4 Ocak 2018 Perşembe

FAS - TAŞINMA VUKUATLARIMIZ

ADAM BİZE  EV KİRASINI KIYAFET GİBİ GİYDİRDİ 😂
Evlilik işlemleri sırasında eşim Tanca' da uygun fiyata kiraladığı küçük bir evde kalıyordu. Türkiye' ye eşyalarımı toplamaya dönmeden önce maalesef orada bir hafta kalmışlığım var. Evlendikten sonra taşınırım zihniyeti ile kiraladığı külüstür daireyi gördüğümde eşimin kendisine ettiği zulme şaşırmıştım.  

Kapıcı dairesi ve bodrum katının çiftleşmesi gibi bir şeydi gördüğüm manzara. Mutfak yok, banyo yok. Daha önce kurbanlık hayvan kesmişler duvarda kan izleri var. Hayvan bağlasan durmaz. Eşim bütün gün işte olduğu ve geceden geceye yatmak için kullandığı için önemsememiş ama benim az kalsın kalbime iniyordu. Markete eşimle birlikte gitmemiz ve yanımda erkek olmasına rağmen adamların bakışı da cabasıydı. Yani ekmek almaya gidip eve geri dönememek vardı.  "Ben Türkiye' ye gidene kadar ev bakıp bu berbat semt ve yerden taşınıyoruz " demem ile ev bakmaya başladık. İlk taşınma maceramız işte böyle başladı. Daha sonra ise hızımızı alamadık.

 Fas' ta kiralar nasıldır? Hangi semtten ev bakılmalıdır? ... doğal olarak bilmiyordum. Eşim, yıllardır Kazablanka' da  yaşamış. Tanca hakkında pek fikri yoktu. Her sabah erkenden kalkıp emlakçı gezmek, internetten araştırmak derken Tanca' yı tavaf ettik. Ev dediğin  balkonlu, güneş gören, deniz manzaralı olmalıydı. Bir de uygun fiyatlı. Bir emlakçı isteklerimden ötürü benimle dalga geçmişti. Bir emlakçıda ev göstermeyi unutup eşime ne kadar güzel bir karın var demeye başlamıştı. 'Ev arama yolculuğu hapse götürdü' diye haber başlığı büyük puntolarla gözümün önünden geçiyordu. Ev ararken çok abudik gubudik insan tanıdık kısacası. 

ALLAH İÇİN MANZARA GÜZELDİ ❤
Sonunda deniz manzaralı, bahçesi olan, güneş gören, eşyalı bir oda bir salon epeyce tuzlu ev bulduk. 2011 Yılı Aralık  ayında  tuttuğumuz evin kirası 4500 MAD. Dirhem yani 1.666,93 Türk Lirası (internetten döviz dönüştürücüden bakıp, yazdım) ediyordu. Bunun bir de emlakçıya ödenecek tutarı vardı. Sahile sıfır, güzel bir yerdeydi. Otoparkı, kapıcısı, kamera sistemi vardı da vardı. Gönül rahatlığı ile taşındıktan ve sefasını çok kısa sürdükten sonra ben Türkiye' ye döndüm.

2012 Yılına girmeye sayılı günler kala  eşyalarımı alıp Tanca' ya temelli taşındım. Ne kadar manzara güzel olsa da eşim işe gittikten sonra zaman geçmek bilmiyordu. Mis gibi sahil dedim yürüyüşe çıktım, çıkmaz olaydım. O kadar çok laf atan, peşime takılan, arabası ile yanımda duran oluyordu ki korkuyordum. Acaba kıyafetimden mi, saçımdan mı,o mu, bu mu diye sorun bende mi diye düşünüp şekilden şekile girdim fakat değişen bir şey olmuyordu. Para verene kadar gitmeyen dilenciler ise en kötüsüydü.  

Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar kiracıya...
Eşim o dönemler vardiyalı çalışıyordu. Gece işe gittiğinde korkudan sabahladığım çok oldu. Büyük bir siteydi ve kapıcının kafası tahminimce  güzeldi. Bir de arkadaşları geldiğinde konuşmaları sitenin içinde yankılanıyordu. Sitedeki dairelerin tek gecelik konaklamalara, misyon amaçlı gelen şirket çalışanlarına kiraya verildiğini ise sonradan öğrenmiştik. İlk hamileliğim, düşük, kendini kaybolmuş gibi hissetmek... Pek güzel anılarım yoktu bu evde. Bir de üstüne sabaha kadar süren müzik sesleri ilave olmuştu. Daireyi kiraya verirken bunları araştırma zamanımız hiç olmamıştı. Sonradan öğrendik ki sitenin altı boylu boyunca düğün salonuymuş. Fas' ta düğünler sabah ezanına kadar sürer. Kış ayı olmasına rağmen her hafta sonu düğün gürültüsünden uyuyamıyorduk. Yaz olduğunda işimiz işti. Eşim işteyken kapı kilidi de zorlanınca başka bir ev bulup taşınmak farz oldu. 

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk' ün sohbetini ve Saba Tümer' in kahkahalarını ağırladı bu ev.  

Tavuk şaşkınken sevilirmiş. Bu defa gözlerimiz açıldı. Yeni ev arayışında emlakçı yerine eşimin oturduğumuz sitede selamlaştığı bir gençten yardım istedik. Aracı olduğu için biraz para ödeyerek bu defa Tanca' nın sonunda iki oda bir salon ev bulduk. Yine güneş,deniz görüyordu. Balkonu vardı, caddeye bakıyordu. Mutfak ve banyosu gayet şık büyük bir daireydi. Buranın kirası ise 2012 Yılında 3000 Dirhem yani 1.111,29 Türk Lirasıydı. Elektrik ve su faturası ödemesi ise ev sahibine aitti. Daha ne olsun? 

Eşyalı daireden çıkmıştık ve aman aman eşyamız yoktu. Mostafa' nın ilk taşındığı eve aldığı azıcık eşya vardı. Eve taşınınca İstikbal Mobilya ya gidip salon takımı aldık. Şimdiki aklım olsa Fas salon takımı aldırırdım. Ben zaten vitrin, ıvır, zıvır seven biri değilim. Ev dediğin nefes almalıydı. Perde takacak zımbırtısı da olmadığı için perde olayına girmedik. Yatak odası ve küçük oda tabii ki böyle boylu boyunca cam değildi. Şeffaf hayatlar yaşamadık kısacası. 

Ben bu evi aslında çok sevdim. Pastahaneden arkadaşlar edindim. El emeklerimi bu evde sattım. Alt komşum ile bu evde tanıştım. Alt komşum benim yaşlarımdaydı. Evliydi, kızı vardı ve ikinci çocuğuna hamileydi. Beni çok çabuk sahiplenmiş, arkadaş çevresine tanıtmış, ailesine dahil etmişti. Sayesinde hayatım biraz canlanmıştı. Artıları kadar eksileri de vardı komşuluğun. Hiç unutmam Türkiye' ye giden benden yaşça epey büyük bir ablam  "komşunun istediği bir şey olursa alırım" demişti. VALİZ BÜYÜKLÜĞÜNDE yatak odası takımı isteyerek GUINNESS REKORLAR KİTABINA GİRMEYE HAK KAZANMIŞTI. Tabii ki böyle bir isteği ciddiye almadım. Eşarp, lokum, kahve tarzı küçük isteklerden bahsetmişti teklifi yapan kişi. 

TANCA DEĞİL MARAKEŞ FAKAT TAKSİLER AYNI 
Bu semtte beyaz büyük taksilerin durağı vardı. Durağa bir isim verilecek olsaydı ismi KONSERVE KUTUSUNDA HAYATLAR olurdu.  Taksiye altı kişi bindikten sonra hareket ediyor ve şehrin belirli bölgesinde şoför yolcuları dehliyordu. Ön koltukta iki kişi, arka koltukta dört kişi yapış yapış, sıkış, tıkış, içli dışlı ...vs. Bizim tercihimiz istediğimiz istikamete götüren, ön koltuğa 1 kişi, arka koltuğa 2 kişi alan toplam üç yolcu taşıyan mavi taksiydi. Semt şehrin uzağında&dışında olduğu için mavi taksi bulmak zor oluyordu. Rahatsızlandığım ve uzun süre doktor tedavim için şehir merkezine gitmem gereken günlerde vazgeçtim bu semtte yaşamaktan. Üstüne ev sahibi elektrik ve su faturalarını da kiracı ödeyecek kuralı koyunca haydi abbas vakit tamam dedik. 


Ev arayışlarımız sonucu Tanca' nın diğer ucunda bir oda bir salon, güneş gören, mutfağı sevimli, yayla gibi terası olan, yeşillik ve cadde manzaralı bir ev bulduk. "Hemen tutalım" dedim. Teras için planlarım vardı. 2013 Yılı Ağustos ayında taşındık. Kirası 2000 Dirhem yani 740,86 Türk Lirası ediyordu. Asansör yok, dördüncü kat, merdivenleri dik ve az nüfuslu bir apartman. 

Hayatın akmadığı yerde trafiğin akışı ile mutlu oluruz.
Düğün organizasyonlarının yapıldığı villalar bölgesi olduğunu ise sonradan öğrenmiştik Villalar bize yakın olmadığı için sorun etmedik. Taşındıktan kısa zaman sonra evimizi karıncalar bastı. Prizin içinden bile karınca çıkıyordu. Üstümüzde karınca yürüyordu. Neler denedik te kurtulamadık. En sonunda çok etkili bir ilaç kullanmak zorunda kaldık ve karıncalara veda ettik. 

Ardından elektrik ve su sıkıntısı patlak verdi. Meğer elektriği alt komşudan alacakmışız, su ise yaz aylarında dördüncü kata pek çıkamazmış. Yorulurmuş. 😃 Taşınmaya mola verdik ve evin tadını çıkarmaya çalıştık. Bir önceki evde komşuluk deneyimimden sonra komşu edinesim yoktu. Nereye gidiyorsun,  nereden geliyorsun, evinize kim geldi gibi hesap soran sorular başta olmak üzere kişisel alanıma fazla yaklaşılmasından hoşlanmıyordum. Bunu yeterince deneyimleyip, eşim ile birlikte bu olaylardan sıkıldıktan sonra tekrar yaşamak istemediğimizden uzun zaman kimseye selam vermedim. 

EVLERDEN UZAK
Bir müddet sonra alt katta oturan kadın ile apartman içinde yan yana ve göz göze gelince ister istemez selamlaştım. Allahım neydi günahım? Kadın çat kapı elinde hamur işleri, yemekler ile geliyor, evine davet ediyor, kızları ingilizce konuşuyor derken bir baktım elimi verip kolumu kaptırmıştım. 

Hiç unutmam bir gün "gel yemek yiyelim" diye o kadar çok ısrar etti ki gitmek zorunda kaldım. İç çamaşırı mı desem eski bir tshirt mü hatırlamıyorum mutfak tezgahında mutfak bezi olarak kullanılıyordu. O bezi orada gördükten sonra zaten bende iştah falan kalmadı. 

Bir diğer komşu da ikinci katta oturuyordu. Enine doğru gelişme yaşamış, kapıya bornozla çıkan Feriştah gibi bir kadındı. Apartmanı kim inşaa ettiyse ve hangi akıl ile yaptıysa  ikinci ve üçüncü katın banyosunun camı apartmanın içine bakıyordu. Eşim ile bir gün apartmanın merdivenlerinden inerken ikinci kattaki feriştah komşunun banyo camının açık olduğunu ve şaldır şuldur su dökündüğünü gördük. Bir anlık film fragmanı izlemiş kadar olduk. 

Bu iki kadın yani alt kat ve feriştah zaman zaman anlam veremediğim müzikli partiler veriyordu. Evin kapısını sonuna kadar açıp, müzik sesini apartmanın içine veriyorlardı.Müzik sabah ezanına kadar sürüyordu. İkinci kattaki feriştah yenge bekardı. Üçüncü kattaki kadının da kocası eve gelmiyordu. Kadın sinir hastasıydı ve biz selamlaşmaya, görüşmeye başlayınca üstüne rahatlık gelmiş, maskesini çıkarmıştı. Evin içinde çocuklarına avaz avaz bağırıyor zaman zaman ağlama krizi yaşıyordu. 

TEMSİLİ FOTOĞRAF
Nereden geliyorsun? Ne aldın? Kim geldi? Kadın cam dibinde benim hayatımı gözetlemeye başlamıştı. Gezmekten döndüğüm zamanlarda tam onun kapısına geldiğimde kapıyı açıp hal hatır sorusu ile giriş konuşması yapıyor ardından sorularını sıralıyordu. "Nasıl bir cehenneme düştük böyle?" diye düşünmeye başlamıştık karı koca. 

Fas' ta her binanın en üst katında bir teras vardır ve ortak alandır. Rahatsız olduğum bir gece kadının kızları yine terasa çıkıp  şarkı söylemeye başlayınca bana beklediğim misafirler sağlı sollu geldiler. Teras kata çıkıp biraz sert ses tonu ile uyardım. Sonra olanlar oldu. Sabaha kadar müzik sesini sonuna kadar açıp dans etmeler, terasta tepemde tepinmeler... eziyet ettiler. Her insan hem iyidir hem kötüdür. 

Yeter artık onların dilinden konuşacağım diyerek günlerce son ses metal müzik yayını yaptım. Hızımı alamadım takunya tarzı terliğim vardı. Bir hafta tepelerinde yürüdüm, nal topladılar. 2014 Yılının ilk günü mutfak camından dışarı bakmam ile birlikte yan binadaki pislik komşu adamın teras kapısını açıp, ani hareketle dışarıya hacetini etmesi ile "Evren, gönderdiğin mesajı aldım, görgüm epeyce arttı. Bu evden taşınıyorum" dedim. 

Eşim ve ben ortak karar alıp tekrar taşınmaya karar verdik. 2014 Yılı Ocak ayının son günlerindeydi sanırım ev bulduk ve taşındık.  Evi tutmadan önce benim de görmem gerekiyordu. Balkon yok, deniz manzarası yok, mutfak ve yatak odası güneş görmüyor, hatta başka apartmanların olduğu boşluğu görüyor. Gözlerimden ister istemez yaşlar süzüldü. Sonuçta insan ömrünün bir bölümü evde geçiyordu ve bu evde ömrümü geçirmek istemiyordum. İçime sinmedi fakat Mostafa' yı daha fazla zora sokmaya hakkım yoktu. Evi kiraladık.

Tanca' nın göbeğine taşınmıştık. İki oda bir salondu. Asansör, kapıcı, düzgün ve samimi esnaflar ile önce muhit daha sonra evi sevdim. 2014 Yılında kiraladığımız bu eve  2500 Dirhem yani 926,07 Türk Lirası ödüyoruz üç yıldır. Türkiye' de bu paraya çok daha güzel ev bulabileceğimi biliyorum fakat Fas' ın diğer şehirleri ile kıyaslama yapacak kadar bilgim yok.  

ÜST KOMŞUNUN ESERİ
İlk sene her gece üst katta seyircisiz maç oynanıyordu Neyse ki sonunda  taşındılar. Onlar ile ilgili yazılacak çok şey var da ben kısaca özetleyim: kucaklaşmanın kitabını destan gibi yazdılar.

 Yatak odası ve mutfak camından baktığımızda ise diğer apartmanda oturan fakat evin bir odasının camı apartman boşluğuna bakan, görüş mesafemde, perdesi açık, iç çamaşırı ile gezen balık etliden hallice bir komşum vardı. Kadın her gece ne renk çamaşır giydiğini bizlerle paylaşacak kadar şeffaf bir insandı. Üç yıldır kadının mizacında ve vücut ölçülerinde bir değişim yok. Bu yaz bakalım hangi kreasyondan takılacak...

 Apartmandan komşuluk yapmak için adım atanlar oldu fakat benden bir adım görmeyince ellerini, ayaklarını çektiler. Bu tecrübenin adına DERSİNİ ALMIŞ TA EDİYOR EZBER  tecrübesi deniyor. Sonuçta insan seviyorum fakat komşu ile insan aynı şeyler değil benim nazarımda. En azından bu ülkede. Komşuyu uzaktan kucaklamayı seviyorum. O kadar çok seviyorum ki çok çok uzaktan. 

Bugün apartmanın karşısındaki kafede otururken uzun zamandır aynı evde oturduğumuzu fark ettim. "Taşınmak istiyorum" dedim içimden. Öyle uzaklara değil.  Aynı apartmanda üst kata, caddeyi gören, üç oda bir salon, balkonlu, ferah dairelerden birine. Hadi hayırlısı...

Uzun bir yazı oldu. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sevda ELARABY

2 yorum:

  1. Rica ederim. Akıcı yazmışsınız, şöyle bir bakarım dedim ama kaptırıp sonuna kadar okudum. Biraz espriye vurmuşsunuz, iyi de olmuş; hem sizin ruh haliniz için, hem de yazıyı keyifli yapmış. Fakat yaşadıklarınız hiç de eğlenceli şeyler değil. Instagram sayfanızı şu ana takibe aldım. (Binkelam)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşandı bitti olunca eğlenceli yönleri geçmişten el sallıyor. Teşekkür ederim. Evet, ınstagram hesabımda sizi gördüm. Fas' tan sevgiler, selamlar.

      Sil