8 Kasım 2016 Salı

HAYATIN NERESİNDENSİN? 7- MUDANYA' DA RADYO YAYINI


İlçemizde bir radyo kanalının yayın yapmaya başladığı günlerdi.Bizden fırsat kalırsa Mudanya halkından istek yapanlar, sorulan soruları yanıtlayanlar da oluyordu. Kültürel etkinliğin pek olmadığı o günlerde radyo velinimetti. 

Günlerden bir gün bizden yaşça büyük, evli bir kadın radyodan istek yapmak için aramış, kendini tanıtmış, sıradaki şarkıyı eşinin dostunun adını söyleyip hediye etmişti. Nereden bilebilirdi ki merhum Adnan Şenses’ ten ‘Bizim Mahalle’ şarkısının çalacağını... 'Tavşanı kovaladım tepeden, akşama içeceğim şişeden, civciv çıkacak, kuş çıkacak, dur bakalım bu akşam neler olacak... ' diye gidiyordu şarkının sözleri.   

Mudanya küçük bir ilçeydi ve herkes o radyoyu dinler, birbirini tanırdı. Kadının eşi duymamış olsa da istek şarkısını dinleyen bir başka kişi “senin hanım  tavşan kovalayıp, şişeden içecekmiş” diye manidar bir cümle ile kadının kocasını haberdar edebilirdi.

Yukarı mahalleden arkadaşım Mesut Tanyeri, Hasanbey Mahallesinden de biz radyonun müdavimlerindendik.  Evimizde 7/24 radyo açıktı. Sınıf arkadaşımız Murat’ ta o radyoda çalışıyordu. Hiç unutmam okulda sıra arkadaşım A.  yanıma gelip “Bacağım, Murat’ın bacağına değdi. Hamile kalır mıyım?” diye tuhaf ötesi bir soru sormuştu.  Radyoda çalışan kişi ile soru cümlesinde geçen Murat aynı kişiydi. Haydar Dümen'e giden soruları yabana atmayın. Böyle bir örnek vererek dümenden sorular olmadığı yönünde Türk halkını aydınlatmış olayım.
.
Radyodan aynı kişiler istek yapamadığı için annem, teyzem, kuzenler, ablam, ben kısaca hepimiz sırayla istek şarkısı için canlı yayını arardık. Nereden baksanız her gün 6-7 şarkı sırf bizim için çalardı. Yonca Evcimik ten şarkı dinlemek varken Hüdai Aksu, Güllü vs gibi sanatçılardan istek yapardık. Yarışma programlarından hamsili pilav, sahildeki bir restaurant tan iki kişilik bedava yemek ve duş başlığı kazandığımız olmuştu. Evimizde ordu gibi kedi vardı. Zaten ev açık hava tiyatrosu gibiydi, kovsan da gitmiyorlardı.
Açıkçası kediler kendini zorla besletiyorlardı. Yarışmadan kazandığımız bir tencere hamsili pilav kedilere yaramıştı. Restaurantlar da fena sayılmazdı hani. Radyo ile ilgili eğlenceli anılarımızın olduğu komik günlerdi.

 Ev telefonu olan evler özeldi, havalıydı. Tıpkı siyah beyaz televizyonun olduğu dönemde renkli televizyonu olan evler gibi. Telefon yeni  yeni  herkesin evine girmişti. Sonrasında telefon rehberi bastırılmış ve dağıtılmıştı. Erkek kardeşimin kibar, beyefendi arkadaşlarından Güneş teyzenin oğlu kapımıza gelip, Hakan ı çağırmak için seslenmişti. Cama annem çıkınca “Rahibe teyze nasılsın? “ demişti. Uzun zaman gülmüştük. Biz cesaret edememiştik fakat erkek kardeşim annemi 'rahibe teyze' diyerek epey kızdırmıştı. Telefon rehberini basan firma Rahile yazacağına rahibe yazmıştı kısacası. Telefonun evimize yeni girdiği günlerde babam bir arkadaşını aramak için telefon numarasını eksik çevirince "Sayın abonemiz" ile başlayan tekesekreter konuşmaya başlamıştı. Babam da "Bakın Hanımefendi " ile başlayan bir cümle ile derdini telesekretere anlatmaya çalışmıştıKahkahalarımdan nasibini almıştı.

Babam tez canlı biriydi. Çocukken onunla bir yere yürüyerek gitmek benim için koşu yarışına katılmak gibiydi. O bir adım atardı ki insan adımı değildi. Pergel gibiydi mübarek açılımı. Dışarıdan bakan biri için babasının elini tutmuş, babası yürürken koşan bir çocuktum. Bir gün babam ve ben otobüsle Bursa' ya gittik. Bana en sevdiğim poğaçadan almıştı. Ben de oturduğum koltuktan ön koltukta oturan kadının kuş yuvası saçlarının içine döke saça yemiştim poğaçamı. Kadın, babama “Kızınıza sahip çıkın beyefendi “ derdi babam da gayet sakin “Tamam hanımefendi” derdi. Beni bir kez uyarır bir daha da kendini yormazdı. Rahat adamdı anlayacağınız. Rahmetli Levent Kırca' nın sahnelediği alkol alan adam  taklidini gülerek ve severek izlerdim. Toplum olarak ta çoğumuzun güldüğü ve sevdiği bir karakterdi. Benim babam o karakterin ta kendisiydi. Sadece rahmetli gibi gözlerini şaşı yapmazdı. Yıllarca içkisini kumarını şans oyunlarını eleştirdiğim, zaman zaman alkollü eve geldiğinde utandığım fakat Fas' ta seçimine saygı duymayı, onu olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğim CANIM babamdı benim BABAM.. 
Babamdan sonra rahmetli babaannem, halam ve dahası geldi aklıma. Düşünüyorum da keyifli geçmişti çocukluğum. Bisikletle çarpma olayı favorim. Okumak için linki tıklayın : 
Okuduğunuz için teşekkür ederim 
Sevda ELARABY



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder