse miydik?” “Kıskanmış mıdır?” “Bence kıskandı.” “Yazık, ayıp oldu.” diye  konuşup, düşünecek kadar da ince ruhlu çocuklardık. Şu cümleyi yazarken çok güldüm. Hemen belirteyim ben ince bedenli içten pazarlıklı bir çocuktum. İnce ruhlu ve kurguda zengin olan kişi ablamdı.

Mine Çayıroğlu’ nun ağlama sahneleri olurdu. Mine ağlayamazdı, devreye  giren kişi ” Anneni, babanı düşün.” derdi. Sanırım yaşadığı bir sıkıntıyı hatırlar,  ağlamaya başlar  ve zor susturulurdu. Ağlatmak için kullanılan tekniği eleştirir, Mine için üzülürdük. Eminim ablam halen daha üzülüyordur. Mine Çayıroğlu' nun dizide  canladırdığı Aysel karakterinin ta kendisi Mudanya’ ya gelmişti. Annem duyar duymaz bizi yine önüne katıp Aysel’in olduğu eve götürmüştü. Sarılmış, öpmüş, konuşmuştuk. Daha doğrusu annem ve ablam konuşmuştu. 'HÜLYA VE SEVDA KARDEŞLER AYSEL'İ ZİYARETE GELDİ" diye gazeteye haber olmuştuk. Ablam ve annemin ekip çalışmasına her zaman hayranlık duymuşumdur. Onlar olmasa şu satırları yazacak konuyu zor bulurdum.

Dizi çekimleri bitmiş,  herkes hayatına geri dönmüştü. Annem , Aydan Şener’ in ev adresini öğrenmişti. İrtibatı koparmaya hiç niyeti yoktu. Rahmetli anneannemden miras el sanatları yeteneğini kullanıp Aydan Şener’ in kızı Ayşe Ecem için el örgüsü hediyeler ve daha neler neler  hazırlamış,  göndermişti. Aydan Şener de ablama ayrı bana ayrı Imzalı posterler, imzalı resim, kendisine ait tokalar göndermişti.

İlkokulda sınıfımıza Gencer isimli bir çocuk dahil olmuştu.  Aydan Şener’ i ne kadar çok sevdiğimi öğrenmiş olacak ki gelip gidip “Ben, Aydan Şener’in akrabasıyım” diyordu. Ben de  Soyadı Şener olduğu için dikkat çekmeye çalışıyor, kandırıyor diye düşünüp hiç ciddiye almıyordum. Gencer’ in doğru söylediğine dair verdiği mücadeleler sonucu akraba olduğu gerçeğini öğrenmiştim. Annem hemen bu konuya da el atıp, Gencer’ in ailesi ve diğer akrabaları ile irtibata geçmiş, görüşmelere başlamıştı. Aydan Şener’in annesinin evine oturmaya gitmiş ve daha sonrasında annesi dahil akrabalarını Faizci Hacı dedemden kalma kerpiç evimizde ağırlamıştık. (Ola ki Gencer bu yazımı okursa  selamlar olsun.)

Ablam, İstediği bir  şey olduğunda onu elde etmek için çok ısrarcı davranan bir kızdı. Aydan Şener in benim için göndermiş olduğu toka ve postere göz dikip, sabah, öğle akşam cazip tekliflerle karşıma çıkıyordu.  Evde pasta börek ne varsa kendine düşen payı teklif ediyor üstüne  para, kıyafet, takı gibi  cazip eklemeler de yapıyordu.  “O toka ile posteri bana vereceksin değil mi?” soru cümlesinden sıkılmış, en sonunda teklifini kabul etmiştim fakat Aydan Şener’in Hülya ve Sevda kardeşlere sevgilerle yazdığı fotoğraf halen bende durur. Tekliflere açığım abla.



Yine bir bölüm sonu. 1982 Senesine götüreyim sizleri. Okumak için linki tıklayın :
http://sevdaelaraby.blogspot.com/2016/11/hayatin-neresindensin-sene-1982.html




Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder