12 Kasım 2016 Cumartesi

HAYATIN NERESİNDENSİN? 11- SADECE ARKADAŞIZ


SADECE ARKADAŞTIK
İnternet olmadığı için yazamam diye düşünmüştüm fakat teknoloji yine bana hizmet etmeye karar verdi ve ben de uyku tutmayınca yazayım dedim. 
Geçen hafta yazımda ofis camından müstakbel eşim diye sesli düşündüğüm yabancı adam gözden kaybolmuştu. Sonrasında biraz daha çalışıp, bir iş gününe daha veda etmiştim.

Oturduğum eve giden favori yollarımdan biri sahil boyunca diğeri de postanenin olduğu caddeden dümdüz yürümekti. O kadar güzel bir evde oturuyordum ki eminim görseydiniz imrenirdiniz. Başka bir evde kirada oturduğum günlerde Sebahat ablanın evinin önünden geçerken “ŞU TERAS KATTA YAŞAMAK İSTİYORUM” demiştim.

YUPPİ !!!

Araştırdım ve arkadaşım Yasemin’ in yardımı, Sebahat abla ile aramızda geçen güzel bir diyalog ile evi bana kiraya verdiler.

4 Katlı binanın çatı katındaydı daire. Bir oda bir salon tam bir bekar eviydi. Kapıdan girince estetik boy aynaları ve yanında muhteşem bir  deniz manzarası olan devasa büyüklükte terası vardı. Daha sonraları terasın bakımını yapamadığım, ilgilenemediğim  için terasın büyük bir bölümünü ev sahibim iptal etmiş, bana küçük bir balkon kalmıştı. Salon ve mutfak bir arada olup (Amerikan mutfak) arka bahçeye ve parka bakan balkonu vardı. Çok şık bir şöminesi vardı fakat kaç defa yaktın derseniz en fazla dört veya beş diyebilirim. Kiraladığım gün şöminenin üstünde bir parfüm şişesi dikkatimi çekmişti. Far away Avon. “Aaa bu parfümden ben de kullanıyorum. Bu kimin parfümü?” diye sorduğumda evin  köpeğinin olduğunu öğrenmiştim. Halen daha aklıma geldikçe gülerim.

Haftanın her günü çalıştığım için vakit bulup çok fazla sefasını sürebildiğim, temizlik yapabildiğim ve ilgilenebildiğim söylenemez fakat  o evde yaşlanılmaz yaşanılırdı. Kışın gelen elektrik faturaları hariç bir cennetti diyebilirim. Üçüncü kat yani benim dairenin altına gelen kiracılar sık sık değişirdi. Gülfer abla ve kızı Gamze o daireye taşınan ve komşuluk yaptığım en içten insanlardı. Gülfer abla bir insanın başına gelebilecek en güzel şey bence. Keşke hepiniz onunla tanışmış ve bir dönem komşuluk yapmış olsaydınız. İnsanın ömrüne ömür katan insanlar vardır ya işte bu tarif tam da onu anlatıyor. Açıkçası bütün komşularım, mahallenin genç kızları ve çocukları çok güzel insanlardı. Aklımda hep güzel anılar kalmış. Ev sahibim Sebahat abla ve Fikret ağabey de  insaflı, merhametli, anlayışlı ve modern insanlardı. Hepsine selam olsun. Hayatımdaki rolleri için herkese teşekkür ederim.

 Ev konusu açılınca kendimi evden bahsederken buluverdim. Neyse konuya döneyim. O gün eve sahil yolundan gitmeye karar verdim. Olacak bir şey için evren elindeki tüm malzemeleri kullanır ve oluruna varırdı olması gereken. Bir ara gözüm banklarda oturan iki kişiye takıldı. Bunlardan biri müstakbel eşim dediğim  esmer ötesi adam diğeri de arkadaşıydı sanırım. Bir anlık birbirimize baktık, selam verdi ben de her ne hikmettense selamına cevap verdim  ve robot gibi yürümeye devam ettim. Epey yürüdükten sonra içimden bir ses “Arkandan geliyor, inanmazsan bak” dedi. Hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve önce yavaşladım sonra hafiften dönüp baktım. Ciddi ciddi arkamdan koşturuyordu. Sanırım biraz yavaşlamam için dua etmiş olacak ki içimdeki ses onun duasına cevap verdi. Sahildeki esnaflar tiyatro izler gibi bizi izliyordu. Bütün gözler üzerimizdeydi. Yabancı adama “defol git “ dememi bekliyorlardı besbelli. Çikolata gibi bir adamın tanışmak istemesinin neresi kötü olabilirdi ki? Rahatsızlık verirse polise gidip şikayetçi olacağımı söyleyerek arkadaş olmayı kabul ettim. Kulağa çılgınca geliyor ama öleceğini bilerek yaşamak kadar çılgınca olmadığı kesin. Telefon numaralarımızı verdik vedalaştık.

 Normalde yol ortasında konuşmam hoş karşılanmazdı. “Sami senin kızı gördük” diye başlayan bir cümle ile haber hemen babama uçardı. Sanırım insanların boş boğazlığından ve vakti zamanında her adımıma dikkat etmekten  yeterince bıkmıştım. Milletin ağzı boş ise dolduracak birileri de yoksa onun bunun hayatını konuşmaları olasıydı. İlk randevumuzda 10 dakika oturup bir çay içmiştim ve İngilizce kısaca kendimizden bahsetmiştik. Bir sonraki görüşmemizde Mudanya’ da biraz gezmiştik. Ablam ve teyzeme denk gelmiştik, SADECE ARKADAŞIZ diyerek onlarla da tanıştırmıştım. Koruparka gitmiştik ve giderken  “Arkadaşız derken evlenip gitme sakın” demişti ablam. “Hadi canım daha neler” diye cevaplamıştım. 


BÜYÜK LOKMA YE BÜYÜK SÖZ KONUŞMA! Atalarımız biliyormuş ta konuşuyormuş. 

Sadece Arkadaşız diye yola çıktık. Yol "benimle evlenir misin?  " tabelasına çıktı. Yeni bölümü Okumak için tıklayın :http://sevdaelaraby.blogspot.com/2017/01/hayatin-neresindensin-12-anne-ben-yes.html

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder