18 Ocak 2018 Perşembe

FAS ASANSÖRÜNÜN MUAYYEN GÜNÜ- MADAM BEKLİYORDUM ADAM ÇIKTI


Vukuat 1:
Fas' ta defalarca taşınma aktivitesinden sonra yerimizi sabitlemiştik. O kadar aksiyondan sonra hayatıma  hareket katma gereği duydum. Arkadaşım gittiği bir spor salonunu tavsiye edince hemen kayıt oldum.

Kayıt ücreti dahil ilk  500 Dirhem, aylık 300 Dirhem ödeyecektim.  Evimize 20 dakika yürüyüş mesafesinde, bir apartmanın zemin katındaydı salon. Sabahtan spora  gidemezsen öğleden sonra programa katılma şansı olup haftanın  üç günü program vardı.

Dar alanda herkesin birbirini gördüğü yere giyinme soyunma alanı deniliyordu. Lise yıllarında beden eğitimi dersi öncesi ve sonrası hazırlandığımız soyunma odasını andırıyordu.  😂 Spor ayakkabımı giyme dışında kullanmadım. Bir de duş vardı. Onu da hiç kullanmayı düşünmedim.


Edi ve büdü gibi karı &koca takıldığımız, zamanımızın gani gani olduğu, çocuk öncesi dönemler. Gece geç vakte kadar film izle, geç vakit yat modunda yaşıyordum. Yine geç vakit yattığım bir geceydi ve  sabah spora gidecektim. Uykumu almadan spora gitmek hiç te sağlıklı değildi ama olmuştu bir kere.  Hareketleri yaptıran kadın  çılgınlar gibi enerjikti. Ne yedin ne içtin be kadın? 😂 Diğer Fas' lı kadınlar ve salonun sonunda herkesi izleme görüşünde olan yaşlı kadın bile hoplaya zıplaya hareketleri yapıyordu. Herkesin içine atom karınca girmiş mübarek. Ben de  takım ruhuna ayak uydurayım en iyisi derken  hoşafım çıkmıştı.

Salonda bir arkadaşım Türk,  diğer arkadaşım da Lübnan' lı. Biz takım içinde kendi Cumhuriyetimizi ilan etmiştik. Bir ara salonda Türk olduğum ve eşimin Fas' lı olduğu konusu gündeme gelince  kadının biri spor yapmak için bulunduğu yerden koşarak yanıma gelmişti Merakın yaptıramayacağı şey yoktu. 😂😂  Oryantalden step e, step ten aerobik harekete kadar neler neler yaptık. Ne salon muş yahu. Bir sene  istikrarlı gitseydim kıvırmanın kitabını yazardım büyük ihtimal.

 Spor bittikten sonra bacaklarım pergel gibi açılmıştı. Spora yazıldığım gün ham madde, takoz gibiyken hafiflemiştim. Eve giden yolu  yürümüyor adeta kelebekler gibi uçuyordum. Spor gerçekten insanın yaşam kalitesini olumlu anlamda etkiliyordu.

 Apartman uzaktan görününce derin bir 'Oh! x derin' çektim. Uyku, yatağım, yastığım gözümde tütüyordu. Apartmana girdim, asansörün 3. Kat düğmesine bastım. Bu arada montum,  atkım, şapkam ile tanınmaz haldeyim. Yüzüm ise görünmüyordu.

 Asansör durdu. Yaşasın eve geldim. Asansörden indim, evin kapısına yöneldim, anahtarı kapı kilidine sokmaya çalıştım çalıştım, olmadı. O an ışık söndü. Neyse düğmesini bulup bastım ve aydınlanma yaşadım. Tekrar kapı kilidini zorladım. Durdum  ve " Bu kapı bizim kapı değilmiş bi de " dedim ve kapının numarasına öylesine baktım. Cidden bizim kapı değildi. Yüzüm ne renk oldu göremedim ama içimden bir ses "ne duruyorsun uza! " diye bağırdı. Nasıl kaçtığımı dün gibi hatırlıyorum. Meğer asansör 3. Katta değil 1. Katta durmuş. Sanırım asansörün muayyen gününe denk gelmiştim. Güvenip tekrar asansöre bindim 3. Kata bastım. Yine asansör durdu, evin kapısına yöneldim. Yorgun bir şekilde cebimden anahtarı çıkardım. Tam anahtarı kapı kilidine sokacaktım ki gülerek "he he bu da bizim evin kapısı olmazmış"  dedim ve kapı numarasına baktım.  Ciddi ciddi bizim evin kapısı değildi. Bu defa da 2. Katta Durmuştu Asansör.

  Ben kapı kilidi zorlarken ya kapıyı evde oturan kişi açsaydı... içeri çekip yer misin yemez misin😂😃 yiyeceğim sopa, emniyette ifade verme aman Allahım düşüncesi bile dudak uçuklatır. Sonuçta kimse beni tanımıyor. Apartmana yeni taşınmışız. Nedir ne değildir bir izlenim bırakmamışız. Neyse ki başıma bir hal gelmeden,  hırsız muamelesi görmeden bu olaydan sıyrılıp nihayet evin kapısını buldum.

Kıssadan hisse asansöre güvenmeyin. Onların da özel günleri oluyor. 😂😂

😲😲😲😲😲😲😲😲😲😲😲😲😲😲



 Vukuat 2:
Sabah yürüyüşüne gidebilmek için erken kalktığım bir sabahtı. Ne oluyorsa zaten sabah oluyor. "Bu sabahların bir anlamı olmalı" diyordu VEGA.

 Arkadaşım ile bizim evin önünde buluşmak için sözleşmiştik. Evden çıkarken telefona çağrı bırakacak, ben de kapı önüne inecektim. Arabayla durup beklemesin, park edecek yer bulamaz belki düşüncesiyle bu yöntemi düşünmüştük. Hem zaman da kazanacaktık.

Arkadaşımdan çağrı geldiği gibi hızla son kontrolü yapıp (anahtar vs)  kapı önüne indim. Karşı yolda marketin gerisinde bekliyordu araba. Hay Allah biraz geç kalmıştım, park etmiş diye düşünüp yolun karşısına, aracın durduğu yere geçtim.  Bir hışımla kapıyı açtım. Tam 'Günaydın şekerpare" dedim, arabaya binmek için eğildim ki aracın içindeki adam korkuyla  "No No No" demeye başladı. "LO ne olmuş benim arkadaşa ?" dedim. O an gözlerim yuvalarından fırladı.  Arkadaşım 'MADAM' dı 'ADAM' olmuş!  Ben neredeyim? Bu kimin arabası? Arkadaşım nerede? ... Kafamda deli sorular.

Belli ki yanlış arabanın kapısını açmıştım. Morarmış bir ifadeyle Sorry sorry diyerek aracın kapısını kapattım. Adam  kim bilir neler düşündü?  (... sen alacak duj  😨) Arkadaşım  gelse de adam da görse araçların aynı model olduğunu diye içimden geçirdim ama nafile.

"Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe sırf sana benziyor diye
Usulca sokulup
' Merhaba' dedim "

diyen Leman Sam' ı daha iyi anlıyordum. Aynı olayın morcivertini yaşamıştım. Arabalar benziyordu ve olay sabah saatlerinde yaşanmıştı.  Adam arkadaşımın arabası gelmeden gitmiş, ardından  arkadaşım gelmişti. 😅

Fas' ta ikinci kapı vukuatım olan bu yaşanmışlık,  ilk üçe girerek gümüş madalyayı kazandı. 😂😂 Umarım üçüncü bir vukuatım olmaz.

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ELARABY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder