13 Kasım 2016 Pazar

HAYATIN NERESiNDENSİN? 12 - ANNE BEN 'YES' DEDİM.



Mostafa’ yı ilk gördüğümde hangi dine mensup hangi ülkenin vatandaşı olduğunu bilmiyordum ama önemsemiyordum da. İyi bir İNSAN olması  benim için yeterliydi. Fas vatandaşı ve Müslüman olduğunu sonradan öğrenmiştim. Birbirimizi tanıma faslı bittikten sonra biraz kültürümüzü tanıtayım, yakın çevreyi gezdireyim dedim ve Bursa civarını imkanım ölçüsünde gezdirdim. Zaten iş nedeniyle  geldiği şirket yeterince ilgilenmiş ve benim gezdirmediğim bir çok yeri daha önceden gezdirmişti.


Kayra Su bebeği ziyaret
 Arkadaşlarım ile tanıştırdım. Zaman zaman arkadaşlarımla yaptığımız programlara dahil ettim.  Doğum yapmış arkadaşımın bebeğini görmeye bile  götürdüm. Çok kısa sürede benim çevremin içine dahil oldu. Baktım düzgün bir insan ve onunla zaman geçirmekten keyif alıyorum arkadaşlıktan terfi etti.

Trilye, Kumyaka, İstanbul...  gezerken bizden yaşça büyük tanıdığımız( Nusret Bey)  hiç ummadığım bir cümle kurup “Sen bu kız ile ciddi düşünüyor musun?” diye soruverdi.  Mostafa "ciddi düşünüyorum"  dedi veya o an  utandığı için öyle söylemek zorunda kaldı. Bir kadına ‘Senin niyetin ne, evlilik düşünüyor musun?’  diye niye sorulmaz? "Evlilik düşünmüyorum, şimdilik takılıyorum" dese (ki erkek der)…  Neyse efendim biz o soruyu ve cevabı unutup gezmeye, eğlenmeye devam ettik.

MEMLEKETTE ADAM ÇOK =)
Fransa’ ya gitmesine sayılı günler kala “ Ben tekrar geleceğim, görüşürüz” dedi Mr. Mostafa. Türkçe meali: ‘Elbet bir gün buluşacağız bu böyle yarım kalmayacak’ oluyordu. Bırak gitsin dönerse senindir veya  dönerse sevindir gibi bir söz vardı. Ne senindir ne sevindir ile uğraşacak zamanım yoktu.  “Seni tanımak çok güzeldi ama sen beni unut, bir daha da gelme“ dedim. Yüzüme boş boş bakınca biraz daha aydınlatma ihtiyacı duydum ve IŞIK ! diye bağırdım Hayat bir oyun ise bunun set çalışanları da olmalı öyle değil mi?.. 
Bütün içtenliğim ile “Zaman ne gösterir bilinmez ola ki cazip bir teklif alırsam değerlendirip evlenebilirim” dedim.

 Veda vaktine sayılı günler kala “Sürpriz sever misin?” diye sormuştu. “Severim” diye cevaplamıştım. Eğlenmek için dışarı çıktığımız bir gece  “BENİMLE EVLENİR MİSİN?” diye sordu. Bazen evleneceğiniz kişiyi uzun zaman tanıma gereği duymazsınız sanki uzun zamandır tanıyormuşsunuz gibi hissedersiniz. İşte böyle bir şeydi. EVET dedim.  Nerede yaşayacağız? “ diye sordum. “Sen nerede istersen” diye cevaplayınca  “Fas’ta yaşamak istiyorum” dedim heyecanla. İlerleyen zamanlarda “ Ben cesaret edemezdim” cümlesini çok duyacaktım. Evren kimin yoluna kimi çıkaracağını bizden iyi biliyordu. 


Mostafa “Ailenden isteyim seni” dedi. Duyacağım cevabı bildiğim halde annemi aradım ve aldığım evlenme teklifi, verdiğim cevaptan bahsettim. Annemi şok etmekte üstüme yoktu. Bir şok daha yaşamış, kan dolaşımı ve kalp atışı sayemde hızlanmıştı. Babamın bu durumu kabul etmeyeceği cevabını almam ile birlikte aileden isteme durumu ortadan kalkmıştı. Annem ile yaptığım telefon görüşmesinden sonra Mostafa’ ya dönüp “Ailem büyük bir şok yaşıyor, durumu kabul etmeleri ve onaylamaları uzun zaman alır. Belki de hiç onaylamazlar “ dedim.  Annem ki olası bir evlilik durumunda İstanbul, Antalya gibi şehirlere gitme fikrime bile sıcak bakmazken AFRİKA’ YA gideceğimi öğrenmişti. Dizi filmde olsa "Bu kız olmadı Sami. Biz nerede hata yaptık?" gibi bir cümle geçerdi şimdi. 


Hayatımızı şekillendiren şey seçimlerimiz değil miydi? Her seçim bir risk değil miydi? Ben seçimimi yapmış, riski göze almıştım. Mostafa’ ya her koşulda  cevabımın evet olacağını açıklamam ile HİSAR KUYUMCULUK ta benim parmağıma altın yüzük, HİSAR GÜMÜŞ te  Mostafa’ nın parmağına gümüş yüzük takarak medeni durumumuzu NİŞANLI olarak güncelledik. 

Nişanlandıktan sonra Mostafa Fransa' ya gitti. Çevremde bir çok kişi geri dönmeyeceğini ve bu nişanlılık durumunun biteceğini umdu. Çok kötü yorumlar, düşünülmeden söylenen hatta hakarete varan sözler işittim. "Her ne olursa olsun yanındayız, desteğiz" gibi bir cümle de sevgiyi ifade ediyordu fakat öğrenilmiş köstek olma durumu  daha çok tercih ediliyordu. Arkadaşımın ablası gezi programında izlediği bir ülkeyi Fas ile karıştırınca "ONLAR KARINCA YİYİYORMUŞ. SENİ DE YERLER. BEMBEYAZSIN DİKKAT ÇEKERSİN..." gibi cümleler kurmuştu. Yüzümü güldüren tek yorum onun yorumu olmuştu. Çok sonradan "Aaa ben yanlış biliyormuşum. Fas değilmiş başka ülkeymiş günahlarını almışım" diye de düzeltmişti cümlesini.

UÇAKTAN İNDİKTEN SONRA
Umulan olmadı, Mostafa Türkiye' ye geri döndü, ailem ile tekrar görüşmek istedi, olumsuz sonuçlandı. "Mostafa iyi birine benziyor. Ona sözümüz yok fakat .biz senin Fas'a gitmeni istemiyoruz" cümleleri havada uçtu. Fas' ta yani Mostafa' nın  ailesinin evinde sıkıntı yoktu. Onlar durumu seve seve kabul etmişlerdi. Hem eşimin ailesi ile tanışmak hem de yaşayacağım ülkeyi görmek istiyordum. Sabrımın sonunda kanatlarım çıkarsa Fas' a uçarak giderim diye düşünmüştüm ama kanatlarım çıkmayınca THY den bilet aldım. Tek başıma gitmeme  teyzemin gönlü razı gelmeyince son anda programıma dahil olmuştu ve  VER ELİNİ KAZA BLA BLA NKA
Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ELARABY





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder